Cevaplar

2012-12-28T20:57:31+02:00

Allah dilediğine hesapsız rızık verir.” (Bakara 212). Bu tabir Kur’an’da 5 kez tekrarlanmaktadır: Bakara 212, Âl-i İmran 27, 38, Nûr 38, Ğâfir/Mü’min 40. Bir kez de şöyle geçmektedir: “Sabredenlere mükâfatları hesapsız ödenecektir.” (Zümer 10)
Bu altı kullanım şeklinden birincisi ve dördüncüsü mutlaktır, dünya ve ahireti kapsamaktadır. İkinci, üçüncü ve altıncısı dünyaya hastır. Beşincisi ise ahirete yöneliktir. Netice itibariyle “Allah dilediğine hesapsız rızık verir.” (Bakara 212) hem dünyada geçerlidir, hem de ahirette. Şimdi buradaki “hesapsız” ifadesinin ne anlama geldiğine bakalım.

Öncelikle bu altı kullanımın hepsinin de sadece dünya ve ahiretteki rızık, nimet ve mükafat konusunda geçerli olduğunu bilmemiz gerekir. Dünya ve ahiret azabı hakkında böyle bir ifade kullanılmamıştır.
Bazı büyük alimlerin inancına göre kullar ve onların herşeyi, Allah’ın malı ve mülküdür. Kullar, Allah karşısında ne bir şeyin karşılığında alacaklıdırlar, ne de istihkakları vardır. Şu halde Allah’ın rızık vermesi bir lütuftur ve bu nedenle de “hesapsız”dır. Öyleyse “hesapsız”, karşılık olarak ve belli istihkakla olmama anlamına da gelir. Bu mesele özü itibariyle haktır ve sabittir. Ama bütün insanlar için geçerlidir. Bir diğer ifadeyle, Allah tüm insanlara bir şeyin karşılığı ve belli bir istihkakla belirlenmiş olmaksızın verir. Bu rızık verme, insanların Allah üzerinde bir hakkı bulunmaksızın Allah’ın kendi üzerine aldığı bir haktır. Fakat “Allah dilediğine hesapsız rızık verir.” (Bakara 212) ile “Kime dilersen ona hesapsız rızık verirsin.” (Âl-i İmran 27) ayetleri arasında farklı bir özellik bulunduğu anlaşılıyor. Buna göre, hüküm bütün insanlara şamil değildir ve “kime dilerse” ile “kime dilersen” kaydı, hükmün umuma şamil olmasına engeldir


Al kardeşim

 

