Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2013-01-06T10:11:17+02:00

Eğitim’in insan üzerinde büyük bir etkisi vardır. Her bireyin eğitimli olması demek o bölgenin istikrarını ikiye katlamaya yeter. Her insanın hak ve özgürlükleri arasında eğitim hakkı da vardır. İnsanlar nasıl okullarda rahatça eğitim alabiliyorsa, engelli vatandaşlarımızda eğitim alabilirler. 



Engelli vatandaşlarımızın rahatsızlık durumuna göre çeşitli eğitim alanlarında özgürlük kazanabiliyorlar. Engelliler normal eğitimin yanı sıra özel eğitim alma hakları da vardır. Ülkemizdeki engellilere de eğitim konusun her alanda büyük çalışmalar gösterilmiştir. Bunların başında engelli vatandaşlar için rehabilitasyon merkezleri gelir. Yetkililer ülkenin her alanında rehabilitasyon merkezleri kurarak engelli vatandaşları da topluma kazandırmayı başarmıştır. 

Engelliler ne tür eğitim alabilirler?
Engelli vatandaşlar hastalıklarının durumuna göre eğitim alırlar. Bunların yanı sıra genel kültür eğitimlerini de sürdürebilirler. 

• Engelliler MEB bakanlığınca açılmış özel rehabilitasyon merkezlerinde genel kültür eğitimi alabilirler.
• Engelliler özel yetenek eğitimi alabilirler.
• Engelliler yüzme gibi spor dalları başta gelmek üzere eğitim alabilirler. 
• Engelliler rahatsızlık durumuna göre belirli üniversitelerde de eğitim alarak, hayatta aktifliğini sürdürebilirler. 


Engellilerin eğitimi hakkında düzenlene anayasa maddesinde “Kimse eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz” sözcüğü akıllara kazınan engellilerin eğitim hakkında bir engeli olmadığını ispatlayan bir sözcüktür. 

Eğitimin her insana olduğunu unutmayalım. Çevremizde bulunan engelli vatandaşlarımızı daha çok ufak yaşlarda bu tür eğitim kurumlarına kayıt ederek, topluma daha uyumlu ve sağlıklı bir şekilde hazırlayalım.

1 1 1
2013-01-06T10:14:56+02:00

Bedensel bir özrü ya da zihinsel bir bozukluğu olan bazı çocuk­ların, öğretilen şeylerin ve öğretme yöntemle­rinin öbür okullardan farklı olduğu özel okul­lara gitmeleri gerekir. Sağır, yarı sağır, kör, zekâca geri, bedensel özrü olan ya da davra­nış bozuklukları gösteren bu gibi çocuklar için özel okullar vardır.
Batı Avrupa ve ABD'de özürlüler için ilk özel eğitim kurumları 18. yüzyılın sonlarında ve 19. yüzyılda kuruldu. Ama bunların sayısı yeterli değildi. Kentlerin dışında ve yatılı olan bu okullardaki çocuklar öbür çocuklardan ayrı tutulur, ender olarak insan içine girmele­rine izin verilirdi.
20. yüzyılın başlarında, Batı Avrupa'da ve ABD'de özel eğitime gereksinmesi olan ço­cuklar için ayrı sınıflar açılmaya başlandı. O dönemde ancak hafif özürlü çocukların eği­timden yarar göreceği kanısı yaygındı. Daha ciddi özürlüler evlerde tutuluyor, okula gönderilmiyordu. Özel sınıflarda eğitilenlerin de okuldaki öbür çocukların arasına karışmasına izin verilmiyordu.
II. Dünya Savaşı'nın getirdiği yıkımdan sonra birçok ülkede, özrüne bakılmaksızın tüm çocuklara öğrenim hakkı tanıyan yasalar kabul edildi. Hafif özürlüler normal çocukla­rın gittiği okullara alınırken, onlara ayrıca özel dersler verilmesi öngörüldü. Daha ciddi sorunları olan çocuklara ayrı sınıflar açılmak­la birlikte bahçede, yemekhanede ya da jimnastik salonunda öbür çocuklarla birlikte olma olanağı tanındı. Çok ağır durumda olanlar ise bu gibi çocukların bakıldığı yatılı okullara gönderildi.
ör;
Zekâ Geriliği Olan Çocuklar

