hz muhammed hz hatice ile evliliği. kaç çocuğu olduğu. nasıl ve nerede karşılaştılar. kaç yılında evlendiler. kaç yaşında evlendiler.lütfen acilllllllll ................................ yanlış yapmayın biraz uzun biraz kısa hepsi bir yazının içinde ve anlamlı olsun.ne olur çabuk.acilllll..site de olur :) :D

2

Cevaplar

2012-12-25T16:37:57+02:00

6 çocuğu oldu 2si erkek 4ü kız erkeklerin adı kasım,abdullah kızların adı ise zeynep,rukiye,ümmü gülsüm,fatıma

hatice peygamberimizin kendi kervanına başkanlık etmesini söyledi orda karşılaştılar sonrada hz. hatice peygamberinize evlenme teklifi etti ve böylece evlendiler.hz. hatice evlendiğinde 40 peygamberimiz ise 25 yaşında idi. 

ama kaç yılında evlendiklerini bilmiyorum 

4 3 4
En İyi Cevap!
2012-12-25T17:22:40+02:00

25 yaşında bizzat kendisinin idare ettiği bir ticaret kervanı Hz. Muhammed’i Hz. Hatice ile karşılaştırdı ve aralarında gerçekleşen evlilik, Hz. Muhammed’in amcası Ebû Tâlib’in yanından ayrılıp yeni bir aile yuvası kurmasını sağladı. Hz. Peygamber’in bu evlilik dolayısıyla Hz. Hatice’den altı çocuğu olmuştu. Bunlardan dördü kız olup Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Külsüm ve Fâtıma adlarını almışlardı. Bunların dördü de babalarının peygamberliğine erişmişler ve O’na iman ederek hicret etmişlerdir. Oğulları ise Kasım ve Abdullah adını taşıyordu. Hz. Peygamber’in ilk oğlunun adı Kasım olduğu için kendisine Ebû’l-Kâsım künyesi verilmişti. Bazı kaynaklar bunlardan başka Hz. Peygamber’in Tayyib ve Tâhir adında iki oğlu daha olduğunu zikrederken, diğer bazı kaynaklar bu son iki ismin Abdullah’ın lâkabı olduğunu belirtmişlerdir. Hicretten sonra doğan oğlu İbrahim ise Mısırlı câriye Mâriye’dendir. Hz. Peygamber’in bütün erkek çocukları henüz küçük yaşlarda vefat etmişlerdi.

Hz. Hatice ile evliliğinden sonra Peygamber Efendimiz ailenin geçimini ticaret yoluyla sağlamaya çalışmış, bazan ortaklık yoluyla, bazan müstakil olarak ticaret yapmıştı Hz. Muhammed, bu ticarî muamelelerindeki dürüstlüğü, doğru sözlülüğü, ahde vefası, âdil ve âlicenâb davranışları, herkes hakkında iyimser davranıp elinden gelen iyilik ve yardımı yapması, yoksulun, muhtacın elinden tutması, yakınlarına ve akrabalarına karşı gösterdiği ilgi, ahlâkî olgunluk ve rûhî üstünlükleri ile derhal temâyüz etmiş, çevrede herkesin güvenip itibar ettiği, sayıp sevdiği bir kişi hâline gelmişti. Bu sebeple Mekkeliler kendisine “el-Emîn = güvenilir kişi” lâkabını vermişlerdi.

3 5 3