Cevaplar

2012-10-04T17:17:48+03:00

a dar, ama başka dillerle karışmadan yaşayan Arnavutça ve Rumence; küçük ve dağınık kümeler hâlinde yaşayan Yahudi Đspanyolcası, Arumen dili ve Çingenece konuşulmakta idi. (Lory, 2002) Yine Arapça, Çerkezce, Abazaca, Lazca, Gürcüce, Süryanice, Kürtçe, Ermenice konuşulmuştur. Öte yandan merkezin bir dili vardır, bu dil merkezinin kimliğini oluşturan unsurlardan biri olarak kendi doğal sürecinde gelişmektedir. Osmanlı Devleti’nin merkezinin dili Türkçedir ve merkeze doğru yaklaşan her birey bu dili edinmek zorundadır.(Develi, 2006) Çok dilliliğin hâkim olduğu bir ortamda tek dil üzerine yoğunlaşmak imkânsız olmuştur.

11. yüzyıldan sonra Đslamiyet bütün Türkleri kapsayan bir din hâline gelmişti. Bir milletin dinini değiştirmesi hayata bakış tarzını, kültürünü, ufkunu farklı biçimlerde geliştirmiştir. Belki daha fazla dindar olmaları daha fazla üreten, sağlıklı düşünen, devletler kuran topluluklar olmalarını sağlamıştır. Fakat dillerini kaybetmemeleri, kimliklerini kaybetmelerini engellemiştir. Arabistan’da, Mısır’da yaşayan ve dillerini kaybeden ve belki de daha çok Müslüman kimliğine sahip bireylerden Türk diye bahsetmemize imkân yoktur. Tüm olumsuz şartlara rağmen Türkçeyi koruyan, kollayan ve onu masallarda, ninnilerde, türkülerde yaşatan Türk insanı bugün bütün benliği ile Türkçeye sahip çıkmak zorundadır

0
  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-04T17:17:58+03:00

İlk dil Hz. Ademe verilen arapçadır sonra insanlar farklı yerlere göç etmiş ve nesnelere farklı adlar vermişlerdir

0