Cevaplar

2013-01-03T17:13:05+02:00

Işık prizmasındaki kırılma ve renk oluşumu
Işık Prizması ve Özellikleri 
Işık prizmasına gönderilen ışık prizmayı renklerine ayrılmış olarak terkeder.Kırmızı,turuncu, sarı,yeşil,mavi ve mor olarak sıralanan bu temel renkler birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış olarak gözlenmez.Çok sayıdaki ara tonlarda iç içe geçmiş durumda gözlenir.Beyaz ışığın burada gözlediğimiz biçimde renklerine ayrılması ışığın yayılma ortamını değiştirmesindendir.Bu etkinlikte havadan cama,camdan tekrar havaya geçen ışık iki kez doğrultu değiştirmiş,başka bir söyleyişle iki kez kırılmıştır.Kırılmaların ilki havadan cama geçerken,ikincisi de camdan havaya geçerken gerçekleşir.Bu sırada en fazla kırılan mor ışık prizmanın tabanına yakın uçta yer alırken en az kırılan kırmızı ışık ise prizmanın tabanına uzak uçta yer alır.

Işık prizmasında elde edilen renkler,yağmur damlacıklarının güneş ışığını kırması ve yansıtması sonucunda oluşur.Güneş ışığı yağmur damlalarında bir dizi kırılma ve tam yansımaya uğrar.

Damla içerisine girerken renklerine ayrılan ışık,damlanın karşı duvarından,ayrılmış olduğu renklere bağlı olarak farklı açılarla tam yansımaya uğrar.Damlayı terkedeceği yüzeye gelen değişik renkteki yansımış ışınlar burada tekrar kırılmaya uğrar.

Aynı renkte olmayan bu ışınlar farklı açılarla kırıldığından her bir damladan sadece bir renk ışık gözümüze ulaşır.

Kırmızı ışığın üsteki damladan,mor ışığın ise daha aşağıdaki damladan gelmesi nedeniyle gökkuşağı renkleri kırmızı üstte,mor altta olacak şekilde sıralanır.

3 2 3
2013-01-03T17:44:40+02:00

Çevremiz hakkındaki bilgileri görme, işitme, dokunma, tat ve koku alma duyuları ile elde ederiz. Bunlardan görme duyusuyla elde ettiğimiz bilgileri, bize ışık sağlar. Bir cismi görebilmemiz için gözümüze o cisimden ya doğrudan ya da dolaylı yollardan ışık gelmesi gerekir. Gözümüze gelen ışığı, cisim kendisi üretiyorsa ışık kaynağıdır (doğal ışık kaynakları; Güneş ve diğer yıldızlar, yapay ışık kaynakları; akkor lamba ve mum alevi gibi). Eğer cisim başka kaynaktan aldığı ışığı yansıtıyorsa, ışık kaynağı değildir (ay, gezegenler ve ışık kaynağı ile aydınlatıldığında görülen cisimler). O halde karanlık odada kendiliğinden ışık saçarak görülebilen cisimlere ışık kaynağı denir. Ancak; bir ışık kaynağı karşısında bulundukları zaman görülebilen cisimlere karanlık cisimler denir. Karanlık cisimlerin görülebilir haline "aydınlatılmış cisimler" denir. Işık kaynaklarının ışık vermesi (ışığı oluşturması) yapıldığı maddeye ve belli şartlara bağlıdır. Örneğin; ampul içindeki direnç teli, içinden geçen akım ile ısınır, akkor hale gelir ve ışık verir. Demir ısıtılınca renk verir (ışık saçar). Bazı sıvı ve gazlar 800 Cº'nin üstünde ışık kaynağı olur. Flüoresan-lambada ise flüoresan madde ile kaplı cam tüp içinde cıva buharı vardır. Tüpün uçlarına elektrik verilirse, iki uç arasında elektronlar cıva atomları ile çarpışırlar. Bu durumda cıva atomları uyarılır. Uyarılan atomlar ışık ışınları yayar. Bunlar flüoresan maddeye çarptığı zaman ışıldama yapar. Işık veren akkor lambanın camı sıcak olduğu halde, flüoresan lambanın camı soğuktur. Bu nedenle ışık kaynakları "sıcak ışık kaynakları" ve "soğuk ışık kaynakları" olmak üzere ikiye ayrılır. Isı yoluyla ışık oluşturan kaynaklara "sıcak ışık kaynağı" (akkor lamba, güneş vs.) denir. Elektrik ve manyetik etkilerle ışık veren kaynaklara da "soğuk ışık kaynağı" (flüoresan lamba) adı verilir. Atomlar, yüksek sıcaklıklara kadar ısıtma, foton, elektron ya da atom çarptırma gibi yollarla enerji kazanırlar. Madde atomlarına çeşitli şekilde enerji verilirse atomlar eski durumuna dönerken, aldıkları enerjiyi dışarıya ışık olarak salar. Dışarıya salınan bu enerjinin gözle algılanan bölümü görünen ışığı, algılanmayan bölümü ise görün

0