Ödevlerde
ücretsiz yardım!

Soruların %80'i 10 dakika içerisinde yanıt alır

Soru ekle

Telefonuna yükle

Soru

takip et

Attila bizansla hangi antlaşmaları yapmıştır

attila bizansla hangi antlaşmaları yapmıştır
şikayetim var!

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu Sinemmmavc kullanıcısına sor...

Cevaplar

Avrupa Hun Devleti Atilla Dönemi
Rua'nın ölümü üzerine Attila ve Bleda, Hun İmparatorluğu'nun başına geçmiştir. Attila, babası Muncuk'un ölümünden sonra amcası Rua'nın yanında yetişmiş, birlikte savaşlara katılmış, devlet yönetimini ve Hun siyasetini öğrenerek tecrübe kazanmıştır. Büyük kardeşi Bleda ile birlikte tahtı paylaşmaktaydı ama bir süre sonra Bleda'nın savaşlarda yeterince başarılı olamaması ve büyük obaya fazla savaş ganimeti getirememesi yüzünden Attila önderliğinde yapılan isyanda Bleda Attila tarafından 445 yılında öldürüldü ve bu isyandan sonra devletin tüm yetkisi Attila'ya geçti. Attila'nın amacı Batı Roma İmparatorluğu'nu ve Doğu Roma İmparatorluğu'nu egemenlik altına alarak devleti büyütmekti. Attila 434 yılında Tuna ve Morava nehirlerinin birleştiği yerdeki Margos Kalesi önünde Doğu Roma İmparatorluğu ile Margos Antlaşması'nı imzalamıştır. Antlaşmanın başlıca maddeleri şunlardır;


Doğu Roma İmparatorluğu, Hunlara ödemekte olduğu vergiyi iki katına çıkaracak.Doğu Roma İmparatorluğu, Hunlara bağlı kavimlerle antlaşma yapmayacak, ticari ilişkiler sınır kasabalarında devam edecek.Doğu Roma İmparatorluğu, elindeki Hun esirleri iade edecek.
Attila, Margos Antlaşması'ndan sonra ülkenin doğu bölgesini denetimi altına almıştır. 435 yılında Volga boylarındaki Ak-Oğurlar'ın ayaklanma girişimlerini bastırmıştır. Bu dönemde Hun İmparatorluğu en geniş sınırlarına ulaşmış ve yaklaşık 4 milyon km²'lik bir coğrafyaya hükmetmiştir.

Balkan (Bizans) Seferleri 
Doğu Roma'nın Margos Antlaşması'nın hükümlerine uymaması üzerine Attila, 441-442 yıllarında Bizans üzerine sefere çıktı. Doğu Trakya'ya kadar ilerleyen Hun ordusundan çekinen Bizans barış istemek zorunda kaldı. Bu antlaşma ile Attila, Doğu Roma'nın ödediği vergiyi artırdığı gibi bazı sınır kalelerini de ele geçirdi. Bu seferden sonra Avrupa Hunları'na Balkanlar'ın yolu açılmış oldu.

I.Balkan Seferi'nden sonra Bizans imzaladığı antlaşma şartlarında öngörülen vergiyi ödemediği için Attila 447 yılında yeniden sefere çıktı. İki kola ayrılan Hun ordusunun bir kolu Yunanistan'a girip Teselya'ya kadar ilerledi. Diğer kolu ise Sofya, Filibe ve Lüleburgaz şehirlerini alarak Büyükçekmece yakınlarına kadar ulaştı. Doğu Roma İmparatoru barış istemek zorunda kaldı.

Yapılan Anotolyos Antlaşması'na göre;


Doğu Roma ödediği vergiyi üç katına çıkaracak,Savaş tazminatı ödenecek,Tuna'nın güneyindeki yerler askerler arındırılacaktı.
Batı Roma (Galya) Seferi 
Roma İmparatoru'nun kızıyla evlenen Attila, çeyiz olarak imparatorluk topraklarının yarısını isteyince, bunu kabul etmeyen Batı Roma'nın üzerine yürüdü. Katalon Ovası'nda Attila, 100 bini Hun geri kalanı da Germen ve Slav kavimlerinden oluşan 200 bin kişilik bir ordu ile iken Roma ordusu da aynı bölgeye 200 bin kişilik ordu ile gelmişti. Hun düşmanı olan kavimlerin hepsi Aetiüs ordusunun safında birleşmişlerdi. 20 Haziran 451 günü dünyanın iki yarısı birbiri üzerine yüklendi. Savaş 24 saat sürdü ve iki taraf da çok büyük büyük kayıplar verdi. Fakat akşam olduğunda dağılan Roma ordusu oldu. Roma'yı destekleyen Batı Got ordusu da kralları savaşta ölünce çekilmek zorunda kaldı. Atilla Roma'nın asker deposu sayılan Galya'yı işgal etmiş, zamanın bilinen dünyasına yenilmezligini kabul ettirmişti.

