×

ÖDEVİNE ÜCRETSİZ YARDIM AL!

NEDEN EODEV'E KATILMALIYIM?

  • Derslerin hakkında sorular sor
  • Açıklayıcı çözümlerle daha iyi öğren
  • Benzer ödevlere göz at

Cevaplar

ALTIN PERÇEMLİ ÇOCUKLA SIRMA SAÇLI KIZ
Zaman zaman içinde, kalbur saman işinde cinler cirit oynarken eski hamam içinde nerde var, nerde yok bir sinek geldi, vızıldadı havaya; yağını süzdük üç yüz altmış tavaya, derisini sattık yüz binlerce liraya; kemiklerinden de bir köprü kurduk Çukurova'ya; vay ne köprü, bu köprü; kıldan ince, kılıçtan keskin! Ne dün ne demin; bugüne bugün, iki adam geçti; biri zayıf, biri şişman; biri dost, biri düşman; geçen de pişman, geçmeycn de pişman; Sırat köprüsü mü desem, ecel köprüsü mü desem ne desem, doğru mu desem, yalan mı desem, ne desem?
O yalan, bu yalan; minareyi çalıp da kılıfını hazırlayan. bu da mı yalan?
O yalan, bu yalan, fili yuttu bir yılan! Bu da mı yalan? O da yalan, bu da yalan, yalan oğlu yalan! Anan bu yalanla gitti baban., bu yalanla gitti anan., sen de bu yalanla oyalan da oyalan, seni gidi yalancı yağlı keçi, duvara bağlı keçi, yalan yuvası olmuş ağzının içi!
Bir varmış, bir yokmuş; Allahın kulu çokmuş; çok söylemesi günahmış; develer tellâl iken. pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallarken bir memleketin birinde Edi ile Büdü derler bir karı-koca varmış. Sanki Allah bunları birbirinin kaburgasından yaratmış; ikisinin de huyu, suyu ta o kadar birbirine benzermiş; kim ne derse, ona inanır; yüzlerine gülen, ekmeklerini ellerinden alırmış. Elâlemden ağızları yandığı için etliye, sütlüye karışmaz, suyu bile üfleyerek içerlermiş.. Eh oğul yok, uşak yok; koç yok, koçak yok; geçinmeyecek, ne başları var. Dağa gider, odun eyler; bağa iner, bel beller; muhannete muhtaç olmadan geçinir giderlermiş.Hani, canım söz misali! Veren, Allah, şu gönlüme göre bir kız verse yok mu, öyle bir güzel olur, öyle bir güzel olurdu ki, doğan aya ya sen doğ, ya ben derdi. Güldükçe güller açılır, ağladıkça inciler saçılır, acep insan bakmalara doyar mıydı ki. Yüzünü görenin nasibi kısmeti artar, sesini duyanın ömrü, günü uzardı. Bu böyle, olduktan geri, üstelik on parmağında da on hüner olur, öyle bir halı dokur, öyle bir halı dokurdu ki, kim var, kim yok, oturur da yine de bir yanı boş kalırdı. Daha deyim mi öyle bir sofra donatır öyle bir sofra donatırdı ki, cümle âlem yer, içer de yine de yetip artardı. Hani o zaman, herkesin gözü kızımın üstünde kalırdı ya, yağma yok, dizimin dibinden ayırmaz; eteğinin ucunu kimselere göstermezdim. Doğrusu, ne küçük vezirin oğluna verirdim; ne büyük vezirin; versem versem, padişahın oğluna verirdim de, varır saraylara sultan, olurdu.
Hele sen bir sus, sultan anası, demiş. Olsa ile bulsa, bir araya gelse, sana sırma saçlı bir kız veren Allah, bana da altın perçemli bir oğlan verse yemez, yedirip; giymez giydirir, okutur, dokutur ben de öyle bir adam ederdim ki, alimallah görüp edenlerin parmağı ağzında kalırdı. Hele kızların, hele kızların.. İlle ve lâkin ne küçük vezirin kızını alırdım, ne büyük vezirin, alsam alsam padişahın kızını alırdım. O zaman öyle bir toy, düğün eylerdim ki, dillerde destan olur, felek bile bir yaşına daha girerdi.
