Cevaplar

2012-12-29T19:11:37+02:00
ADJECTIVES

Bir adı niteleyen, belirten sözcüklere sıfat denir. İngilizce’deki belli başlı sıfatları incelemeden önce, aslında sıfat olmayıp ancak sıfat görevi gören sözcükleri inceleyelim:

1. Fiillerin -ing almış biçimleri:

a flying carpet , a waiting room , a sleeping pill

2. Bir başka adın önüne gelen adlar:

a silk dress, an iron rod, a stone bridge

3. Fiillerin past participle halleri:

a lost dog, a broken wing, a stolen wallet

Sıfatlar cümle içinde değişik özellikler gösterirler:

1. Çoğu sıfat, nitelediği adın önüne gelir:

She has a beautiful face.
Güzel bir yüzü var.

I always like reading interesting books.
Hep ilginç kitaplar okumayı severim.

2. Çoğu sıfat, be, become, feel, seem gibi fiillerden (linking verbs) sonra kullanılır:

Susan is sad because her dog has died.
Köpeği öldüğü için Susan üzgün.

My wife’s hands always feel cold.
Eşimin elleri hep üşür.

What seems easy to some people seems difficult to others.
Kimilerine kolay gelen, başkalarına zor gelir.

3. Kimi sıfatlar, yalnızca nitelediği adın önünde kullanılır:

He is interested in eastern religions.
Doğu dinleri ile ilgilenir.

I sent countless CVs to the companies.
Şirketlere sayısız özgeçmiş gönderdim.

 

 

 

 

2

WOULD RATHER

 ‘Tercih etmek’ anlamındadır ve fiilin yalın biçimiyle kullanılır. Bir şeyi başka bir şeye tercih etmek anlamında than ile kullanılır ve than kelimesinden sonra fiilin yalın hali gelir:

 

I would rather walk than take a bus.
Otobüse binmektense yürümeyi tercih ederim.

 

I’d rather go to the cinema than watch TV at home.
Evde televizyon seyretmektense sinemaya gitmeyi tercih ederim.

 

√ Bu yapının olumsuz hali would rather not olarak kullanılır:

 

I’d rather not go out tonight.
Bu gece dışarı çıkmayı tercih etmiyorum/çıkmak istemem. (I wouldn’t rather … denmez)

 

√ Kendisinden sonra geçmiş zamanda (simple past tense) bir cümle ile  geniş ve gelecek zamanı ifade eder:

 

I’d rather you told me the truth.
Bana doğruyu söylemeni tercih ederim/Keşke bana doğruyu söylesen.

 

Would you rather I closed the window?
Pencereyi kapatmamı ister misin?

 

I’d rather you didn’t turn the radio on.
Radyoyu kaptamanı istemem/tercih etmem./Bana kalsa radyoyu kapatma.

 

√ Kendisinden sonra past perfect tense kullanılarak geçmiş zaman anlatılır:

 

I’d rather I hadn’t bought the car.
Keşke arabayı almasaydım.

 

I’d rather you hadn’t done that.
Onu yapmamanı tercih ederdim./Keşke onu yapmasaydın.

           
1 5 1