Cevaplar

2012-12-30T17:06:46+02:00

Birinci Bulgar İmparatorluğu, Türklerin Kıpçaklar kolunun Bulgar boyunun 632'de bugünkü Balkan bölgesinde Kağan Asparuh komutasında kurdukları devlettir. Devlet bugünkü Bulgaristan, Arnavutluk, Bosna, Hırvatistan, Yunanistan, Macaristan, Kosova, Makedonya Cumhuriyeti, Moldova, Montenegro, Romanya, Sırbıistan, Slovakya, Türkiye ve Ukrayna topraklarını içine alan yaklaşık Türkiye kadar bir toprak büyüklüğü olan (750.000 km2) topraklarda kurulmuştur.

Hazarların kuzeye doğru ittirdiği Bulgarlar bugünkü Çuvaşistan'ın olduğu bölgede (Volga Bulgaria isimli devleti kurmuş; batıya ittirdiği Bulgarlar ise Kağan Asparuhkomutasında Tuna havzasında Birinci Bulgar İmparatorluğu'nu kurmuşlardır. Bu imparatorluk daha sonra kuzeyden gelen Slav kavimleri de bünyesinde bulundurmuştur. Göktanrı dinine mensup Bulgarlar Balkanların en yüksek dağının ismini Türklerin göktanrısı Tengri olarak isimlendirmişlerdir. Bu dağ daha sonra Osmanlıların bölgeye hakim olmasıyla Musala (Maşallah'dan geldiği sanılmaktadır) olarak değiştirilmiştir.

Bulgarların bu devleti "Birinci" Bulgar İmparatorluğu diye adlandırmasının nedeni kurulan devletin Slav, Yunan ve Trakya halkını da içeren çok uluslu bir yapıya sahip olmasıdır. Lakin Birinci Bulgar İmparatorluğu kurulmadan önce Bulgarlar 2 tane daha devlet kurmuşlardı: Hazar bölgesindeki Bulgarya Hanlığı ve Volga Bulgarya Devleti.

Bugün Ortodoks dinine mensup, Çuvaşistan'da yaşayan ve Bulgarca'ya en yakın dil olarak nitelendirilen Çuvaşça dilini konuşan yaklaşık 2 milyon Çuvaş Türkü, Birinci Bulgar İmparatorluğu'nun tek varisleri sayılmaktadır. Bazı tarihçiler Moldova'ya bağlı özerk bir Türk Cumhuriyeti olan Gagavuzya'da yaşayan Ortodoks Gagavuzların da Bulgar kökeninden olabileceğini düşünmektedirler.

Birinci Bulgar İmparatorluğu, 9. yüzyılda Kağan Birinci Boris zamanında hristiyanlığı benimsemiş, bu zamandan sonra da Kağanlık ünvanını kaldırıp Knezlik ünvanını almıştır. Birinci Boris'in dönemi Birinci Bulgar İmparatorluğu'nun bir Türk devleti olma vasfını yavaş yavaş kaybetmeye başladığı zamandır. Bu dönemde çok yoğun bir Slav etkisi yaşanmıştır. Tengricilik lav edilerek toplu halde hristiyanlığa geçilmiş, devlet İstanbul Fener Rum Patrikhanesi'ne bağlanmış, Slav dili resmi dil kabul edilerek Kril alfabesine geçilmiştir. Bulgarlar'ın Slav kültüründe eriyip öztürklüklerini yitirmeye başladığı bu geçiş dönemi günümüz slav Bulgaristan milletinin temelinin atıldığı dönemdir.

Türklerin kurduğu Bulgar İmparatorluğu'nun bir Türk devleti olma vasfını yitirmesine ve bugünkü modern Bulgaristan'ın bir Slav devleti olmasındaki en büyük neden; bir milleti millet yapan unsurların başında gelen dilin baskın kültür altında eriyerek asimile olması, yani 9. yüzyılda Türkçenin alt kolu olan Bulgarcanın yerine Slav dilinin ve harflerinin benimsenmesi olmuştur.

Her ne kadar bugünkü Bulgaristan bir Türk ülkesi olmasa da, Bulgar ülkesianlamına gelen Bulgaristan kelimesi Türklere Bulgar atalarından kalan tek mirastır.

