Cevaplar

2013-01-02T18:09:33+02:00
turum başkanlığını Önce Vatan Gazetesi yazarlarından Araştırmacı-Yazar Hüseyin Dayı yaptı.

 

Açış konuşmasında Hüseyin Dayı özetle şunları söyledi: “Bugün konumuz günümüze kadar tesirleri gelmiş bir ihtilal ve biz ihtilal mağduru bir devlet ve siyaset adamını daha da önemlisi bir mütefekkiri ebedi aleme uğurluyoruz. Yakın dostluğuna mazhar olduğum rahmetli Aydın Menderes bilinenin fevkinde bir kapasiteyi haiz fikir ve düşünce insanı tam bir Türk münevveriydi. Büyük acılar çekmiş olmasına rağmen hiçbir gün ondan düşmanlık  ifade eden ifadeler duymadım. Devletine, milletine sevgi ve sadakatle bağlı; cürüm işleyenlerin dahil oldukları kurumlar sebebiyle o kurumları mahkum eden hiçbir sözüne şahit olmadım. Allah huzurunda ve sizlerin şahadetinde iman ve ihlas sahibi kimliğine şahadet ediyorum. Değerli hazirun; konferansımızın başlığı hemen bize İttihat Terakki’yi çağrıştırıyor. Zira olayların tezgahtarları ve kahramanları kendilerine bu namı vermişlerdi. Onlardan günümüze intikal eden en belirleyici motifler “irtica” ve “mürteci” kavramlarıdır. İstihsale bakınca müstahsillerin kimliği hakkında da bir kanaat oluşuyor. Bu noktada derhal dikkatimizi çeken bir husus var o da tıpkı 31 Mart Vak’ası gibi onu takip eden aynı karakter ve maksatlı ihtilallerin de kendilerine mahsus ve millete yabancı bir takım değer ve sloganları ortaya attıklarını görmekteyiz. Yine acı bir gerçek de her ihtilal bir öncekinden daha derin daha şümullü ve daha tahrip edici olmaktadır. Ülkemize faturaları ağır bu kanunsuzlukların son bulmuş olmasını diliyorum. Konferansımız tarihi bir mahiyet arz ettiği için bütün sosyal bilimlerde olduğu gibi tarihte de tam bir rasyonel tenin zorluğuna işaret etmek gerekiyor. Bu gerçeğe rağmen tarihten ders almak istiyorsak doğru olduğuna inandıklarımız ve gerekli inceleme ve araştırmalarla elde ettiğimiz bilgileri topluma dürüstçe arz etmek zorundayız. Ancak bu surette tarih ilminden istifade etmemiz mümkün olabilir. Konuyla ilgilenen batılı düşünürler bu bilim dalında rasyonaliteyi sağlamak için “analitik tarih”, ”tarih felsefesi” gibi çalışmalara ağırlık vermişler fakat yine yük insanın şerefine tevdi edilmiştir. Bizim tarihimizde buna örnek Ahmet Cevdet Paşadır. O ‘‘mademki hakikatleri olduğu gibi yazmaya söz verdim o halde kendimi de yazacağım’’ diyerek gerçekten şahsına ait eksik ,noksan ve hataları da saymış dökmüştür.”

 

Daha sonra söz alan Doç. Dr. Necmettin Alkan Özetle şöyle dedi: “Evet sosyal bilimlerde objektiflik yoktur. Ancak bu eksiği objektifliğe değer veren bilim adamı telafi imkanına sahiptir. Bunun için tarihçi bir olayı bir dönemi incelerken mutlaka sebeplere inecek ve onu tatmin edebilecek dokümanlara, belgelere ulaşacak bir gayret içinde olmalıdır. Bunu yaptıktan sonra ciddi bir sentez çalışması ile sebep ve sonuçlar hakkında sağlıklı sonuçların ortaya çıkabilmesi mümkün olacaktır.
1 5 1
2013-01-02T18:09:49+02:00
Oturum başkanlığını Önce Vatan Gazetesi yazarlarından Araştırmacı-Yazar Hüseyin Dayı yaptı.