6 4 6
2012-12-28T21:15:45+02:00

Çok sevdiğim bir cümle ile başlamak istiyorum: “İnsan fabrika olsaydı ne üretirdi?” Hadi ben cevabını vermeden önce, siz birkaç dakika düşünün… Bulamadınız mı? O zaman ben söyleyeyim: “MAZERET…” İnsan fabrika olsaydı, en seri halde üreteceği tek şey MAZERET olurdu Bu sözü odamın duvarına astım Hep karşımdadır ve her gördüğümde düşünürüm Gerçekten de yolunda gitmeyen, zamanında bitmeyen her şeyin, bir mazereti vardır 
İnsan istemediği şeyi asla yapmaz Hani bir söz vardır: “ Eğer bir şeyi yapıyorsan, onu istiyorsun demektir Eğer yapmıyorsan, gerçekten istediğin şeyi yapıyorsun: YAPMAMAYI” Psikoloji kitaplarında, rehberlik kitaplarında, motiveye yönelik kitaplarda yazılan standart ifadelerdir bunlar Bir hedefe ulaşmak istiyorsanız, önce, ona ulaşmayı “GERÇEKTEN” istemelisiniz Bunun için de önce onu, ihtiyaç olarak görmelisiniz Düşünün, fiziksel bir ihtiyaç olan yemek yemeyi, ne yapar yapar, aradan çıkarırız
Keza su içmek de öyledir Eğer çalışma eylemini de ihtiyaç olarak görürsek, gerçekleştirebilmek için elimizden gelenin en iyisini yaparız, bundan şüpheniz olmasın Yan taraftaki resme bakın, ihtiyaçlar nasıl gideriliyor… Bunun için, düşünün, bundan bir sene sonra nerede, hangi şartlarda olmak istediğinizi hayal edin Ama biliyorsunuz ki, üşüyen insan ateşi düşünerek ısınamaz, acıkan insan da nefis yemekleri düşünerek karnını doyuramaz Siz de sadece düşünerek, çalışma eylemini gerçekleştiremezsiniz Düşünmeyi bırakıp, eyleme geçmelisiniz 
“Bir şeylere ulaşabilmek, bir yerlere varabilmek emek ister, hiç kimsenin zerre emeği boşa gitmez, emeksiz de yemek olmaz Ah keşke birazcık daha gayret etseydim de, günde yarım saat fazla çalışsaydım dememek için, önleminizi şimdiden almalısınız Yani anlayacağınız, “Hayat Merdivenini Çıkarken Akıtmadığınız Ter, İnerken Gözyaşı Olur”
Hocam artık çok geç, demeyin Zararın neresinden dönülse kardır Bakın 6-7 hafta kaldı sınavlara Haftada sadece 2 net artırdığınızı düşünün, 6 haftada 12 net yapar Geri kalanını da varın artık siz düşünün… 
Ama bunu yapabilmek tamamen emek ister, emek de tamamen İNANÇ ister Öyle kuru kuruya olacak bir emek, kuru kuruya olacak bir inanç da değildir bu Yan taraftaki resme bakın, ördek ağzındaki kurbağanın mücadelesine bakın O yapabiliyorsa, sen de yapabilirsin Neden olmasın? Ne diyor Emerson: “Gerçek başarı; başkalarına muhtaç olmadan, tek başına ayaklarının üzerine basarak ve kendine güvenerek ‘Ben bu işi yapabilirim!’ diyenindir…
Bazı arkadaşlar, yapmaları gereken bazı takviyeleri, bazı tekrarları hep ihmal ediyor Ben öğrencilerime hep şunu söylüyorum: “Ayağınızın altındaki ufak çakıl taşlarının, sizin zirveye ulaşmanıza engel olmasına müsaade etmeyin” Ufak tefek tekrarları, takviyeleri pek önemsemiyorsunuz, ama bir de şunu düşünün, gözlerinizi kapatın ve hayal edin: “ Dağa tırmanıyorsunuz, hedefiniz zirve Zirveye ulaşabilmeniz için, 1 metre gibi kısa bir mesafe kalmış, elinizi atsanız dokunacaksınız Tam uzanıyorsunuz, o sırada ayağınızın altındaki ufacık bir çakıl taşı, kaymanıza ve başladığınız noktaya geri gelmenize neden oluyor Lütfen arkadaşlar buna izin vermeyin Günde, yapacağınız bir saatlik tekrar, sizi zirveye götürecektir Unutmayın yarışı kazananlar, daima yavaş ve devamlı gidenlerdir
“Hocam, bu saatten sonra olmaz, çok az bir zaman kaldı, gece-gündüz çalışsam bile kazanamam ben” dediğini duyuyorum Sana sadece şunu söylüyorum Yarışı kazanan atletler, hep son birkaç metre kala depar atanlardır Son zamanlarda atacağın depar belki de senin zirveye ulaşmanı sağlayacaktır Tabi, atletlerin geldikleri noktaya kadar ki birikimlerini, emeklerini de unutmamak gerekir Basketbolu düşünün, son saniyelerin ne kadar önemli olduğunu düşünün… Sen zaten önceden tedbirini aldın, hazırlığını da yaptıysan, artık atacağın depar, seni yarışı kazanmaya götürecektir Ama sakın, yolundaki çakıl taşlarını temizlemeyi unutma…

4 4 4