Cevaplar

2012-12-30T20:48:48+02:00

İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi Türkiye’nin öncelikli siyasi hedefleri arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda ülkemiz özellikle son yıllarda, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ile temel hak ve özgürlüklere saygının tam olarak sağlanması amacıyla kapsamlı bir reform sürecinden geçmektedir.

Vatandaşlarımızın insan hakları alanındaki istek ve beklentilerinin temel yönlendirici rol oynadığı reformlarda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) hükümleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) içtihatları ile Avrupa Birliği (AB) Katılım Ortaklığı Belgesi ve Ulusal Program ışığında Kopenhag kriterlerine uyum boyutu da göz önünde tutulmaktadır. Ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Konseyi (AK) ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gibi uluslararası örgütler ile saygın yerel ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarının gözlem ve raporları da uygun şekilde dikkate alınmaktadır.

Temel hak ve özgürlüklere saygının tam olarak yerleşmesi için gerekli alt yapıyı oluşturmaya yönelik reform stratejisinin üç temel boyutu bulunmaktadır: Mevzuatımızda gerekli değişikliklerin yapılması, uluslararası insan hakları sözleşmelerine taraf olunması ve reformların uygulamaya tam olarak yansımasına yönelik önlemler alınması.

BM sözleşmeleri, AGİT belgeleri, AİHS ve diğer AK belgeleri, AİHM’nin içtihadı ve Kopenhag kriterleri ışığında mevzuatımız gözden geçirilerek, iyileştirilmektedir. Bu çerçevede, Ekim 2001 ayında yapılan kapsamlı Anayasa değişikliklerini izleyen dönemde sekiz reform paketi ile Mayıs 2004’te bir dizi Anayasa değişikliği daha kabul edilmiştir. Nisan 2006’da kamuoyuna açıklanan “9. Uyum Paketi” çerçevesinde öngörülen yasal ve idari düzenlemelerin büyük bir çoğunluğu hayata geçirilmiş olup, süreç devam etmektedir.

Anayasanın 90. maddesine getirilen değişiklikle temel hak ve özgürlükler konusundaki ulusal yasaların uluslararası insan hakları sözleşmelerinde yer alan hükümlerle farklılık içermesi halinde uluslararası sözleşmelerde yer alan hükümlerin geçerli kılınması, 2002 yılının başında yeni Medeni Kanun’un ve Eylül 2004’te yeni Türk Ceza Kanun’nun kabul edilmesi yasal reformların önemli aşamalarını oluşturmaktadır.

Mayıs 2008’de yürürlüğe giren "Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"la düşünce ve ifade özgürlüğü alanında ilerleme kaydedilmiştir. Temmuz 2010’da Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan değişiklikle, teröre ilişkin suç işlemekle itham edilen çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanmalarını sağlamıştır.

Ülkemiz cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik olarak uluslararası alanda yapılan çalışmalara katkıda bulunmaktadır. Türkiye, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine (CEDAW) 1985’ten beri taraftır. Ayrıca, CEDAW’a ilişkin İhtiyari Protokol 2002 yılında onaylanmıştır. 2010 yılı Haziran ayında yapılan seçimlerde, Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (CEDAW) üyeliğine, bu komitenin eski başkan ve üyelerinden Prof. Dr. Feride Acar seçilmiştir. Türkiye’nin evsahipliği yaptığı uluslararası organizasyonlar da ülkemizin kadın hakları alanında yükselen bir uluslararası aktör konumunun göstergeleridir. Son olarak, kadınların küresel ekonomideki yerlerini güçlendirmeyi hedefleyen ve ABD’de mukim "Global Summit of Women" isimli kuruluş tarafından düzenlenen 21. Küresel Kadın Zirvesi Bakanlığımız ve Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün katkıları ile İstanbul’da gerçekleştirilmiştir.

0