Roma (452)
Bu savaştan bir yıl sonra Attila dağıttığı Roma İmparatorluğu'nun tamamını idaresi altına almak için harekete geçtiği zaman Romalılar'ın ona karşı koyacak güçleri kalmamıştı. 452 yılında Attila Alpleri aşarak Po Ovası'na indi ve yolu üzerindeki pek çok kuzey İtalya kentini ele geçirerek Roma önüne geldi. Papa II. Leo, Hun hükümdarın huzuruna çıkarak Attila'nın Roma'ya zaten hakim olduğunu beyan etti ve Hıristiyanlık merkezinin yıkılmamasını diledi. Attila Roma'ya saldırmadan, vergilerini arttırıp hakimiyetini onaylatarak geri döndü. Bazı kaynaklar bu seferin o sırada İtalya'yı kırmakta olan veba salgını nedeniyle yarım kaldığını öne sürer.

Yıkılışı 
Son seferinden kısa süre sonra 453'de Atilla öldü ve tahtına en büyük oğlu İlek geçti. Ancak diğer oğulları Dengizek ve İrnek taht kavgasına girdiler. Çıkan karışıklığı fırsat bilen bazı kabileler birlikten ayrıldı ve devlet dağılma sürecine girdi. Atilla'nın ölümünden bir yıl sonra Hunlar Nedao Savaşı'nda yenildi. İlek'in yerine tahta geçen Dengizik de 469'da öldü ve bu tarih bazı kaynaklarda Hun İmparatorluğu'nun sonu olarak kabul edilir. Atilla'nın en küçük oğlu İrnek bir kısım Hun kütlesiyle doğuya doğru göç etti. Karadeniz'in kuzeyindeki Türk kitleleriyle karışan bu kitle bugünkü Bulgarların ataları olduğu ve "Bulgar" kelimesinin "bulgalanmak = bulanmak = karışmak" kelimelerinden "bulanan" yani karışan anlamında türediği kabul edilir.
catpat03 kullanıcısının avatarı Catpat03 Teşekkürler (2) Seviye: 3, Oylar: 2
şikayetim var!

