Cevaplar

2013-01-04T18:41:41+02:00
İnsan Haklarının Tarihsel Gelişimi

İnsan Hakları”, kelime anlamı olarak, insanın, sırf insan olması nedeniyle sahip olduğu haklar demektir. Günümüzde, bir bütün halinde toplumsal yaşamı düzenleyen siyasal rejimlerin ve hukuki düzenlerin meşruluk kaynağı olarak algılanan insan hakları, temelde, insanlığın tarihsel süreç içerisinde meydana getirmiş olduğu kültürel değerlerin bir birikimini yansıtır. Bu kavramın tarihsel kökenini hakkında yapılacak bir araştırma, bizi; düşüncelerinin merkezine insanı (bireyi) alan ve Protogaros’un “İnsan bütün şeylerin ölçüsüdür. Var olanların varlıklarının, var olmayanların var olmayışlarının” öğretisini şiar edinen Sofistlere, itidal, iyilik, doğrululuk, adalet ve ahlak gibi değerleri düşüncesine temel yapan ve insanın amacının mutluluk olduğunu belirten Sokrates’e ve tarihte ilk kez insanlar arasında eşitlik esasını savunup köleliğe karşı çıkan ve tek Doğal Hukuk ile yönetilen insanlara tek evrensel devlet altında birleşmelerini salık vererek tarihte ilk kez “Birleşmiş Milletler” fikrini ortaya atan Stoiklere kadar götürür.

Ama, birey haklarının tarihsel kökenleri bir yana bırakılacak olursa, bugün anladığımız manada bir insan hakları formülasyonun yapılması modern bir olaydır, bir bütün olarak Aydınlanma Çağı’nın ve özellikle bu çağa damgasını vuran John Locke düşüncesinin bir ürünüdür. Locke, sadece yaşadığı dönemde değil kendisinden sonraki dönemlerde de etkin olmuş, tabii haklar ve halkın egemenliği gibi konular üzerinde çalışan bütün düşünürler Locke’dan esinlenmiş ve etkilenmişlerdir. Locke’un böylesine etkili bir düşünür olmasının ve liberalizmin kurucusu sıfatını kazanmasının nedenini Adnan Güriz şöyle ifade etmektedir : “Locke, insanın vazgeçilmez tabii haklara sahip olduğunu ve siyasal düzenin amacının hürriyeti güvence altına almaktan başka bir şey olmadığını

 

12 3 12
2013-01-04T18:41:56+02:00

M.Ö. 450: Atina’da Aristo, Eflatun ve Sokrates gibi düşünürlerin düşünce olarak katkıda bulundukları bir çeşit yönetim sistemi, siyasi tarihteki yerini aldı. Site” denilen şehir devletlerce kadınlar ve köleler site halkının dışında kabul ediliyordu. Yetişkin erkeklerin halk meclisinde konuşma ve oy kullanma hakkı vardı.

375:Roma İmparatorluğunda yurttaştık ve insan haklan kavramı gelişme gösterdi.

1215: İngiltere’de Kral I. John’un imzaladığı Magna Carta kralın yetkilerini sınırlarken halka da bazı hak ve özgürlükler tanıyordu. Magna Carta ile kralın sınırsız yetkilerine son verildi. Kimsenin yargılanmadan cezalandırılmayacağı ilkesi getirildi.

1450: Alman Johann Gutenberg modern matbaayı geliştirdi. Matbaanın geliştirilmesiyle birlikte insanlar duygu, düşünce ve bilgilerini birbirleriyle paylaşmaya başladı. Bu da demokratik hak ve talepleri hızlandırdı. Matbaanın geliştirilmesi Avrupa’da Rönesans ve Reform hareketlerinin başlamasına neden oldu.

1750: Avrupa aydınlanma felsefesiyle anayasal demokrasinin düşünce temelleri atıldı. Montesqieu (Monteskiyo) güçler ayrılığını savunuyordu. Jean Jacgues Rousseau (Jan Jak Russo) “özgürlük, eşitlik ve kardeşlik” sloganıyla 1762 – 1763 yıllarında “Toplumsal Sözleşme”yi yazdı. John Locke (Con Luk) ise yaşama hakkı, özel mülkiyet hakkı gibi insanların sahip olması gereken belirli özgürlükleri savundu.

Your ads will be inserted here by

Easy AdSense.

Please go to the plugin admin page to paste your ad code.

1776: Virginia Haklar Bildirgesi’nde yaşam, hürriyet ve mülkiyet haklarıyla beraber mutluluğu arama hakkından söz edildi.

 

1789: 1789 yılında Fransa halkı krala karşı ayaklandı. Bunun sonucunda Fransız İnsan Bildirgesi yayımlandı. Bu bildiri temel insan haklarını “hürriyet, mülkiyet, güvenlik ve zulme direnme” olarak tespit etmektedir. Eşitlik, özgürlük ve adalet düşüncesinin kitleler tarafından telaffuz edildiği ilk siyasal örnektir.
Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi, yalnızca Fransızlar için değil, bütün insanlar için geçerli olan bir bildirgedir. Bu yüzden evrensel niteliktedir.

1877: İlk Türk Meclisi Mebuslar Meclisi (Genel Meclis) adı altında ve iki meclisli olarak 20 Mart 1877 tarihinde çalışmalarına başladı.

1920: 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da egemenliğin millete ait olduğu ilk meclis kuruldu. Yurdumuzun değişik bölgelerinden gelen milletvekilleri burada çalışmaya başladı.

1945: II- Dünya Savaşı’nın sonuçlarını gören devletler sürekli barışın sağlanması için bir araya gelerek Birleşmiş Milletler örgütünü kurdu ve 1945 yılında Birleşmiş Milletler Antlaşması imzalandı.
Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nin 11 Aralık 1946 tarihli ilk oturumunda içinde insan haklarının yer alacağı bir belge hazırlanması amacıyla Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu oluşturuldu. Komisyonda hazırlanan taslak 10 Aralık 1948 tarihinde genel kurul tarafından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi olarak kabul ve ilan edildi. Bildirge insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı sağlamak ve geliştirmek yolunda atılan ilk adımdır.

1989: Almanya’da bulunan Berlin duvarının yıkılması ve Sovyetler Birliği ile Doğu Avrupa ülkelerinin dağılması bu ülkelerde demokrasinin yayılmasına zemin hazırladı.

1995: İnternet kullanımı yaygınlaştı. İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla dünya üzerinde insanların birbirleriyle iletişimi arttı ve fikirlerin tüm dünyaya daha hızlı bir şekilde yayılması sağlandı.

2000: Dünyadaki 192 ülkeden seçimle iş başına gelen demokratik ülke sayısı 120′ye ulaştı. Bu rakam dünya nüfusunun yaklaşık %60′ına denk gelmektedir.

 




21 4 21