Cevaplar

2013-01-05T15:00:13+02:00

Fair-Play
21 yüzyıl da dünya sporunda fair-play kelimesi ön sırayı almıştır. Kısaca sporda centilmenlik diyebiliriz. Sportif yarışmalarda bireyin kendi egoizmalarını aşarak, özveriyle doğrudan ödün verme becerisidir. Sporu yapanlarda seyredenlerde hareketlerini ahlak kurallarına ve olimpizm felsefesine uygun oalrak düzenlemelidirler. Bunu için küçük yaştan itibaren fair-play davranışını benimsemeli, olimpizm felsefesini kavramalıdırlar.
Gunumuzde SPOR yasamimizin fevkalade onemli bir unsuru haline gelmistir. Agir kosullar altinda yasam mucadelesi veren bireyler, ekonomik sorunlarin yarattigi bunalimlari berteraf etmek, medeni aletlerin yarattigi ataleti, statik yasami bir olcude harekete donusturmek ve en onemlisi kentlerin ve sanayinin yarattigi sagliga zararli ortamdan kurtulup dogayla kucaklasabilmek icin bireyler SPOR yapma aliskanligini benimsemeye baslamislardir. Bu durum ayni zamanda insanlarin Sportif yarismalara ilgisini arttirmistir, Bu durumda onemli olan SPOR'un tam anlamile bilinmesi, taninmasi geregidir. Bilimsel olarak hazirlanmis kurallar dahilinde yapilan ve insan saligina yararli her turlu beden hareketine SPOR diyoruz. Bu aktivite bireysel olarak yapilabildigi gibi, yarismalar selinde de gerceklestirilebilinir. Spor yapmak bir sevgi isidir ve bir yasam bicimidir ve bu boyle oldugu muddetce bireye ve yasadigimiz ortama yararlidir. Evet cagimizda insanlar SPOR'u sevmektedirler, imkanlarin el verdigi sekilde spor yapmaktadirlar ve yarisma biciminde gerceklestirilen sportif aktiviteleri yakindan takip etmektedirler. Ancak cocukluk cagindan itibaren hakiki anlamda SPOR'un egitimini yaptirmadigimiz icin, bunun ulvi anlamindan zaman zaman uzaklasilmaktadir. Spor egitiminde kullanilacak en onemli dusunce tarzi muhakkak ki OLIMPIZM'dir. Modern Olimpiyatlarin babasi addedilen BARON PIERRE DE COUBERTIN bakin 1894 yilinda bu organizasyonu baslatmak isterken ne diyor, olimpizm felsefesini nasil izah ediyor:

INSANLARIN BIRBIRLERINI SEVMELERINI ISTEMEK UTOPIK BIR DUSUNCE OLABILIR. ANCAK GENCLERIMIZI DORT YILDA BIR, BIR ARAYA GETIREBILIRSEK, BIRBIRLERINI SAYMALARINI SAGLIYABILIRIZ. BU SEKILDE ARZU EDILEN BARIS ICINDE YASAYAN BIR DUNYAYA KAVUSURUZ.

Bu ifadeden anlasilacagi uzere Spor insan sagligina yararli olmasi kadar, bu fani dunyada "BARIS KARDESLIK VE DOSTLUK" ortamini yaratmak icin bir arac olarak kullanilmasinin onemli oldugudur. Nitekim birlesmis milletler, Olimpizmin yuzuncu yildonumu olan 1994 yilini tum ulkeler icin DOTLUK, KARDESLIK, BARIS VE OLIMPIK DUSUNCE SENESI ilan etmis ve ihtiyacimiz olan bu ortami saglamaya calismistir. Bu da saglikli yasam icin fevkalade onemli bir faktordur, peki gunumuz insani Sporu boyle algilayabiliyor ve bilhassa Spor sevgisini, sportif yarismalari takip ederken veya fiilen katilirken Olimpizm felsefesini uygulayabiliyor mu? Maalesef buna tam manasile EVET diyemiyoruz. Asiri sevgi ve tutku gunumuz insaninin hislerini frenleyememesine neden oluyor ve FANATIK yapiyor. Bu durumda spor arac olmaktan cikiyor, amac oluyor. Her nepahasina olursa olsun kazanmak, galip gelmek arzusu cesitli uzucu olaylarin meydana gelmesine sebep oluyor. Her konuda oldugu gibi asiri tutku yasami tehdit ediyor. Bu konuda cesitli ornekler verebiliriz. Bu durum Sporun kendisinden kaynaklanmamaktadir. Gunumuz ekonomik kosullarinin agirligi, turlu politik ve sosyal baskilarin yeni hastaligi "STRES" bireyleri spor yaparken veya sportif organizasyonlari izlerken SIDDET olaylarina kalkismasina neden olmaktadir. Bir de buna fanatik bicimde taraf tutma eklenince, ozellikle futbolda musahade ettigimiz, ne yazik ki baska sporlarda intikal eden uzucu olaylar meydana gelmektedir. Tekrar ediyorum; OLIMPIZM irk, din, dil, renk ayricaliklarini rededer ve sporu amac olarak degil, arac olarak insanlarin mutlulugu icin kullanir.
FANATIZM'i ve SIDDET OLAYLARINI yok etmek istiyorsak Spor sevgisini bu cerceve dahilinde kucuk yastan bireylere asilamali, ogretmeliyiz. Bu bir egitimdir ve en buyuk yardimcimiz da yazili ve goruntulu basin olacaktir. Ne var ki, bilhassa ulkemizde onlarin da bu konuda egitilmeleri gerekmektedir.

