Cevaplar

2012-12-29T15:21:21+02:00

çünkü yanlızlığı hiçbir insan çekemez.

2 3 2
  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-29T15:23:32+02:00
Yalnızlık duygusu, insanın en derin korkularından biridir. Bu duyguyu yaşayan kişi, kendisini zayıf, güçsüz, işe yaramaz, desteksiz, bitkin ve gayesiz hisseder. İnsanı yakınlarından ve toplumdan koparan bu psikolojik hâl, tehlikeli hastalıklara sebep olabildiği gibi, zamanla kişinin bıkkınlığını ve ümitsizliğini artırır; hattâ kişiyi intihara kadar sürükleyebilir. Samimi ve dostane münasebetler, insanın huzuru ve sağlığı için son derece önemli iken, insan aile, akraba, dost ve toplum içinde neden yalnız kalır? İnsan, neden çevresindeki kişileri tehdit olarak algılar ve neden onlardan endişe duyar ve uzaklaşır? 


Bazı yalnız insanlar vardır ki, onların bu hâli, hayatlarının gayesi ve hayattan beklentileriyle alâka­lıdır. Bu kişiler ya bencildir, kendinden başka kimseyi sevmez, başkalarını düşünmez ve menfaat düşkünüdür veya tek otorite olmayı, herkes tarafından beğenilme ve saygı görmeyi isterler. Aynı zamanda bunlar, değer görmek istediği ve ilgi beklediği kişi, grup ve topluluğa karşı bir üstünlük, büyüklük ve farklılık tavrı sergiler. İnsanlara tepeden bakar ve sadece kendini beğenirler. Bu tavır ve beklentiler, kişinin ileride maruz kalacağı yalnızlığın başlıca sebebidir. Çünkü insanlar kendilerinden farklı olana, uzak olana, üstün görünene değil; kendine benzeyene, aynı seviyede, aynı kültürde olana değer verirler. Yine insanlar mütevazı olanı, sıradan insanların sevinç ve kederlerini paylaşanı, onların gönlünü alanı, yüzlerine tebessüm edeni, dara düşenin yanında olanı sever ve sayarlar. Bu tür insanlar toplumun her kesiminden daima sevgi ve hürmet görür. Buna karşılık, insanları aşağı, küçük ve değersiz gören, onlara yardım elini uzatmayan kişiler, hiçbir zaman sevilmez ve kimse onlara yaklaşmak istemez. Dolayısıyla bu tip kişiler, asla gerçek bir dost edinemez, iç âlemini dökebileceği ve dertlerini paylaşabileceği samimi bir arkadaş bulamaz. Malı, mülkü, parası ve yüksek bir makamı varken, ona gösterilen yakınlık ve sevgi gösterileri sadece bir dalkavukluk ve yağcılıktır. Böyle bir kişi statüsünü, makamından kaynaklanan gücü, zenginliğini veya sağlığını kaybettiğinde, etrafında kimse kalmaz. İşte o zaman yaptığı hatayı, kendisini yalnızlığa nasıl mahkûm ettiğini anlar. Fakat "insanlardan bir insan" olarak çevresindekilerle kardeşane münasebetler kurmanın zamanı çoktan geçmiş olur. Toplumda bu tür menfi duyguların esiri olan insanlar bulunduğu gibi, sadece kendisini değil başkalarını düşünen diğerkâm insanlar da vardır. Hattâ bu diğerkâmlık bazı insanlarda o derece ileridir ki, menfaat karşısında fedakârca davranır, başkasını kendisine tercih eder, sevap konusunda bile kendisini değil arkadaşının, kardeşinin kazanmasını ister. İşte böyle faziletli insanlar, hâdiselere kendisi açısından değil, başkası açısından bakar. Âdeta yaşamak için değil yaşatmak için gayret gösterirler. Bu insanlar hiçbir zaman yalnız kalmaz, sevenleri onların etrafından asla ayrılmaz. İşte bencil, menfaatçi insan tipi ile diğerkâm, fedakâr insan tipi arasında yalızlık durumuna düşme açısından böyle büyük bir fark vardır. 

1 5 1