 

Açış konuşmasında Hüseyin Dayı özetle şunları söyledi: “Bugün konumuz günümüze kadar tesirleri gelmiş bir ihtilal ve biz ihtilal mağduru bir devlet ve siyaset adamını daha da önemlisi bir mütefekkiri ebedi aleme uğurluyoruz. Yakın dostluğuna mazhar olduğum rahmetli Aydın Menderes bilinenin fevkinde bir kapasiteyi haiz fikir ve düşünce insanı tam bir Türk münevveriydi. Büyük acılar çekmiş olmasına rağmen hiçbir gün ondan düşmanlık  ifade eden ifadeler duymadım. Devletine, milletine sevgi ve sadakatle bağlı; cürüm işleyenlerin dahil oldukları kurumlar sebebiyle o kurumları mahkum eden hiçbir sözüne şahit olmadım. Allah huzurunda ve sizlerin şahadetinde iman ve ihlas sahibi kimliğine şahadet ediyorum. Değerli hazirun; konferansımızın başlığı hemen bize İttihat Terakki’yi çağrıştırıyor. Zira olayların tezgahtarları ve kahramanları kendilerine bu namı vermişlerdi. Onlardan günümüze intikal eden en belirleyici motifler “irtica” ve “mürteci” kavramlarıdır. İstihsale bakınca müstahsillerin kimliği hakkında da bir kanaat oluşuyor. Bu noktada derhal dikkatimizi çeken bir husus var o da tıpkı 31 Mart Vak’ası gibi onu takip eden aynı karakter ve maksatlı ihtilallerin de kendilerine mahsus ve millete yabancı bir takım değer ve sloganları ortaya attıklarını görmekteyiz. Yine acı bir gerçek de her ihtilal bir öncekinden daha derin daha şümullü ve daha tahrip edici olmaktadır. Ülkemize faturaları ağır bu kanunsuzlukların son bulmuş olmasını diliyorum. Konferansımız tarihi bir mahiyet arz ettiği için bütün sosyal bilimlerde olduğu gibi tarihte de tam bir rasyonel tenin zorluğuna işaret etmek gerekiyor. Bu gerçeğe rağmen tarihten ders almak istiyorsak doğru olduğuna inandıklarımız ve gerekli inceleme ve araştırmalarla elde ettiğimiz bilgileri topluma dürüstçe arz etmek zorundayız. Ancak bu surette tarih ilminden istifade etmemiz mümkün olabilir. Konuyla ilgilenen batılı düşünürler bu bilim dalında rasyonaliteyi sağlamak için “analitik tarih”, ”tarih felsefesi” gibi çalışmalara ağırlık vermişler fakat yine yük insanın şerefine tevdi edilmiştir. Bizim tarihimizde buna örnek Ahmet Cevdet Paşadır. O ‘‘mademki hakikatleri olduğu gibi yazmaya söz verdim o halde kendimi de yazacağım’’ diyerek gerçekten şahsına ait eksik ,noksan ve hataları da saymış dökmüştür.”

 

Daha sonra söz alan Doç. Dr. Necmettin Alkan Özetle şöyle dedi: “Evet sosyal bilimlerde objektiflik yoktur. Ancak bu eksiği objektifliğe değer veren bilim adamı telafi imkanına sahiptir. Bunun için tarihçi bir olayı bir dönemi incelerken mutlaka sebeplere inecek ve onu tatmin edebilecek dokümanlara, belgelere ulaşacak bir gayret içinde olmalıdır. Bunu yaptıktan sonra ciddi bir sentez çalışması ile sebep ve sonuçlar hakkında sağlıklı sonuçların ortaya çıkabilmesi mümkün olacaktır.
0