0
2013-01-05T15:01:02+02:00

Ülkemizde ise bu kavram genelde “sportmenlik” veya “sportmence” kavramı olarak kullanılıyordu. Ama Son yıllarda artık “fair play”kavramı da dilimize yerleşmiş oldu.

Uluslararası platformda fair play kavramı için iki ayrı belge hazırlanmıştır. 1974 yılında Uluslararası Fair Play Komisyonu tarafından hazırlanan Fair Play Deklerasyonu tüm üye ülkelere gönderildi.

Bu belgede özet olarak “Kendisine ve dolayısıyla diğerlerine (rakibine, takım arkadaşlarına, hakemlere, izleyicilere ve kamuoyuna) saygıya dayanan bir hayat görüşüdür. Bu görüş her ne pahasına olursa olsun kazanmayı, başarılı olmayı reddetmektedir” yazmaktaydı.

Bu kavram sadece sporcular için değil, yöneticiler, hakemler, izleyiciler, coachlar ve yarışmalarla ilgilenen tüm medya kurumları içinde geçerliydi. Onlar da doğrudan veya dolaylı olarak yarışmaların yukarıda ifade edildiği biçimde cereyan etmeleri için çaba sarf etmeleri gerekmektedir.

Özünde fair play olgusu ahlak felsefesi üzerine kurulmuştur.Gerek ahlaklı davranışlar, gerekse olumsuz davranışlar  hem Antik Çağ’daki spor olaylarında, hem de günümüzdeki modern olimpiyatlarda karşılaşılan olaylardır.

ÜZÜCÜ OLAYLAR

Milat’tan Sonra 146 yılında Romalılar , Yunanistan’ı işgal edince Roma İmparatoru Neron “Olimpiyat Oyunları’nda yarışmadan kendisinin şampiyon ilan edilmesini” istemiştir.Buna tepki gösterilmiş, sonra Neron 5000 kişilik koruma ordusu ile birlikte olimpiyatlara gelmiş ve atlı araba yarışmalarına katılmıştır. Yarışmayı sürekli önde götüren Neron, bir dönemeci dönerken arabası devrilmiştir. Bunun üzerine diğer yarışmacılar durup, onun arabasını düzeltip, yarışa tekrar başlamasını beklemişlerdir. Neron yarışı doğal olarak birinci bitirmiştir.

Bir başka ilginç olay da Milat’tan Önce 322’de yapılan olimpiyatlar sırasında Atinalı Kalipso adlı bir atlet, pentatlonda kendisine rakip olabilecek sporcuları satın almıştır. Kendisine rakip olacak bir sporcuya 300 Drahmi vermiş ve yarışı kazandıktan sonra bunu gururla söylemiştir.

Siteler arası rekabetin yoğun olduğu Milat’tan Önce 400 yılında Sykion ve Kleora siteleri Telekias adlı bir atletin kendilerine ait olduğunu ileri sürerek paylaşmamak için atleti diri diri parçalamışlardır.

GÜZEL OLAYLAR

Bu çirkin olayların üzerine spor tarihinden sizlere bazı fair play olaylarını aktarmak istiyorum.

Önce Antik Çağ’dan bir örnek. Homeros olayı şöyle anlatıyor:

Atlı Araba yarışında Nestor’un oğlu Antilos, Menelaos’un çift koşumunu bir dar geçitte yarışma kurallarına aykırı geçtiğini farkedince galibiyet ödülünü Menelaos’a verir. O ise Antilos’un bu dürüst davranışına öyle sevinir ki ödül olarak verilen kısrağı ona geri verir.

