Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2013-01-02T14:56:57+02:00

KONUSU: Kitapta, insanların “vakit nakittir” diyerek, sürekli olarak çalışıp, birbirlerine ve doğadaki güzelliklere zaman ayır­madıkları ve süreç içerisinde nasıl birer makine parçası haline geldikleri akıcı bir tarzda anlatılmaktadır.

 

BİRİNCİ BOLUM:

Büyük Bir Kent ve Küçük Bir Kız:

Çok eski zamanlarda, sı­cak ülkelerde, büyük ve görkemli kentler vardı. Büyük saraylar, tapınaklar ve şatoların yaranda, kentin arka taraflarında, daracık sokaklar, eğri büğrü evler de bulunurdu. Aynı zamanda, insanla­rın bir araya gelip, konuşmaları ve tartışmaları için geniş meydan­lar da bulunurdu. Hepsinden önemlisi, bu kentlerde, günümüz­deki sirklere benzeyen, taştan basamakları olan, büyük tiyatrolar da vardı.
O günlerin üzerinden binlerce yıl geçti. O kocaman tiyatro­lardan bugün sadece yıkıntılar kaldı. İşte bizim Momo’nun başından geçen olaylarda böyle bir kentte yaşandı.
Bu büyük kentte, evlerin İyice yoksullaştığı bir yerde, küçük bir çam ormanında gizlenmiş, o dönemde de yoksullara hitap ettiği belli olan bir tiyatro vardı. Bu taş yığınını en iyi tanıyanlar, yakın çevrede yaşayanlardı. Çevre halkı bir gün, bu taş yığınlarının arasına, garip giyimli, kıza benzeyen, korkunç bir görüntüsü olan, ufak tefek, simsiyah kıvırcık saçlı, kocaman siyah gözleri bulunan Momo ismini verdik­leri bir çocuğun taşındığını gördüler. Tiyatro yıkıntısının tam sahne altına gelen yerinde, birkaç yıkık oda vardı. Momo bunlardan birine yerleşmişti. Çevreden insanlar gelip onunla konuşunca, zararsız olduğunu anlayıp yar­dımcı olmaya karar verdiler. Elbirliği ile, Momo’nun evini elden geçirip, yaşanır hale getirdiler. Çocukları, yiyeceklerini Momo İle paylaştılar. Böylece, Momo ile çevre halkı arasında dostluk baş­lamıştı. Zamanla birbirlerine öyle alıştılar ki, mahalle halkı, Momo’nun oradan ayrılacağını asla düşünmek bile istemiyorlardı.

Sıra Dışı Bir Özellik ve Sıradan Bîr Tartışma:

Momo, onlar için çok iyi bir dinleyiciydi. Kimin her ne prob­lemi olursa olsun, Momo’nun yanma uğrar ve anlatırdı. Momo, saatlerce bile olsa sessizce dinler, hiçbir şey söylemezdi. Ancak, derdini anlatan kişi, bu anlatma süresi içinde çaresini de bulur, böylece Momo’nun yanından sorunu çözülmüş olarak ayrılırdı. Bir gün tiyatroya, birbirleriyle kanlı bıçaklı olan iki adam geldi. Biri tiyatronun bir tarafına, diğeri öbür tarafına oturdu. Momo’da tam ortalarındaydı. İki adam, önce öncekiler gibi şid­detli bir şekilde tartışırlarken, nasıl oldu bilinmez, bir süre sonra, birbirleri sakin sakin konuşmaya başladılar. Bir müddet sonra ise, kol kola Momo’nun yanından ayrıldılar. Momo’nun gelişi sadece yetişkinlere değil, çocuklara da ya­ramıştı. Bir kere, can sıkıntısı diye bir şey kalmamıştı. Üstelik, sürekli yeni yeni oyunlar icat ediyor ve oynuyorlardı. Hepsi bir noktada anlaşıyorlardı: Burada, Momo’nun yanında oynanan oyunlar başka hiçbir yerde oynanamazdı.
Momo herkesi, her şeyi dinlerdi. Böcekleri, otlan, yağmuru, hatta rüzgârı bile. Her biri ona kendi dilince bir şeyler anlatırdı.

