Cevaplar

2012-12-29T09:11:50+02:00

RESMİ KURUM:

Devletin, toplumun eğitim, sağlık, güvenlik, barınma, beslenme, sağlıklı bir çevre gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurduğu kurumlara "resmi kurum" denir. 



Resmi kurumlar; 

· Cumhurbaşkanlığı, · Bakanlıklar, · TBMM, · Mahkemeler, · Devlet okulları, · Devlet hastaneleri · Sağlık ocakları, · Nüfus müdürlüğü, · Valilikler, · Kaymakamlık, · Belediye, · Muhtarlık



Resmi Kurum Özellikleri:

Masrafları (giderleri) devlet tarafından karşılanır. Çalışanların tek amacı topluma hizmet etmek, toplumun sorunlarına çözüm bulmaktır. Çalışma şartları ve yöntemleri devlet tarafından belirlenir. Çalışanlar, hizmetlerinin karşılığında "maaş" denilen ücret alırlar. Çalışanlar arasında mevki (makam) ve görev farkı vardır. Resmi kurumlara kamu kurumları da denir. Çalışanlarına da "kamu görevlisi" ya da "memur"denir.

 

____________________________

Kurum Nedir

Kurum, en geniş anlamıyla iktisadi, sos­yal ve kültürel faaliyetler gibi toplumsal problemler ve ihtiyaçlarla ilgilenen bü­yük, yaygın teşkilatlara verilen isimdir (şirket, banka, aile, okul vb.). Sosyal bi­limlerde, belirli bir iş veya amaca yönelik olan ve devamlılık gösteren kurulu usul ve kurallar bütününü ifade için kullanılır. Bir başka tanıma göre ise kurum, kurul­muş işlem şekilleridir. Yukardaki örnek­lerden hareket edilirse, kurum, banka de­ğil, bankacılık; aile değil, evlilik yahut aile­nin yapısı (monogami, poligami, çekirdek aile vb.) dır.

Amerikan sosyologu W.G. Summer (1840-1910)’agöre kurum, bir kavram (fi­kir, görüş veya çıkar) ve bir yapıdır. Yapı­dan kasıt, bir fikri, bir görüşü, bir çıkarı gerçekleştirmek için kullanılan araçlar ve­ya işleyiş şekli yahut da bunların her türlü çatısı, dokusudur. Yapılar veya araçlar, kavramları veya fikirleri uygulamaya ko­nularak ve onlara dayalı kurumlar tesis et­mek, gerekli kanun ve yönetmelikler dü­zenlenmek gibi gereken araçların işleyişi­ne hizmet edecek mertebeye çıkarılarak

kurulurlar. A. G. Keller, insanlar belirli çıkarlar etrafında bir araya gelirler ve ar­zu edilen çıkarların kendileri için son de­rece önemli olduğu sabit olunca kurumla-şırlar demekle, Summer’i onaylamakta­dır.

R.M. Mac iver ve C.H. Page, kurum­dan, grup faaliyetlerinin yerleşmiş biçim ve şartlarını anlarlar. Grupların özellikle­ri o biçimlerle diğer gruplarınkinden ayrı­lırlar. Gruplar, zümreler veya heyetler, daha ziyade, sosyal çıkarların tahakkuku­nu hedef alan insanlarm toplamından iba­rettir. Kurumlar da, genelde, grup faali­yetlerini yürütebilmek, fonksiyonlarını ye­rine getirebilmek İçin tesis ettikleri veya tesis edilmiş buldukları usuller olduğun­dan, grupların fiilî biçimlerini temsil eder­ler. Bu itibarla evlilik, boşanma, miras ev­lat edinme gibi kurumlar bizim aile dedi­ğimiz birliğe ait kurumlar olarak kabul edilirler. Yine aynı yazarlara göre, sözü edilen açıdan toplu iş sözleşmesi, grev, lo­kavt ve grev sözcülüğü gibi kurumlar sen­dikaya ait; anayasa, kanunlar, hükümet şekilleri gibi kurumların hepsi de devletle ilgili özel kurumlardır. Mac iver ve Pa-ge’ın kurumlar hakkındaki bu görüşleri M. Ginsberg gibi pek çok sosyal bilimci ta­rafından benimsenmiştir.

Fransız sosyologlarından M. Mauss (1872-1950) ve P. Fauconnet (1874-1938), Büyük Fransız Ansiklopedi-si’nde, sosyal kurumlan düşünce, duygu ve iş durumlarının bütünü diye tanımlar­lar. Onlara göre, insan bunları istikrarlı olarak bulur ve zaman İçinde eğitim yoluy­la kazanır. Bu anlamda düşünceler, inanç­lar, semboller, taklitler ve taklit yoluyla geçmişten intikal eden yetenekler, siya­sal, hukuki ve dini kurumların hepsi “ku­rum ” terimi içinde yer alır.

Mısır’ın Önde gelen sosyologlarından Abdülvahid Vâfi, İlmü’l-İctima (Kahire, 1966) adlı eserinde sosyal kurumları şöy­le tanımlamıştır: Toplum hayatını düzen­lemek için esas kabul edilen, kendi top­lumlarındaki ve diğer toplumlardaki in­sanları birbirine bağlayan ilişkileri düzen­leyen ve bireylerin ortak olarak tabi oldu­ğu genel eğilim ve kanunlar toplamıdır.

Kısaca ifade edersek kurum, bir şeyi ke-sİn, formel ve düzenli olarak yapma şekli­dir. Her toplumda belirli davranışlar tek­rarlanmakta ve bu tekrarlar bir davranı­şın kalıplaşmasına ve toplumu oluşturan bireylerce ortaklaşa kabul edilen bir hare­ket biçimi haline gelmesine yol açmakta­dır. Sonuçta belirli bir usul, bir kural, bir davranış biçimi topluma yerleştiği zaman kurum haline dönüşmektedir. Buradan hareketle, esas itibariyle soyut bir mahi­yet taşıyan kurumlar, toplumdan topluma değişebildiği gibi, aynı toplumda farklı za­man dilimlerinde de değişmeler göstere­bilecektir. Zaten statikleşraiş ve bulun­dukları toplumda eskiden olduğu gibi ken-disindenbeklenenfonksiyonları yerine ge­tiremeyen kurumlar terkedilmeye mah­kum olacaktır.

Sosyal bilimciler, toplumdaki belli başlı sosyal kurumlar olarak, genelde, dini, si­yasal, hukuki, iktisadi, ahlaki, ailevi ku­rumlar ile eğitim ve dil kurumunu inceler­ler. Bunların her biri ile ilgili bağımsız sos­yoloji dalları oluşmuştur.

15 4 15