Ödevlerde
ücretsiz yardım!

Soruların %80'i 10 dakika içerisinde yanıt alır

Soru ekle

Telefonuna yükle

Soru

takip et

Cevaplar

BİRİSİNİN SİZE karşı samimi olduğunu nasıl anlarsınız? Veya sizinle olan samimiyetini nasıl ölçersiniz? Size karşı sıcak tavırları, lâtifeleri ve sizin sözlerinizi dikkatle dinliyor görünmesi, onun size yakın birisi olduğunu düşünmenize yeterli midir? 
Aslında size verdiği sözleri ne derece yerine getirdiği, size karşı samimiyetine önemli bir işarettir. Davranışları ve konuşurken kullandığı kelimelerle sizi önemsediğini gösteriyor olabilir, ancak verdiği sözleri yerine getirmekte titiz değilse ve sizin olmadığınız ortamlarda, size yüz yüzeyken gösterdiği saygı ve ilgiyi korumuyorsa, o kişinin size karşı dürüstlüğü ve samimiyeti sorgulanmaya açıktır. Aranızdaki mesafenin kısalığını anlayabilmek için, yakın olduğunu bildiğiniz başka insanlarla münasebetlerine veya umum ahvaline bakıp sizinle olan muamelelerini de ister istemez gözlemlersiniz. Bu kişinin, toplum içinde de genel itibariyle söylediği ile yaptıkları birbiriyle uyuşmuyorsa, tavırları itimat uyandırmıyorsa, zaten bu haliyle sık sık suî zanna da kapı aralanmasına sebebiyet vermesi kuvvetle muhtemeldir. Bazen ortada kalan hatalar, yanlışlar, böyle kimselere kolayca atfedilebilir, bir çırpıda fatura onlara kesiliverir. 
İbadetlerin ruhu nasıl ihlas ise, insanlar arasındaki münasebetlerin ruhu da samimiyet ve dürüstlük olmalıdır. Bu itimadı kazanabilmek, toplumda herkese karşı özü ve sözü bir olmaya çalışmakla, yani her durumda doğruluğu prensip edinmekle mümkün olabilir. Görüştüğümüz tüm insanlara karşı açık ve dürüst olabilmemiz, kendimize daha yakın gördüklerimize karşı samimiyetimiz için de önemlidir. Müslüman kardeşlerimizin tümüyle manen ne derecede kucaklaşabiliyorsak, dost ve arkadaşlarımızla münasebetlerimiz de o derecede sağlam ve sıcak olacaktır. 
Bunun kulluk yönüyle, Allah’a karşı tavırlarımızda karşılığı ihlas mefhumudur. Ne kadar içten ve samimi şekilde kulluk görevlerimizi yerine getiriyor, ibadetlerimizi aksatmadan yapıyor ve böylece kendimizi Allah’a ne kadar yakın hissedebiliyorsak, o kadar da ihlaslı olma yolunda sayılırız. Ameller niyetlere göre değerlendirileceği için, yapacağımız işlerde niyetimizin ne olduğu ve ne kadar hâlis olduğu çok önemlidir. Başka bir deyişle, yaptığımız veya yapmak istediğimiz her hareket, o amelle ilgili düşüncelerimizde taşıdığımız maksat, kalbimizdeki istek ve iştiyak ile birlikte tartılacaktır. 
Bediüzzaman Hazretleri ihlas ile ilgili şöyle demektedir: 
“Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçi, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarik-i hakikat, en makbul bir duâ-i mânevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en sâfi bir ubudiyet, ihlâstır.
cihanceye kullanıcısının avatarı Cihanceye Teşekkürler (0)
şikayetim var!

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...
Bir Varmış bir yokyuş, 


Evvel zaman içinde uçsuz buçaksız bir orman ve ormanın kralı güçlü, adaletli ve bir o kadarda yardım sever bir kralmış… 

Kıral bir gün ormanını gezerken iki tane yavru çakal ve yavru tilki görmüş… Aslan hemen yavruları alıp sarayına ( yuvası ) götürmüş ve derhal ormanın sakinlerini toplamış hemen yavruların doyurulmasını emretmiş.. gel zaman git zaman yavrular serpilmiş, gelişip kendi işlerini yapar olmuşlar..Tilki kurnazlığını, Çakal avcılığını sergiler olmuş.. Bir gün tilkinin aklına bir kurnazlık düşmüş ve çakalı alıp ormanın derinliklerine götürmüş, Tilki, Çakal kardeş sana bir şey söylemek istiyorum ama bu çok tehlikli olduğu için kimse duymasın diye seni buralara getirdim demiş… Çakal çok heycanlanmış ve söyle Tilki kardeş demiş.. Tilki, ama bunu sadece ikimiz bileceğiz ve başkası asla duymamal.. Heycandan Çakalın kalbi yerinden çıkmak üzereymiş..Tilki, 


Bak Çakal kardeşim, biz bu ormanda Kral Aslanın izini olmadan avlanamıyor, istediğimiz avı alamıyor ve izinsiz dolaşamıyoruz demiş…Çakal eeeeee demiş, Tilki, sana bir önerim var, gel krallığı biz alalım ve her istediğimizi yapma hürriyetine kavuşalım.. Dilediğimiz gibi avlanır, dilediğimizi yaparız. 


