Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-26T19:10:57+02:00

Azı bilmeyen çogu hiç bilmez.

  ♥ Azıcık aşım, kaygısız başım.

  ♥ Azıksız yola çıkanın, iki gözü el torbasında olur.

  ♥ Azıtmış, kudurmuştan beterdir.

  ♥ Azman olma, uzman ol.

  ♥ Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.

  ♥ Baba mirası yanan mum gibidir.

  ♥ Baba oğula bir bağ bağışlamış, oğul babaya bir cıngıl üzüm vermemiş.

  ♥ Baban bana öğüt verirken, ben inek gözünde kırk sinek saydım.

  ♥ Babası ölen bey, anası ölen kadın olur.

  ♥ Bağ dua değil, çapa dua ister.

  ♥ Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun.

  ♥ Bağa gir izin olsunki, yemeye yüzün ola.

  ♥ Bağlı aslana tavşan bile hücum eder.

 

Açığa çıkarılmak (alınmak): İşinden çıkarılmak, görevine son verilmek."İşe üç gün geç geldi diye açığa alındı."

Açığa vurmak: Gizli, saklı bir şeyi herkese duyurmak, ortaya çıkarmak."Yıllardır içinde sakladığı sırrı mahkemede açığa vurdu."

Açığı çıkmak: Saklamakla görevli bulunduğu para, eşya veya başka bir şeyin sayım sonucu eksik olduğu anlaşılmak."Kasiyerin salı günü akşamı on bin lira açığı çıktı."

Açığını bulmak: Herhangi bir işteki eksiği, hileyi veya zararı ortaya çıkarmak."Hemen her yazısında bir açığını bulmak mümkün."

Açık alınla: Başarı, şeref, övünç ve dürüstlükle."Hemen her işten açık alınla çıkar onlar."

Açık bono vermek: Bir kimseye sınırsız, istediği gibi davranma yetkisi tanımak.

Açık fikirli: Olayları, gelişmeleri, yenilikleri iyi anlayıp gereği gibi karşılayan; düşündüğünü olduğu gibi söyleyebilen kimse."Bu toplumun açık fikirli insanlara duyduğu ihtiyaç, bugün daha fazladır."

Açık kalpli (yürekli): Samimî, içi temiz, içi dışı bir olan kimse."Komşumuz kadar açık kalpli bir adam görmedim."

Açık kapı bırakmak: Gerektiğinde bir konuya yeniden dönebilme imkânı bırakmak, kesip atmamak, ileriyi düşünerek ılımlı davranmak."Bu kadar kesin konuşmayalım, açık kapı bırakalım da iyi düşünebilme fırsatları olsun."

Açık konuşmak: Gerçeği sakınmadan, çekinmeden söylemek."Daima açık konuşan insanları severim."

Açık saçık: Göreneğe, terbiyeye aykırı derecede açık (söz, davranış, elbise)."Açık saçık fıkralar anlatmaya utanmıyor musunuz?"

1 5 1