1964 Innsburg Kış Olimpiyatları’nda Bobsleigh Çiftler yarışmasında en iyi dereceyi İtalyan Monti yapar. Sıra İngiliz Tony Nash ve eşine geldiğinde, kızağının bir parçasının kırık olduğu görülür. Monti, kendi kızağından o parçayı söker ve yarışacak olan Nash’e verir.Ve Nash, Mnoti’nin verdiği parça ile tamir ettiği kızağında olimpiyat şampiyonu olur. Monti ise yarışmadan şampiyonluğu geri çevirmiştir.

1965 ‘de ABD’de yapılan Salon Atletizm Müsabakalarında uzun atlamada İngiliz Şampiyonu Mary Rand yerdeki çizgileri karıştırınca üçüncü hakkında elenir. Willie White ise onun haksızlığa uğradığını söylerek hakem heyetine bir şans daha verilmesi talebinde bulunur.Dördüncü atlayışında Rand daha iyi bir derece yaparak yarışmayı kazanır. Burada White, rakibinin cezalandırılması sonucu galip gelmeyi reddetmiştir.White 1965 Fair Play ödülünü aldı.

1968 Dünya Kupası özel slalom yarışında Polonyalı Andrzej Bachleda sıralamada birinci ilan edilir. O buna itiraz eder ve bir kapı atladığını açıklar. Yarışmadan diskalifiye edilir. Kazanmadığı ünvanı, kabul etmez.

1966 ABD’de Toledo’da Dünya Greko Romen Şampiyonası sırasında Yugoslav Horvat müsabakada favori idi. Rakibi diskalifiye edilince o galip ilan edildi. Horvat, buna itiraz etti ve bir şans daha verilmesini istedi.İkinci denemede yine galip geldi ve “Zafer kazanılmalıdır” mantığı ile hareket ettiği için 1966 Fair Play ödülünü aldı.

1967 yılında Hamburg’da Uluslararası Almanya Tenis Turnuvası’nda Macar Gulsay, Çekoslavak Kukal ile başabaş bir maç çıkarıyordu. Bir ara Kukal bir kramp ile düştü ve devam edemeyecek hale geldi. Kurallara göre Gulsay’a puan verilmesi gerekiyordu. Ama o doktor çağrılmasını istedi.Doktor müdahalesinden sonra Kukal maça devam etti ve maçı kazandı.

2 Kasım 1969’da İspanya’da Madrid’te Bernabeu Stadyumu’nda Real Madrit-Sabadell ile şampiyonluk maçı oynuyordu. 50. dakikada durum berabere iken Sabadell forveti Pedro Zaballa top ile ilerleyip, tam rakip kaleye şut atacağı sırada, Real Madrid kalecisi ve bekinin çarpışıp bayıldığını gördü. O şutunu atmadı ve kasti bir hentbole neden oldu. Maçı Real Madrid 1-0 kazandı. Maç sonrası Sabadell Kulübü , Zaballa’ya ceza vermek amacıyla toplandı. Ama tüm İspanyol basını Zaballa’yı mükemmel bir sporcu ilan etmesi ve sonra Uluslararası Komite onu Zafer Kupası ile ödüllendirdi.

1967 yılında Fransa Atletizm Şampiyonası’nda 200 metre yarışında Sylvie Telliez altın madalyayı Cabrielle Mayer’e bıraktı. Çünkü, o yarışının bitimine çok az kala düşmüştü.

23 Agustos 1967’da Zdenka Zarubnicka paraşütle atlama yarışında paraşütü açılmayan rakibine yardımda bulundu ve onun hayatını kurtardı.

İtalya Su Kayağı yarışında Cianni Lonzi rakibinin hayatını boğulmak üzereyken kurtardı.

İsveçli oto yarışcısı Beat Fehr Casserta diğer yarışmacıların hayatını kurtarmak isterken kendi hayatını kaybetti.

Ülkemizde de ilk kez 1983 yılında Konya mahalli kümesinde, kümede kalma maçında takımın kalecisi İsmet Karababa koruduğu kaleye atılan bir gol için tartışma çıkınca, hakeme gidip golün nizami olduğunu söyledi. Bu İsmet’e o yıl Paris’te yılın Fair Play Ödülü’nü getirdi.

1 5 1