Bazı çocuklar normalin altında bir zekâya sahiptir. Bu çocuklar "normal zekâ düzeyinin altında" ya da "geri zekâlı" olarak tanımlanır. Zekâ geriliği olan çocukla­rın görünüşleri genellikle öbür çocuklardan pek farklı değildir. Kör ya da doğuştan felçli ağır özürlüler ise ne konuşabilir, ne de konu­şulanı anlayabilir. Birçok ülkede hafif özürlü çocuklar normal okullara alınmakla birlikte ayrıca özel ders­lerle desteklenir. Sınıf arkadaşları gibi onlar da okuma, yazma, aritmetik ve el becerileri öğrenir, beden eğitimi derslerine ve eğlence­lere katılırlar. Daha ileri sınıflarda bir el sanatı öğretilerek iş becerisi kazanmalarına yardımcı olunur; fabrikalarda ve kamu kuru­luşlarında iş bulmalarına çalışılır.
Orta ya da ileri derecede zekâ geriliği olanlara özel eğitim verilir. Önemli olan kendi kendilerine yeterli olabilmelerini sağla­maktır. Bunun için giyinmek, soyunmak, yemek yemek, yüz ve vücut temizliği, dikiş, yemek pişirmek ve ev işlerine ilişkin beceriler kazanmalarına yardımcı olunur. Ayrıca l'den 10'a kadar saymak, bazı sözcüklerin anlamını öğrenmek, adını yazabilmek türünden şeyler de öğretilir. Bu gibi kurumlarda yetişen öğ­renciler daha sonra atölyelerde, denetim al­tında basit montaj ve üretim işleri yapabilir.
Ağır beyin sakatlığı olanlara bir şey öğret­me olasılığı çok zayıf olduğundan, onlara elle­rini ayaklarını oynatabilmeyi, dinlemeyi ve bazı sözleri çağrıştıran sesler çıkarmayı öğret­mek için çaba gösterilir. Bu tür çocukların ve yetişkinlerin eğitiminde başlıca amaç, onlarla sıcak, kalıcı, insancıl bağlar kurabilmektir.
Eğitim programlarında temel olarak müzik, dans, görsel sanatlar, tiyatro ve çeşitli gösteri­ler yer alır.


 


Çevreye Uyum Sağlayamayan Çocuklar

Duygusal bakımdan dengesiz çocuklar çoğun­lukla çevreye uyum sağlayamaz. Aile içi sorunların etkisi altında ruhsal dengesi bozu­lan bu çocuklar arasında aşın saldırgan ve topluma karşı şiddetli tepki gösterenler oldu­ğu gibi, içine kapanık ve ürkek olanlar da vardır. Ciddi biçimde rahatsız olan çocuklar psikiyatri uzmanlarının, özel eğitimcilerin, sosyal hizmet görevlilerinin ve psikologlann ekip halinde çalıştığı özel yatılı okullarda eğitim görürler. Rahatsızlık belirtileri daha az olan çocuklar ise, hafif zekâ geriliklerinde olduğu gibi, öbür çocuklarla aynı sınıflara gider, ayrıca özel eğitim görürler.
Duygusal dengesi bozuk bu gibi çocuklara, sorunun beyindeki bir işlev bozukluğundan kaynaklandığı düşünülerek, bazen bir psiki­yatr gözetiminde yatıştıncı ilaçlar verilir. Ge­rektiğinde psikolojik tedavi uygulanır.
Özel eğitim programlan kapsamında bu gibi çocuklara mutsuz aile çevresinden uzak bir dinlenme ortamı yaratılmaya çalışılır; ço­cuklarla sıcak ilişkiler kurmak için özel çaba gösterilir. Okul ortamının kucaklayıcı ve yar­dım edici olmasına dikkat edilir.




 



Türkiye'de Özürlüler İçin Eğitim Kurumları

Özürlülere yönelik eğitim programlarının ge­lişmemiş olduğu ülkemizde ikisi Ankara'da, öbürleri Gaziantep, İstanbul ve İzmir'de ol­mak üzere beş körler okulu vardır. Bunların tümü yatılıdır ve "Körler Okulu ve Yetiştirme Yurdu" olarak adlandırılır. Körler okullarının ilk bölümleri iki hazırlık ve altı ilkokul sınıfın­dan oluşur. Orta bölümünde ise normal orta­okul eğitimi yapılır, el becerileri öğretilir. Türkiye'deki 18 sağırlar okulundan tümü körlerinki gibi yatılıdır. Aynca gündüzlü öğ­renci de alınır. İstanbul, Ankara, Eskişehir illerinde normal okullar içinde sağırlar için özel sınıflar bulunmaktadır. Sağırlar okulla-nnda iki yıl hazırlık, altı yıl ilkokul eğitimi yapılır. Üç yıllık ortaokullarda ise çocuklara beceri kazandırmaya yönelik eğitim verilir.Uyum sorunları bulunan ya da eğitimi güç olan çocuklar için İstanbul'da 70 çocuğa eğitim veren Özel Eğitim İlkokulu ve Yetiştir­me Yurdu adıyla bir okul vardır. Ülkemizde geri zekâlı çocuklar için bazı ilkokullarda "alt özel sınıf" adıyla sınıflar bulunmaktadır. Bu sınıflara alınacak öğrenci­lerin seçimi, yerleştirilmesi ve izlenmesi Reh­berlik ve Araştırma Merkezi aracılığıyla yürü­tülmektedir.

 
0