Cevaplar

2012-12-25T20:31:59+02:00

21. yüzyılda en moda kelimelerden birisi de insan hakları ve demokrasidir. Bu kelimeleri anlamak bazen çok zor olmaktadır. Tıpkı bu günlerde yaşanılan insan katliamlarına, insan hakları örgütlerinin sessiz kaldıkları gibi.

     Bu tür kelimelerin tam anlaşılması belki de çok zor. Çünkü bakış açısı çok önemli. Örneğin herhangi bir olaya tanık olanların her biri farklı açıdan görür olayı ve dolayısı ile farklı yorumlar. Bakış açısı bir bilgi, kültür ve en önemlisi vicdan meselesidir. Gerçi vicdan da soyut bir kelime. Objektif olmak çok zor. Yine bir vakıa’nın sonucu avukattan avukata değişebilir. Savunma ve bakış açısı vakıadan daha önemlidir.
     Hayatımızda hep yaşarız. Bazen birilerinin bir tokat yemesi ile yer yerinden oynar. Bazen be binlerce insan katledilir. Hem de demokrasi ve insan hakları adına. Bütün dünya da seyirci kalır. Bir söz vardır. Her horoz kendi çöplüğünde öter diye. Kuvvet ve güç meselesi.
Düşünür durursunuz. İnsan için mi demokrasi ve insan hakları yoksa demokrasi ve insan hakları için mi insanlar vardır diye. Dünyada dönen dolaplara baktığınızda ikincisinin daha doğru olabileceği görülür.
    Tarih boyu yaşanılan ezilenler ile ezenler dünya durdukça olacağa benziyor. Olmasına olacakta nasıl az olur onların çaresini aramak lazım. Güç ve kuvvetin daha insancıl kişilerin elinde bulunması gerekiyor. Salahiyetli insanların mutlaka çok kültürlü ve bilgili olması kaçınılmaz. Tarihte belki bir yörede adalet sağlanır iken bazı bölgelerde ise zulüm işliyordu. Günümüzde ise küreselleşmenin sonucu olarak, büyük ölçekte zulümlerden bahsetmek daha doğru oluyor.
    Ülkemiz ve insanlarımız küreselleşmenin neresinde? Dünya üzerinde söz sahibi olabiliyor muyuz? Büyük kafalı olup dünya siyasetine yön verebiliyor muyuz? Sorulması ve çözül üretilmesi gereken bir yığın konu var. Bilimsel, teknik ve ekonomik ne durumdayız? Ülkemizin bir ilçesi büyüklüğünde bir ülke bizden önde olabiliyor mu? Biz küçük bir ülkeye bazı ihaleleri veriyor ve kendimiz yapamıyorsak daha çok ekmek yememiz gerektiğinin bir göstergesidir bu.
     Evet dünyada çok şey oluyor. Olanlar belki de yıllar öncesinin bir planı. Dünya bir oyuncak ve insanlar oyuncuları. Bu oyuncak biraz satranca benziyor. Çok ilerisini görüp adımları ona göre atmak kaçınılmaz durumda. Bu oyunda kemiyet değil keyfiyet ön planda duruyor. Bu oyunda bilgi ve teknolojide ileridekiler söz sahipliliği yapıyor. Ah oyunun bir kaç hamle sonrasını görebilsek. Göremesek bile görmek için çaba göstersek. Çok merak ediyorum 50 yıl sonra çocuklarımız veya torunlarımız bizim için neler söylececek.  

1 5 1
2012-12-25T20:32:17+02:00

İnsan hakları ile ilgili kompozisyon
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 10 Aralık 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Bildirisini kabul etmiştir. 10 Aralık ile başlayan hafta Birleşmiş Milletlere üye ülkelerde İnsan Hakları Haftası olarak kutlanır. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, insan hakları konusuna tam bir tanım amaçlayarak hazırlanmıştır. Esas amaç, bu tanıma uyan insan haklarının hiçbir tereddüde meydan vermeden uygulanmasıdır.

İnsan hakları, kişiyi özü ile yaşatacak kurallardır. Bu kurallar, insanı insan yapan kurallar olarak da tarif edilebilir. İnsan hakları 10 Aralık 1948’de başlamış bir olgu değildir. Dünya kurulalı insana, insan haklarına saygı her çağda zamana uygun olarak gösterilmiştir. İnsanların kendi istekleri dışında yaşamak zorunda bırakıldıkları şartlara tarih boyunca rastlanmıştır. Kullara kulluk etmek, köle hayatı yaşamak, işkencelere maruz kalmak bu yaşantıya örnek olarak verilebilir. Bu olguların dayanılmaz olduğu dönemlerde insanlar hoşnutsuzluklarını bir şekilde ortaya koyma zorunluluğu hissettiler. Bu hoşnutsuzluklarını ortaya koyarak 1215 yılında İngiltere’de Kral John’a karşı haklarını savunmak amacıyla bazı istekler ortaya koydular. Ortaya konan bu kararlı tavır karşısında kral bir antlaşma metnini kabul etmek zorunda kaldı. Hazırlanan Özgürlükler Belgesi kabul edildi. İnsan hakları konusunda sözden öteye geçilmiş oldu. Artık insan hakları metne dökülmüş, insanların kısıtlanamayacak bazı hakları güvence altına alınmış oluyordu. İnsanların yaşayışlarında, hayati konularda eşit haklara sahip oldukları fikri 1776 yılında Amerika’da yayımlanan Bağımsızlık Bildirisi ile de pekişmeye başlamış oldu. İnsan hakları ile ilgili bir başka çalışma Fransız İhtilali zamanında yapılmış ve 1789 yılında İnsan Hakları Bildirisi yayımlanmıştır. Bütün bu çalışmalar insanların daha çağdaş yaşama isteğinin birer ürünüdür. Zamanında insan haklarının tam ve hiçbir ayrım yapmadan korunmaması bu zorunluluğu kaçınılmaz kılmıştır. Sözde var olması, tam uygulanmasını sağlamamıştır. Yapılan eksik uygulamalar, insanın insana yaptığı eziyetler insan kişiliğini zedeler olmuştur.

Bireysel karşı koymalar etkili olamamıştır. Bu sebeple tam bağımsız ülkelerde yaşayan insanların haklarının, artık devletleri yönetenlerin güvencesi altında olması fikri ağırlık kazanmıştır.

İnsan haklarını, insanın kendisi değil, yasalar, eşit olarak hiçbir ayrım yapmadan koruyacaktır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen bildiri ile insanların daha bağımsız yaşamaları öngörülmüş, bu 30 maddelik bildiriye uyulması konusunda gerekli yasal düzenlemenin yapılması istenmiştir.

0