0
  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-30T17:06:49+02:00

Avarlar hakkındaki bilgiler ilk olarak Bizanslı tarihçi Menandros Protektor ve Teofilaktos Simokates'in çalışmaları ile ortaya çıkmıştır. Avarların kökenleri hakkında şunları söyleyebiliriz ki; Orta asya steplerinde etnos bir halkken 555 tarihinde göktürkler tarafından batıya sürülen Juan-Juanlar bir diğer adıyla cücenler batıda Sabar Türkleriyle karışıp ileriki yıllarda tamamen Türkleştiler. Ancak tüm teorilerin kesiştiği nokta Avarlar'a bağlı kabile topluluğunun homojen bir etnik kökene ait olmadığı yönündedir. Avarlar gerçekten özgün bir etnik grup olsalar bile bu durum Avrupa'da yaşadıkları süre için geçerli değildir. Romalı olmanın bir etnik anlam içermemesi gibi Avar olmak da Avar Kağanlığı'nın bir parçası olmak anlamına gelmektedir. Kesin bulgulara dayanan tek olgu ise Avarların Avrupa'ya göç ettiklerinde türdeş olmadıkları ve birçok etnik kökenden gelen topluluğu içlerinde barındırdıklarıdır.[3][4] Bu gruplardan birkaçı İskitler, Hiung-nu, Hunlar, Bulgarlar, Avarlar, Hazarlar,Kumanlar ve Moğollar'dır. Ayrıca Avarlar, Avrupa'ya doğru göç hareketinde özellikle Türk kabilelerinden yoğun şekilde etkilenmişlerdir. Avarlar'ın homojen bir etnik grup olmadığı hakkında Tarihçi Walter Pohl 1998'de H. W. Haussig'in 1953 tarihli çalışmalarını[5], K. Czeglèdy'nin 1983'teki bulgularını[6] ve kullanılan yöntemler dizgesine ait itirazlarını [7][8] şöyle derlemiştir:

Avrupalı Avarların atalarının kim olduğunu bulmaya çalışmak önemsiz bir çaba. Yalnız şundan eminiz ki bu topluluk, geçmişi çok eskilere dayanan bir ad taşıyor ve Göktürkboyunduruğu altında yaşamak istemeyen boyların bir karışımından oluşmuş.[9]

J. Markvart, V. Eberhard, R. Grusse, K. Menges, P. Pelo ve E. A. Helimsky gibi tarihçilere göre Avarlar, Moğollar'dan gelmektedir. Fakat Moğol kabilelerinin Avar Birliği'nde bulunmalarına rağmen bu birliğin çekirdeğini oluşturmadıkları genel olarak kabul görmektedir. Avarların Moğollar'dan geldiği hakkındaki bu teori kanıtlarını genellikle dilbilim alanından bulmaktadır.Oysa Moğolca yüksek miktarda Türk Kültürü izleri ve Türkçe İsimler barırdırmaktadır. Avrupadaki Avarların ise Avrupa'da bulundukları sürede Avrupa Slav topluluklarıyla kaynaştıkları bilinmektedir. Bu da Avarlar'ın Moğollar'dan geldiği hakkındaki teoriyi kuvvetlendirici şekilde benzerdir.[10] Ayrıca Slav dili, kağanlığın yabancılara karşı lingua franca olarak kullandığı bir araçtır.[11][12] Fakat antropolojik kazılarda Moğol etkisini gösteren yalnızca birkaç iskelet bulunmuştur. Avrasya'da yaşayan göçebe toplulukların Moğolların etkisinden bu ölçüde uzak olmaları ise ilgi çekici bir bulgudur. Encyclopædia Iranica'ya göre Avarlar ve daha sonra Moğollar gibi Sien-pi (Śyän-bi, Çince: basit: 鲜卑; geleneksel: 鮮卑; Xiānbēi) göçebe birliğidir ve Avarlar için "İlk defa tarihsel olarak kanıtlanmış Türk boyundandır" denilmiştir.[13] Bir başka kaynağa göre Śyän-bi etnik kökeni hala bilinmemektedir.[14]

0