 

Suskun Bir İhtiyar ve Konuşkan Bir Genç:

Momo’nun çok sevdiği Beppo isminde yaşlı bir adam ile genç bir dostu vardı. Yaşlı adam, sokakları süpürürdü. İşi biter bitmez Momo’nun yanına gelir ve saatlerce dura dura, dalgın bir şekilde konuşurdu.
Gıgı ismindeki genç dostu ise, yaşlı adamın tam tersiydi. î-nanılmaz bir konuşma yeteneği vardı. Öyle güzel gülerdi ki, insan doğal olarak onunla birlikte gülerdi. Turist rehberliği, park bekçi­liği, nikâh şahitliği, köpek gezdirİciliği, aşk mektubu taşıyıcılığı, cenaze levazımatçılığı, hatıra eşya satıcılığı, kedi maması dağıtıcı­lığı ve daha bir sürü iş yapıyordu. Bütün hayali bir gün zengin olmaktı.
Gigi’nin yaptığı hafiflikleri anlayışla karşıladığı için Beppo ile iyi dosttular.
Ancak, bu dostlukların üzerine düşecek olan sinsi bir gölge adım adım ilerliyordu. Başkalarının göremediği bazı şeyleri göre­bilen ihtiyar Beppo bile, son zamanlarda kentin içinde çoğalmaya başlayan ve durup dinlenmeden birtakım dolaplar çeviren duman renkli adamları fark edememişti.
Bu duman renkli adamlar duman renkli şık otomobillerde geziyor, kül rengi suratlarıyla her yere girip çıkıyorlardı. Ağızla­rında hep sigara bulunuyordu. Aynı adamlar, tiyatronun etrafın­da da gezip duruyorlardı. Momo onları görünce çok korkmuştu. O gece sabaha kadar onları düşündüyse de, sabah olunca yine eski haline dönmüştü.
Gıgı, zamanla Momo’ya daha çok bağlanmıştı. Momo’nun yanında iken, hayal dünyası çok fazla zenginleşiyor, hikâyeleri süsleyerek anlatması kolaylaşıyordu. özellikle, turistlere anlattığı hikâyeler çok ilgi çekiciydi. Momo ile baş başa kalınca da, kahra­manının adı Momo olan masallar ve hikayeleri sadece Momo için anlatıyordu.

 

0
2013-01-02T14:57:02+02:00

Büyük Bir Kent ve Küçük Bir Kız:

Çok eski zamanlarda, sı­cak ülkelerde, büyük ve görkemli kentler vardı. Büyük saraylar, tapınaklar ve şatoların yaranda, kentin arka taraflarında, daracık sokaklar, eğri büğrü evler de bulunurdu. Aynı zamanda, insanla­rın bir araya gelip, konuşmaları ve tartışmaları için geniş meydan­lar da bulunurdu. Hepsinden önemlisi, bu kentlerde, günümüz­deki sirklere benzeyen, taştan basamakları olan, büyük tiyatrolar da vardı.
O günlerin üzerinden binlerce yıl geçti. O kocaman tiyatro­lardan bugün sadece yıkıntılar kaldı. İşte bizim Momo’nun başından geçen olaylarda böyle bir kentte yaşandı.
Bu büyük kentte, evlerin İyice yoksullaştığı bir yerde, küçük bir çam ormanında gizlenmiş, o dönemde de yoksullara hitap ettiği belli olan bir tiyatro vardı. Bu taş yığınını en iyi tanıyanlar, yakın çevrede yaşayanlardı. Çevre halkı bir gün, bu taş yığınlarının arasına, garip giyimli, kıza benzeyen, korkunç bir görüntüsü olan, ufak tefek, simsiyah kıvırcık saçlı, kocaman siyah gözleri bulunan Momo ismini verdik­leri bir çocuğun taşındığını gördüler. Tiyatro yıkıntısının tam sahne altına gelen yerinde, birkaç yıkık oda vardı. Momo bunlardan birine yerleşmişti. Çevreden insanlar gelip onunla konuşunca, zararsız olduğunu anlayıp yar­dımcı olmaya karar verdiler. Elbirliği ile, Momo’nun evini elden geçirip, yaşanır hale getirdiler. Çocukları, yiyeceklerini Momo İle paylaştılar. Böylece, Momo ile çevre halkı arasında dostluk baş­lamıştı. Zamanla birbirlerine öyle alıştılar ki, mahalle halkı, Momo’nun oradan ayrılacağını asla düşünmek bile istemiyorlardı.

0