Cevaplar

2013-01-03T13:08:06+02:00

Fransuva, annesi Luiz dö Savua aracılığıyla Jean Frangipani isimli elçiyi Kanuni Sultan Süleyman'a gönderdi. Elçi hem Fransuva'dan hem de annesinden birer mektup getirmişti ve Kanuni Sultan Süleyman'dan yardım istiyordu. 

Kanuni Sultan Süleyman elçiye iltifatlarla karşıladı ve 1526 yılının Şubat ayında Fransa Kralı'na şu mektubu gönderdi: 

"Ben ki, Akdeniz'in ve Karadeniz'in ve Rumeli'nin ve Anadolu'nun Karaman'ın ve Rum'un ve Dulkadır Vilayeti'nin ve Diyarbakır'ın ve Kürdistan'ın ve Acem'in ve Şam'ın ve Halep'in ve Mısır'ın ve Mekke'nin ve Medine'nin ve Kudüs'ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen'in ve daha nice memleketlerin -ki yüce atalarımızın ezici kuvvetleriyle fethettikleri ve benim dahi ateş saçan kılıcımla fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Bayezıd oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han'ım. 

Sen ki, Françe vilayetinin kralı Françesko'sun. 

Sultanların sığınma yeri olan kapıma, sadık adamın Frankipan ile mektup gönderip ve bazı ağız haberi dahi ısmarlayıp; memleketinizin düşman istilasına uğradığını, hapse atıldığınızı bildirip; kurtarılmanız hususunda bu tarafta yardım ve medet istemişsiniz. Her ne ki demiş iseniz, yüksek katıma arzolunup teferruatıyla öğrendim. 

Padişahların bozguna uğraması ve hapsedilmesi şaşılacak şey değildir. Gönlünüzü hoş tutup hatırınızı incitmeyiniz. 

Ulu ecdadımız daima düşmanı kovmak ve memleketler fethetmek için seferden geri kalmamıştır. Biz dahi onların yolundan yürüyüp, her zaman memleketler ve sağlam kaleler fetheyleyip; gece-gündüz atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır.

Allah hayırlar versin ve iradesi ne ise o olsun. Bunun dışındaki durum ve haberleri adamınızdan sorup öğrenirsiniz, vesselam!"

Casus 

Alman İmparatoru www.forumacil.com/ Şarklen'in Türkiye'deki elçisi tarafından "Dünyanın en güçlü ordusu" olarak tanımlanan Türk Ordusu, Birinci Viyana kuşatmasından önce Budapeşte önüne gelmiş, şehri kuşatmıştı. 

Etrafta dolaşan şüpheli birini yakalayan askerler onu doğruca Başvezir İbrahim Paşa'nın huzuruna çıkardılar. 

İbrahim Paşa ile o adam arasında şöyle bir konuşma geçti: 

"- Sen kimsin?" 

"- Kral Ferdinand'ın subayyım efendimiz!" 

"- Demek casusluk niyetiyle geldin. Peki, ne öğrenmek istersin?" 

"- Görevim, ordunuz hakkında bilgi toplamaktı!" 

"- Anlaşıldı. Şimdi var, istediğin bilgileri topla!

İbrahim Paşa, sonra da ilgililere dönüp emir verdi: 

"- Bu casusa istediği herşey gösterilsin, sorduğu
herşeye doğru cevap verilsin!" 
Söylenenler yapıldı ve Alman subayı adeta misafir olarak ağırlandı. 

Osmanlı ordugâhını baştan başa dolaşan casus subay gördükleri karşısında hayretini gizleyemiyordu. İşi bittikten sonra tekrar huzura çıkarılınca İbrahim Paşa'ya da durumu anlattı. İbrahim Paşa gülerek elini uzattı ve onu yolcu etti: 

"- Haydi git, gördüklerini kralına anlat!

Osmanlıların kendi güçlerinden ne kadar emin olduklarını gösteren güzel bir örnek, değil mi? 

Öyle bir örnek ki, dünyada eşi ve benzeri ne görüldü, ne de görülecek! 

İşte büyük ordu, işte büyük devlet ve işte büyük devlet adamları


AKINCILAR 

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik 
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik! 


0