Cevaplar

2012-12-26T22:51:42+02:00

 

    OSMANLI DEVLETİ’NDE MEDRESELER  :

Tarihimiz boyunca devlet adamlarına yol gösteren ve devletimizin hemen her kademesinde görev yapan, itibarlı bir zümre olan bilginleri yâni ulemâyı görürüz. Bu aydın zümrenin yerini ve rolünü ortaya koyabilmek için meseleyi Türk Devleti’nin devamlılığı açısından ele almak en doğru olanıdır. Gerek Çin kaynakları, gerekse Göktürk Kitabeleri, Türklerin İslamiyet'i kabul etmeden önceki dönemlerde Türk Kültür hayatının çok ileri bir seviyede bulunduğunu ve bilginlerin önemli bir yer ve nüfuz sahibi olduklarını gösterir . Göktürkler devrinde sadece Kağanların “bilge” olmaları yetmiyordu. Türk Kağanları’nın etrafındaki büyük memur ve komutanların da bilgi sahibi olmaları şarttı. Göktürklerdeki bu anlayış, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde de devam etmiştir. Osmanlı Devleti’nde şehzâdelerin kültür seviyelerini yükseltmek için devrin ünlü bilginleri onlara ders vermek için görevlendirilirdi. 
Osmanlı Medreseleri hakkında bilgi veren bazı araştırma eserlerin bulunduğunu biliyoruz. Ancak devletin yükselişinde olumlu, çöküşünde ise olumsuz rolü bulunan medreseler ve “ulemâ zümresi” üzerine bir değerlendirme yapmak istiyoruz. Osmanlı Tarihi içerisinde eğitim öğretim kurumu olan medreseler ve onun ürünü olan bilginlerin etki ve katkıları nelerdir? Padişah ve vezirler ile “Divân-ı Hümâyun”da yer alan bilginleri, Osmanlı Devleti’nin etkin ve önemli bir unsuru olarak görmekteyiz. 

MEDRESELERİN MENŞEİ VE KISACA TARİHİ GELİŞİMİ: 

Türklerde ilim ve ilim adamına hak ettiği değer verilmiştir. Kültür ve medeniyet kavramları içerisinde din unsurunun yeri de büyüktür. Bir milletin kültürü dinî telâkki ile daha da şekillenir. Türkler tarihleri boyunca çeşitli sebeplerden dolayı bir kaç defa din ve dolayısıyla medeniyet değiştirmişlerdir. Türklerin İslamiyet'e girmeden önceki dönemlere ait kültür hayatını en ziyade Çin kaynakları ve Göktürk kitabelerinden öğrenebiliyoruz. Türkler, VIII. yüzyıldan itibaren ise, Müslümanlarla temas etmeye başladılar .
İslamiyet ortaya çıktığında, Kureyş Kabilesi’nden okur-yazar on yedi kişi bulunduğundan söz edilir. Câmilerin yapılmasından önce eğitim ve öğretim faaliyetleri evlerde yapılmakta idi. Hz. Peygamber daha Mekke'de iken, sahabeden Erkam’ın evinde Kuran-ı Kerim öğretmek ve İslam’ın esaslarını orada açıklamak suretiyle eğitim ve öğretim faaliyetlerine başlanmıştır. Daha sonraları câmiler yapılmasına rağmen bir çok Müslüman’ın evi eğitim merkezi gibi kullanılmaya devam edilmiştir. Hz. Peygamber Medine’ye hicret ettiği zaman burada ilk iş olarak "Mescid-i Nebevî"yi tesis etmiş ve bunun bir bölümünü eğitim ve öğretim merkezi haline getirmiştir*. Câmilerde başlayan eğitim ve öğretim faaliyetleri câmi dışı müesseseler kurulduktan sonra da devam etmiştir. Emevîler devrinde çocuklar için müstakil mektepler açılmıştır. Yetişkinlerin eğitim ve öğretimine tahsis edilen câmi dışı müesseselerin ilk örneklerini Abbasîler devrinde buluyoruz .

0