Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-24T19:46:32+02:00

şarkı belli sözleri belli ritimlerle söylemektir 

 

0
  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-24T19:46:33+02:00

İnsan sesiyle oluşturulan bir müzik parçasıdır. Şarkının en önemli özelliği ezgisinin sözcüklerden oluşmasıdır. Bu sözcüklere "güfte" ya da "şarkı sözü" denir. Bir şarkıda, güfte denen ve sözcüklerden oluşan bir ilk yapı ile bu güftenin müziğe uyarlarımasıyla ortaya çıkan ve "beste" denen ikinci bir yapı vardır. Şarkı dendiği zaman güfte ve besteden oluşan bu ikili yapı akla gelir. Hiç anlamı olmayan sözcük ya da ses birimlerinden de oluşan şarkılar olmakla birlikte, şarkı belirli bir anlam taşıyan sözcük dizilerinden oluşur. Çok eski dönemlerden beri insanların şarkı söylediği bilinmektedir. Dinsel törenlerde, toplu çalışmalarda, askerlerin yürüyüşleri sı-
rasında söylenen şarkılar yapılan iş ya da eylemin bir parçası gibiydi. Özellikle dinsel törenlerde şarkının önemli bir yeri vardı. İnsanlar sevgi, acı, sevinç, keder gibi değişik duygularını anlatmak için şarkıya başvurdular. Böylece şarkı zamanla gelişti ve müzik alanında kendine özgü bir yer edindi. Temel yapısında büyük bir değişme olmamakla birlikte bazı kurallara bağlarıdı. Bizim türkü dediğimiz halk şarkılarından ayrı bir yapı kazandı. Bu nedenle "insan sesi için bestelenmiş parça" ya da "insan sesi tarafından seslendirilen parça" diye tanımlanmaya başlandı.
Avrupa'da bilinen en eski şarkılar 11. yüzyıldan kalmadır. Fransa'da ortaya çıkan bu ürünler gezgin halk şairlerinin ya da ozanların ve destan şairlerinin ürünleridir. Bu dönemde Fransa'nın güneyinde ve kuzeyindeki ozanlara farklı adlar veriliyordu. Bu ozanlar, sanatlarını sergilemek ve izleyenleri eğlendirmek için bir kaleden bir başkasına gider ve bu nedenle de gezgin bir yaşam sürerlerdi. Kısaca ozan dediğimiz bu şair müzikçiler konusunda FRANSIZ EDEBİYATTnda daha geniş bilgi bulabilirsiniz. Bu dönemde Almanya'da da aynı işlevi yerine getiren ozanlar (minstrel) vardı (bak. ALMAN EDEBİYATI).
İngiltere'de Kraliçe I. Elizabeth döneminde, İtalya'dan gelen yeni bir şarkı türü ortaya çıktı. "Madrigal" adı verilen bu şarkı türü, herhangi bir çalgıyla eşlik edilmeyen iki, üç ya da dört ses için yazılmıştı (bak. MADRİGAL). Aynı dönemde İngiltere'de tek ses için bestelenmiş ilginç şarkılar da vardı. Kederli ya da neşeli ve hoş tonlarla dolu bu şarkılara ayre deniyor ve bu şarkılar bir çeşit telli saz olan lavta eşliğinde söyleniyordu.
Sonraki 200 yıl (17. ve 18. yüzyıllar) boyunca, besteciler çoğunlukla operalar yazdılar ya da çalgılar için besteler yaptılar ve solo denen tek ses için bestelenen şarkılar üzerinde pek durmadılar. Haydn, Mozart ve Beethoven gibi bestecilerin yazdığı çok az şarkı vardır. Bu şarkılar operalardaki (bak. Opera) aryalara benziyorlardı. Bununla birlikte, 19. yüzyılın ilk yıllarında şarkıyı layık olduğu yere getiren Beethoven olmuştur. Bundan sonra tanınmış besteciler çok çeşitli türlerde şarkılar bestelemişlerdir.
Tüm bu bestecilerin en büyüğü, yeni ve şiirsel bir şarkı türü yaratmış olan Schubert' tir. Bu yeni şarkı türüne Almanca'da lied adı verildi. Schubert 600'den fazla lied yazdı; bunlarda, sıcak ve dokunaklı duyguları dile getirdi. Ayrıca Goethe ve Schiller'in şiirlerini de besteledi. Schubert'ten birkaç yaş küçük olan Schumann da çok sayıda şarkı yazdı. Schumann, Heinrich Heine ve Joseph von Eichendorff gibi bazı şairlerin şiirlerini besteledi. Daha sonraki şarkı bestecileri arasında Avusturyalı Hugo Wolf vardı. Özellikle Goethe ve Eduard Mörike'nin şiirleriyle yaptığı bestelerde, güfte ile beste arasındaki uyum konusunda büyük titizlik gösterdi. Brahms, Richard Strauss ve Gustav Mahler, şarkılarıbugün de sık sık duyulan bestecilerdir.
Bu arada Fransız besteciler, akıcı ve müzikal tınılarla dolu, sanson adlı bir şarkı türü yarattılar. Fransızca'nın sesi, Almanca'nınkinden tümüyle farklıydı ve Fransız besteciler doğal olarak, kendi dillerinin özelliklerine uygun müziği yazmayı denediler. 19. yüzyıl Fransa'sında, belki en büyük şarkı yazan Henri Duparc'tı. 1870'lerde sağlığı bozulmadan önce yalnızca 12 şarkı yazmış olmasına karşın, bu şarkılar sanatçının olağanüstü ürünleriydi. Onu, Gabriel Faure ve 20. yüzyılda Debussy, Ravel ve Francis Poulenc izledi.
19. yüzyılın en güzel Rus şarkılarıarasında, Modest Mussorgski'nin küçük bir çocuğun yaşamından kesitler veren Çocuk Odası adlı şarkı dizisi vardır, Mussorgski, Goethe'nin Faust'unun Rusça'ya çevrilmiş bir özetinden yaptığı Mefistofeles'in Pire Şarkısı adlı bestesiyle de tanınır. Çaykovski ve Aleksandr Borodin'in de güzel şarkı besteleri vardır.
İngiltere'de 19. yüzyıl boyunca en sevilen şarkılar "balad" adı verilenlerdi. Kimse bunlara neden balad dendiğini bilmiyordu, çünkü eski baladlara benzemiyorlardı ve müzik açısından da pek güzel değillerdi (bak. Balad). Yüzyılın sonunda birkaç besteci şarkı bestesine yenilik getirdi. Arthur Somervell, güfte olarak Tennyson'ın Maud adlı şiirinden kaynaklarıan bir şarkı dizisi yazdı (bak. Tennyson, Alfred). Vaughan Williams ve John Irelarıd, A. E. Housman'm şiirlerinden birkaçını, özüne bağlı kalarak başanyla besteledi. Asıl adı Philip Heseltine olan Peter Warlock ise W. B. Yeats'in şiirlerini besteledi. Michael Tippett iki şarkı bestesi yazdı: Çocukluk Döneminin Sonu (1943) ve Kalplerin İnancı (1951). Ben-jamin Britten, Serenad (1943), Ninnilerin Büyüsü (1947) ve Nocturne (1958) adlı şarkı besteleriyle ünlüdür. Birkaç tane folk şarkısı düzenlemesi de yapmıştır.

2 5 2