Edi de bu kadar yükseklerden uçunca, karısı dayanamamış:
— Bire Edi demiş, büyük lokma ye de, büyük söz söyleme, ya Allah böyle altın perçemli bir çocuk yerine, tutar da sana bir keloğlan verirse... O zaman tut perçeminden çal duvara... Öyle ya Allah bir, Peygamber Hak, pekmez kara yoğurt ak, başka ne bilir kel oğlan?
Büdü, bu söze gülmüş:
— İlâhi Edi demiş, veren Allah bize bir evlât versin de, varsın keloğlan olsun! Sen onları gözüne kestirmiyorsun ama, keloğlanların alnı acık yüzü ak; kulağı delik, gözü pek olur. Eli elden kalmaz dili dilden. Attığını vurur, tuttuğunu koparır; seni, beni değil, şeytanı bile suya götürür susuz getirir: insan mürüvvet görürse, böylelerinden görür. İyisi mi, kuru yerde yatıp da minare kadar rüya görmeyelim.
Doğru söze ne denir. Karısı boynunu bükmüş:
—Yerden göğe kadar hakkın var kocacığım, demiş; Allah bize bir evlât, versin de ister oğlan olsun, ister kız olsun; yeter ki eli ayağı düz olsun. Başı kel olursa en çıkar, tutar gümüşletiriz,
İşte o günden beri Edi ile Büdü bu dua ile yatmış, bu dua ile kalkmışlar; yerin, göğün açık olduğu bir zamana rastlamış olacak ki duaları yerini bulmuş, gecenin bir vaktinde nur yüzlü iki peri peydah olmuş; biri, Büdü'nün başucuna çömelmiş, biri ayak ucuna... Sonra neylemişler, netmişler, orasını o kadar bilmiyorum ama, kan uykulara dalan hatuncuğun iki yanına, iki bebe yatırmışlar; biri oğlan, biri kız, nur topu gibi iki yıldız...Cinler Ecinniler! Alın bebenizi, verin bebemizi..
Alırsanız alın, verirseniz verin; duyduk, duymadık demeyin.
Yaktım bir ateş, yanacak Aytas, kül olacak dağ taş!
Bir söylemiş, iki söylemiş, derken cinler, yavrularının yanıp, kül olacağından korkmuş; elsiz, ayaksız gelip almışlar Aytaşları, vermişler sırma saçlıları..
Gayri, söylemeğe ne hacet, dünyalar onların olmus! Ninnilerle uyutup, el üstünde büyütmüşler, bir daha da beşiklerinin basından ayrılmamışlar..
Gel zaman, git zaman derken, biri filiz gibi bir delikanlı olmuş; biri de gül gibi bir kız! Birinin ektiği güvermiş gelmiş, diktiği yeşermiş gitmiş; birinin de güldükçe güller açılmış yüzünde, ağladıkça inciler saçılmış gözünden.
Eh artık, vezir, vüzeranın sözü mü olur! Oğullarına padişahın kızını almışlar; kızlarını da padişahın oğluna vermişler; kırk gün, kırk gece çifte düğün edip yemiş, içmiş, muratlarına geçmişler.
Gökten üç elma düşmüş; biri bu masalı dizip, koşana; biri okuyup dinleyene; birini de okudum, üfledim; insan çocuğumun ruhuna bağışladım.

BAŞARILAR DİLERİM

0
Beyin
  • Beyin
  • Helper
Cevaptan emin değil misin?
EODEVLE DAHA FAZLA ÖĞREN!
Ödevlerinde zorlanıyor musun?
Ücretsiz yardım iste!
  • Soruların %80'i 10 dakika içerisinde yanıt alır
  • Sadece cevaplar vermeyiz,aynı zamanda açıklarız da
  • Kalite uzmanlarımız tarafından denetlenir