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...
Attila devrine gelindiğinde Uldız’ın izlediği Doğu Roma siyasetinde bir değişiklik olmamış; “Doğu Roma baskı altında tutularak hakimiyet altına alınacak.” politikası bu dönemde de devam etmiştir. Uldız’ın “Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar her tarafı fethederim” sözü Hun politikasını çok iyi özetlemektedir. Asıl hedefi cihan hakimiyeti olan Attila, bunun için büyük imparatorlukları ele geçirecekti. Bunlardan biri de tabii ki Doğu Roma İmparatorluğu ve İstanbuldu. Margus Barışı’ndan sonra Fin, Slav, Germen ve Türk asıllı birçok kavmi itaat altına alan Attila 440 yıllarında yeniden ortaya çıkarak, Bizans’ın içinde bulunduğu bazı durumlardan yararlandı. Bizans İmparatorluğu bu yıllarda hem Vandalların hem de İranlıların saldırılarıyla meşguldu. İşte bunu fırsat bilerek Castra Constantia’ya saldırıp, birçok esir almıştır. Bu saldırının anlaşma şartlarına uygun olmadığını belirtmek için görevlendirilen elçi, Attila’nın diplomatik taktikleriyle karşılaşmış; Attila, Bizans Piskoposu’nun Hun hudutlarına girdiği ve onlar için çok kutsal olan mezarların soyulduğu bu nedenle Piskopos ile birlikte kaçakların iade edilmesi gerektiğini söylemiştir. Sonunda Attila bunu kabul etmeyen Bizans üzerine yürümüş, Doğu Roma halkı piskopos yüzünden savaş tehlikesiyle karşılaşmak istememiş ve piskoposu geri vermeyi düşünmüşlerdir. Bunu öğrenen piskopos Hunlara sığınıp onlarla anlaşma yapmış ve bu anlaşmaya göre Bizans’a tuzak kurup Margus şehrini Hunlara teslim etmiş, böylelikle Trakya ve İstanbul’un yolu Hunlara açılmıştır.a- I. Balkan SeferiAttila, Doğu Roma’nın içinde bulunduğu siyasi sıkıntıdan yararlanarak, Margus’un ele geçirilmesiyle başlayan hareketine devam etmiş ve Balkanlara doğru ilerlemiştir. Attila’nın Belgrad’ı ve Niş’i de almasıyla Trakya’ya doğru hızla gelişen bu hareket, Batı Roma imparatoru Aetius’un araya girmesiyle kesintiye uğramış, kendisi Doğu Roma’nın vergilerini ödeyeceklerini ve kaçakları iade edeceklerini garanti etmiştir. Garanti olarak da oğlunu Hunlara esir olarak göndermiştir. Stratejik birçok kalenin Hunların eline geçmesiyle Balkanlarda Hunlarla mücadele edebilecek önemli bir güç kalmadı.b- II. Balkan Seferi447 yıllarına gelindiğinde Atilla’nın Doğu Roma politikası biraz daha sertleşmişti. Çünkü imparator II. Theodosios, Balkanlarda güvenliği sağlamak için Hunlara karşı bir müdafaa hattı geliştirme girişimindeydi. Ayrıca bu dönemde, Doğu Roma ağır bir mali kriz, salgın hastalıklar ve büyük bir depremin hasarlarıyla uğraşıyordu. İşte bu Bizans’ın içinde bulunduğu bu durumda, Attila’nın esas amacı Doğu Roma’yı kesin bir hakimiyet altına alıp, Batı Roma’ya yönelmekti. Yani cihan hakimiyeti ülküsünü gerçekleştirmekti. Attila Romalılardan daha önceden ödenmeyen borçların karşılığı olarak zorla vergi toplamış, kendisine elçi gönderilmesi, kaçakların iade edilmesi ve vergiler konusunda yazdığı bir mektubu elçileriyle göndermiş ve dönüşte Romalı elçilerinde onlara katılmasını istemiştir. II. Theodosios kaçakları iade etmeyeceğini söyleyince, Attila yola çıkmış ve Tuna Bölgesi’nin kilit yeri olan Ratiaria’ya saldırmış ve Bizans ordusunu ağır bir yenilgiye uğratmıştır. Sofya, Filibe, Silistre, Preslav ele geçirilmiş, Edirne kuşatılmıştır. Artık başkent İstanbul Hun tehlikesi altındadır. Bu sırada Prens Aspar komutasındaki birliklerinde 447’de Hunlara mağlub olması Roma için her şeyin sonuydu. Bu mağlubiyet sonucunda imzalanan Anatolius Barışı Antlaşması’na göre;
•    Kaçaklar Hunlara iade edilecek.
•    Bizans’ın ödediği senelik vergi arttırılacak.
•    Ödenmeyen vergiler için 6000 libre altın Hunlara ödenecek.
Doğu Roma, bu zor şartları Hun korkusundan dolayı kabul etmek zorunda kalmış, o güne kadar saçma ve gereksiz yere harcanan imparatorluk hazinesini doldurmak için halktan haksız yere zorla vergi toplamıştır. Bu savaş Romalıları o kadar zor duruma düşürdüki açlıktan ve intihar ederek ölen birçok kişi oldu.
c- Balkan Seferleri’nin Sonuçları•    Bizans’a karşı gerçekleştirilen bu iki Balkan seferinde de Doğu Roma’nın Tuna boyundaki savunma mekanizması tamamen çöktü.
•    Artık Hunlara engel olacak hiçbir güç kalmadı.
•    Bizans’ın uğradığı ağır yenilgi onları Hunların istekleri doğrultusunda hareket etmeye zorlamış ve kesin olarak Hunların hakimiyetine girmiştir.
•    Bizans’tan alınan altınlarla Hun hazinesi dolmuş ve Balkanlardaki sınırlar oldukça genişlemiştir.
brakcetin kullanıcısının avatarı Brakcetin Teşekkürler (0)
şikayetim var!

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...

Aradağını bulamadın mı?

Soru sor