Cevaplar

2012-12-27T19:06:53+02:00
Silahtar      

Silahtar Ağa, Enderûn'un en nüfuslu siması ve amiriydi. Saray anane ve nizamına göre has oda ağalarının en kıdemlisi olan padişaha silahtar olurdu, fakat asırlar boyunca daima padişahlar silahtarlarını has odalılar arasından, sevdikleri ve itimat ettikleri bir sima olarak kendileri seçmişlerdi. Silahtar yapmak istedikleri zülüflü ağayı, aşağı koğuşlardan birinde de olsa, evvela bir fermanla has odaya aldırtmış ve sonra da silahtar tayin etmişlerdir.

 

1 5 1
2012-12-27T19:07:42+02:00
Silahtar

Silahtar yapmak istedikleri zülüflü ağayı, aşağı koğuşlardan birinde de olsa, evvela bir fermanla hasoda'ya aldırtmış ve sonra da silahtar tayin etmişlerdir. Silahtar ağa olmak bir enderunlu için en büyük gaye idi. Silahtar ağa padişah sabah namazı vaktinde haremden çıkıp enderun'a geldiği andan, bazen yatsı namazından sonra harem'e döneceği ana kadar sürekli hükümdarın yanında bulunurlardı. Padişah ile devleti bilfiil idare eden sadrazam arasında muhabere vasıtası silahtar ağaydı. bir sadrazam için silahtar ağa ile bağdaşmamak, en ufak bir bahane ile sadrazamın azline sebep olurdu. Bir silahtarın husumetine uğramak ise ekseriya vezirin idam edilmesine kadar giderdi.Saraydaki tüm silahlardan ve padişahın silahlarından sorumlu olurlardı 6 bölük halkıda denen kapıkulu süvarilerinden silahtar bölüğünün başında bulunur ve savaşta merkezde padişahın yanında yer alırlardı. Silahtar ağalar saraydan bir devlet memuriyetiyle çıkacakları zaman, kendilerine en az beylerbeyi rütbesiyle paşalık verilirdi. Son derece nüfuz sahibi gözde silahtarlar da vezir veya kaptanıderya gibi önemli mevkilere getirilirlerdi. Pek azı sonrada sadrazamlığa getirilirdi ve ekseriya da padişahın ya kızını yahut kız kardeşini alarak hanedana damat olurlardı.


Sipahi
 (Osmanlı TürkçesiسپاهیOsmanlı ordusunun ağır süvari sınıfı askeri. Tımar sahibi olanTımarlı Sipahiler ve Kapıkulu Ocağı'na bağlı Kapıkulu Sipahileri olmak üzere ikiye ayrılır.

doananma 


Osmanlı tarihi tabirlerinden. Başlıca iki ayrı konuda değişik manalara gelmektedir. Bunlardan birincisi, günümüzde de kullanılan, deniz kuvvetleri ve teşkilatıdır. Osmanlı devletinin donanmasına donanmayı Hümayün denilirdi. Genel olarak bu manada donanma, bir devletin dış güçlere karşı denizde kendisini savunabilmesi ve kendi bölgesindeki denizlerine hakim olabilmesi için denizde yüzer birlikler, karada ikmal ve cephaneliklerden oluşan kuvvetbirliğidir
0