Çakalın gözleri yerinden fırlamış, sen neler diyorsun !!! kral bunu duyarsa ikimizide parçalar demiş ama aklına takılmış bir kez.. hadi senin dediğin olsun diyelim ama bu nasıl olacak diye sormuş.. 


Tilki, kardeşim benim kurnazlığımı bilirsin, mutlaka bir yolunu bulurum demiş…Çakal ikna olmamış.. Çakalın ikna olmadığını gören Tilki istersen karşı ormanda bir bilge var ona gider ondan nasihat alırız demiş.. bu öneri Çakalın çok hoşuna gitmiş ve bir yolunu bulup karşı ormana bilgenin yanına gitmişler.. Bilgenin kapısını çalmışlar ve karşılarına yaşlı ak sakallı bir dede çıkmış.. 


Bilge misafirlerini odaya davet etmiş ve dileklerini sormuş.. Tilki hemen konuya girmiş, Bilge dede senden akıl almaya geldik.. bizim ormanda kralımız çok zalim ve çok acımasız.. biz bundan kurtulmak istiyoruz, kralı aslanın tahtını nasıl alırız diye sormuş… Bilge dede şöyle bir düşünmüş, sakallarını sağ eliyle sıvazlamış… 


Peki demiş, kral kim olacak ? Tilki hemen söze girmiş..ben demiş, Çakal buna çok içerlemiş ve ben olmak istiyorum, ben daha iyi yönetirim demiş.. Bilge hafif gülümsemiş, peki bu fikrinizi sizden başka kim biliyor ? sadece ikimiz ve birde siz…demiş Tilki…peki kocaman Aslanı nasıl tahttan indireceksiniz demiş.. Tilki yine kurnazlığını göstermiş.. ormandaki tüm canlılara Aslanın bir kötülük abidesi olduğunu anlatacağız demiş.. Bilge..sonra ? diye sormuş..sonrada geçtiği yol üzerine bir çukur açıp tuzağa düşüreceğiz ve o çukurda ölmesini izleyeceğiz demiş.. zaman geçmiş Çakalın ve Tilkinin karnı iyice acıkmış fakat bir türlü Bilgeye söyleyemiyorlarmış.. Bilge her şeyin farkında ama ses çıkarmıyormuş.. Bilge size bir şey sormak istiyorum demiş…gördüğüm kadarıyla ikinizde çok semiz ve sağlıklısınız.. nasıl oluyorda Kralınız acımasız ve gaddar oluyor diye sormuş.. ikisindende ses çıkmamış, sadece bakışmışlar.. 


Bilge, sizin halinizi görüyorum, açken hiçbir şey düşünemiyor, sorularıma cevap veremiyorsunuz, demekki kralınız sizin kurnazlık düşünmeniz için çok beslemiş…av olmamak için size yiyecek vermiyorum, şimdi çıkın gidin evimden demiş Bilge….Tilki ve Çakal kendi ormanları olmadığı için kurnazlıkta yapamayacaklarını bildikleri için seslerini çıkaramadan Ormanlarının yolunu tutmuşlar…tam kendi sınırlarına geldiklerinde açlıktan ikiside düşüp bayılmışlar.. Ormanı korumak için gezintiye çıkan Kral Aslan bir de ne görsün.. karşı ormandan bir sırtlan sürüsü açlıktan bayılmış tilki ve çakalına saldırıya geçiyorlar.. Aslan hemen asil sesiyle kükreyip saldırıya geçmiş ve sırtlan sürüsünü püskürtmüş…kendine gelen Tilki ve Çakal o kadar çok büyük bir hata yaptıklarını anlamışlarki düşüncelerini ve yapmak istediklerini Kral Aslana anlatıp af dilemişler.. Kral Aslan samimi olduklarını görünce Tilkiyi ce Çakalı Affetmiş.. O günden sonrada bir daha Asla krallarına ihanet düşünmemişler…düşünmek isteyenleride kendileri avlamış.. o günden sonra orman sakinleri huzur içinde yaşamaya başlamışlar.. 
mervekizilkaya1 kullanıcısının avatarı Mervekizilkaya1 Teşekkürler (0)
şikayetim var!

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...

Aradağını bulamadın mı?

Soru sor