Cevaplar

2012-12-25T16:19:40+02:00

fast - fast (hızlı)
hard - hard  (zor, güç)
early - early (erken)
late - late (geç)
high - high (yüksek)
low - low (alçak)
near - near (yakın)
far - far (uzak)
deep - deep (derin)
much - much (çok)
little - little (az)
direct - direct (doğrudan)
wrong - wrong (yanlış)
enough - enough (yeterli)
pretty - pretty (hoş, tatlı)
straight - straight (düz, direk)
kindly - kindly (nazik)

high: yüksek - highly: ziyadesiyle 
low: alçak - lowly : tevazuyla 
near: yakın - nearly: neredeyse

0
2012-12-25T17:00:39+02:00

- He is a slow player. (O yavaş bir oyuncudur.)
- He plays slowly. (O yavaş oynar.)

- He is a brave boy. (O cesur bir çocuktur.)
- He fights bravely. (Cesurca kavga eder.)

- She is a happy girl. (O mutlu bir kızdır.)
- She is dancing happily. (O mutlu bir şekilde dansediyor.)

- My dad is very sad today. (Babam bugün çok üzgün.)
- The singer is singing sadly. (Şarkıcı üzgün şarkı söylüyor.)

- John is a quick player. (John hızlı bir oyuncudur.)
- John plays basketball quickly. (John hızlı bir şekilde basketbol oynar.)

- Some students are really bad. (Bazı öğrenciler gerçekten çok kötü.)
- Some students behave badly in the classroom. (Bazı öğrenciler sınıfta kötü davranıyorlar.)

- Mr. Halloway is a good teacher. (Bay Halloway iyi bir öğretmendir.)
- He teaches well. (O iyi öğretir.)

I want a fast car. (Hızlı bir araba istiyorum.)
My car must go fast. (Arabam hızlı gitmeli.)

There is a bus-stop near my house. (Evimin yakınında bir otobüs durağı var.)
The bus goes near my house. (Otobüs evimin yakınından geçer.)

Deep rivers are dangerous. (Derin nehirler tehlikelidir.)
Don’t dive very deep. (Fazla derine dalma.)

The traffic sign is wrong. (Levha yanlış.)
People will get it wrong. (İnsanlar onu yanlış algılayacaklar.)

The wall around the garden is high. (Bahçenin etrafındaki duvar yüksek.)
The trees near it grow high too. (Yanındaki ağaçlar da yükseliyor)

0