Cevaplar

2013-01-03T16:54:59+02:00

Kasabanın girişinde Foster’lere ait, üzerinde sanki dersin “Bana girmeyin” diye levha bulunan, kare şeklinde bîr ev ve bir koru vardır. Bu koruya da şimdiye kadar hiç kimse gitmemiştir. Evin tek çocuğu VVinnie de oraya hiç gitmemiştir. Zaten, buraya birileri girmiş olsa idi, ortadaki dişbudak ağacının kökleri arasın­dan çıkan küçük pınarı, çakıl taşlarıyla gizlenmiş olmasına rağ­men bulacaklardı. İşte o zaman öyle büyük bir felâket olurdu ki; bu ihtiyar ve yorgun dünya, ateşten çekirdeğine kadar zangır zangır titrerdi.

 Ağustosun ilk günlerinden birinde bayan Mae Tuc erken uyandı ve yanında uyuyan kocasına bakarak “Çocuklar yarın eve gelecekler” dedi. Agnus aniden uyandı ve “Benİ niye uyandırdın hepimizin cennete gittiği o rüyayı görüyordum” deyince kadın “Sü(Sansürlü Kelime)rekli o rüyayı görmenin ya yararı var ki? Nasılsa hiçbir şey değişmeye(Sansürlü Kelime)cek” diyerek cevap verdi. Sonra yerinden kalktı ve gelecek oğulla(Sansürlü Kelime)rını karşılamak için kasabaya gitmek üzere hazırlık yapmaya başladı. Bu arada kendisi kocası ve oğullan Mıles ve Jesse’nin ****en yedi senedir hayallerini aynı gösteren aynaya bakmayı da ihmal etmedi.

Winnie demir parmaklıkların arkasındaki sert otların üzeri(Sansürlü Kelime)ne oturmuş bir yandan ilerdeki kurbağaya bir yandan çakıl taşla(Sansürlü Kelime)rı atıyor bir yandan da kendisinden başka bir kardeşi olmadığı için evde sürekli kendisi ile ilgilenildiğinden şikayette bulunu(Sansürlü Kelime)yordu. “Artık sıkıldımkendim olmalıyım dünyayı değiştirecek ilgi çekici bir şeyler yapmalıyım. Bunun için de evden kaçmahyım. Hele bir sabah olsun bakalım.” Aynı günün akşamı ince zayıfüzerinde san limon rengi el(Sansürlü Kelime)bise bulunan bir adam kapılarının önüne kadar gelerek VVinnie ile konuşmaya başladı. Bu arada büyük annesi evden gelip bu konuşma ve görüşmeye engel oldu. Aynı anda korudan bir me(Sansürlü Kelime)lodi sesi yükselmeye başladı. Yaşlı kadın çocuğun elinden tutup içeri götürürken diğer yandan da “Allah’ım bunca sene sonra geri döndüler!” diye söylendi. Gözleri fal taşı gibi açılmıştı.VVinnie sabah erkenden uyandı. Dışarı çıkıp koruya gitme(Sansürlü Kelime)ye kararlıydı. Nitekim çıktı da. Koruda yürürken “Niye daha önce buraya gelmedim harika bir yermiş” diye kendi kendine konuştu. Her tarafta minik yaratıklar vardı. Kuşlar böcekler sincaplar karıncalar… Birden ilerde ışığın daha parlak olduğu ve dalların azaldığı tarafta bir şeylerin kımıldadığını gördü. “Ya bunlar orman perüerİyse” diyerek korkuyla çömeldi. Sonra merakla biraz İlerle(Sansürlü Kelime)yince ağacın gövdesine yaslanmış kahverengi kıvırcık saçlı fakir giysiliayağında ayakkabısı olmayan kendisinden büyük bir deli(Sansürlü Kelime)kanlı gördü. Bu arada çocuk yere eğildi ve kaldırdığı taşın altın(Sansürlü Kelime)dan akan suya ağzını dayayarak içti. Kafasını kaldırınca da VVinnie ile göz göze geldi. Çocuğun ismi Jesse Tuck idi ve hem on yedi hem yüz dört yaşında olduğunu söylüyordu. Bu aradabir ses duyuldu. Gelenler vardı. Bunlar bayan Mae Tuck ve Jesse’nin ağabeyi Miles’di. Kadın kızı suyun başında görünce beyazlaşan yüzü ile “Evet çocuklar sonunda olabilecek en kötü şey de başımıza geldi” dedi.
Sonra Winnie’yi de alıp oradan atları ile hızla uzaklaştılar. VVinnie korkmuş bir an önce evine gitmek istiyordu. Bir yerde durdular. Çocuğa “Korkma yavrum sana her şeyi anlatacağız” dese(Sansürlü Kelime)ler de çocuk korkuyordu. Kadın cebinden müzik kutusunu çıkar(Sansürlü Kelime)dı ve kurunca VVİnnie’nin koruda duyduğu müzik sesinin aynısı çalmaya başladı. “Orman perilerinin müziği” dedi VVinnie. Kadın da“Hayır tatlım sadece benim müzik kutumu. Başkalarının duyabile(Sansürlü Kelime)ceğini hiç düşünmemiştim” diye cevap verdi. Müzik kutusu küçük kızı rahatlatmıştı. Kadın kıza dönerek: “Beni dinle inan bana biz dostuz. Fakat bize yardımcı olmalısın. Gel şöyle otur da sana sebebini anlatayım” dedi.

0
2013-01-03T16:55:09+02:00

Kasabanın girişinde Foster’lere ait, üzerinde sanki dersin “Bana girmeyin” diye levha bulunan, kare şeklinde bîr ev ve bir koru vardır. Bu koruya da şimdiye kadar hiç kimse gitmemiştir. Evin tek çocuğu VVinnie de oraya hiç gitmemiştir. Zaten, buraya birileri girmiş olsa idi, ortadaki dişbudak ağacının kökleri arasın­dan çıkan küçük pınarı, çakıl taşlarıyla gizlenmiş olmasına rağ­men bulacaklardı. İşte o zaman öyle büyük bir felâket olurdu ki; bu ihtiyar ve yorgun dünya, ateşten çekirdeğine kadar zangır zangır titrerdi.

 

Ağustosun ilk günlerinden birinde, bayan Mae Tuc erken uyandı ve yanında uyuyan kocasına bakarak “Çocuklar yarın eve gelecekler” dedi. Agnus aniden uyandı ve “Benİ niye uyandırdın, hepimizin cennete gittiği o rüyayı görüyordum” deyince, kadın “Sü­rekli o rüyayı görmenin ya yararı var ki? Nasılsa hiçbir şey değişmeye­cek” diyerek cevap verdi. Sonra yerinden kalktı ve gelecek oğulla­rını karşılamak için, kasabaya gitmek üzere hazırlık yapmaya başladı. Bu arada, kendisi, kocası ve oğullan Mıles ve Jesse’nin seksen yedi senedir hayallerini aynı gösteren aynaya bakmayı da ihmal etmedi.

 

0