Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-29T15:18:41+02:00

* Enough sıfatlardan veya zarflardan sonra gelir.

The tea wasn’t hot enough. - Çay yeterince sıcak değil.
They worked hard enough to get an A on the test.- Testte A almak için yeterince çok çalıştılar.
My brother is enough clever to solve this. – Kardeşim bu problemi çözebilecek kadar zeki. 

* Aynı zamanda enough isimlerden önce de kullanılır. 

I don’t have enough money. – Yeterince param yok. 
There is enough paper. – Yeterince kağıt var. 

* Enough kendi başına da kullanılır.

We need twenty chairs. Is there enough? – 20 sandalyeye ihtiyacımız var. Yeterince var mı?


Enough said – Anladım. Enough said. You are not coming to the party. – Anladım. Partiye gelmiyorsun. That’s enough. –Yeter. That’s enough.Thank you. – Yeter. Teşekkür ederim. Enough is enough. – yeter yeter demektir. (yapmaya devam ettiğin işi bırak) I don’t want to tell it again, stop laughing. Enough is enough. – Tekrar söylemek istemiyorum, gülmeyi bırak. Yeter.




* Too sıfatlardan ve isimlerden önce genellikle olumsuz çok anlamında kullanılır.
These are too difficult. – Bunlar çok zor.
She is too fat. – Çok şişman.
We are too busy to listen to you. – Sizi dinleyemeyecek kadar meşgulüz.


* Too aynı zamanda -de, -da olarak da kullanılır. 
She wants to go too! – O da gitmek istiyor. 
They were in the restaurant too! – Onlar da lokantadalar.


Go too far. – haddini aşmak, fazla ileri gitmek You have gone too far. – Fazla ileri gittin. None too something. – çok değil. The carpets are none too clean. – Halılar çok temiz değil. Too much of a good thing. – Haddinden fazla iyi şey, bu kadarı da fazla They have offered too much of a good thing. – Haddinden fazla iyi şey önerdiler.
3 4 3
2012-12-29T15:21:09+02:00

Şimdi too nun kullanımını örnek cümlelerle görelim. Örneklere bakıldığı zaman daha iyi anlaşılacaktır.

The tea is too hot to drink. Çay içilemeyecek kadar sıcak.

The weather is too cold to go out. Hava dışarı çıkılamayacak kadar soğuk.

The dog was running too fast to catch. Köpek yakalanamayacak kadar hızlı koşuyordu.

The sun is shining too brightly to look at. Güneş bakılamayacak kadar parlak bir vaziyette ışık saçıyor.
He is too merciful to punish anyone. Hiç kimseyi cezalandırmayacak kadar merhametli.

İsim ya da zamir kullanarak da cümle kurmak mümkündür.

The ceiling is too high for me to touch. Tavan dokunamayacağım kadar yüksek.

A cow is too big for two people. Bir inek iki kişiye çok.
Mr Sparrow was talking too fast for the tourists to understand. Bay Sparrow turistlerin anlayamayacağı kadar hızlı konuşuyordu.
The father spoke too authoritatively for his children to oppose to his orders. Baba çocuklarının emirlerine itiraz edemeyecekleri kadar otoriter konuştu.

ENOUGH

Sıfatlarla ve zarflarla birlikte kullanıldıkları zaman onlardan sonra gelir. Bu şekilde kullanılışıyla too dan ayrılır. Çünkü sıfatlardan ve zarflardan önce gelir. Too aşırılık ifade ederken, enough tam tersine, yeterlilik ifade eder.

He is only fifteen years old. Daha onbeş yaşında.
He isn’t old enough to marry. Evlenecek yaşta değil.

This car is big enough for a large family. Bu araba büyük bir aileye yetecek kadar büyük.

My dog can run fast enough to catch your horse. Benim köpeğim senin atını yakalayacak kadar hızlı koşabilir.

If you don’t study hard enough,  you can’t pass your class. Eğer yeteri kadar çok çalışmazsan sınıfını geçemezsin.

Aynen too da olduğu gibi enough isim ve zamirlerle de kullanılabilir.

The ceiling isn’t low enough for me to touch. Tavan benim dokunabileceğim kadar alçak değil.

Why don’t you speak loudly enough for everybody to hear? Niçin herkesin duyabileceği kadar yüksek sesle konuşmuyorsun?

İsimlerle kullanıldığı zaman enough isimlerden önce kullanılır. İsimler hem sayılabilen hem de sayılamayan isimler olabilir.

My brother doesn’t have enough money to buy a modern car. Kardeşimin modern bir araba alacak kadar parası yok.

Are there enough apples for all of us at home? Evde hepimize yetecek kadar elma var mı?

0