Cevaplar

2013-01-06T18:23:54+02:00

Örnek: Çocuğunuz bilim insanı mı olsun istiyorsunuz; o halde ona önce edebiyatı sevdirin. Bilim insanının amacı insanların yaşamını kolaylaştırmak; dünyayı daha güzel, daha yaşanası hale getirmektir. Bu amaca ulaşmak için insanları sevmek; onların acılarını ve sevinçlerini yüreğimizde duyumsamak gerekir. Balzac: "Bilim insanı olmak için, insanları sevmek, dolayısıyla edebiyatsever olmak gerekir." diyor.

Konu: Bilim insanı olmanın yolu

Ana düş: Bilim insanı olmak için insanları ve edebiyatı sevmek gerekir.

 

Örnek: Her işi yapmanın uygun bir zamanı vardır. Zaman koşullar demektir. Yani koşulların uygun olmadığı bir zamanda yapılan iş ya iyi sonuçlar vermez; ya da gereksiz zaman ve emek kaybına yol açar. Atalarımız: "Demir tavında dövülür" demiyor mu?  

Konu: Bir işi yapmanın koşulu

Ana düş: Bir işi yapmak için koşulların (zamanın) uygun olması gerekir.

 

Örnek: Sinemadan çıkan bir dostumuza: "Film güzel miydi?" deriz. Resim sergisinden çıkana, bir kitabı okuyana, bir tiyatroyu izleyene, bir konser izleyicisine hep aynı soruyu sorarız: "Güzel miydi?" İşte sanatın ne olduğunu, sanatın temel ilkesini belirleyen sihirli sözcük: "güzellik". Dostoyevski: "Sanat, güzelliktir" diyor.

Konu: Sanatın ne olduğu

Ana düş: Sanat güzelliktir.


Örnek: Aşağıdaki parçada yazarın tanık gösterme yolunu nasıl kullandığına dikkat edelim.

"Susuzluk" şiirini herkesin yüksek sesle bir defa daha okumasını öneriyorum. Bu şiirde kendinizin olduğunu, kendinizi bulacağınızı eminim göreceksiniz. Belki de bu şiiri şair yazmasaydı siz yazacaktınız. Şair ne yazık ki Susuzluk'u benden önce yazmış, diyeceksiniz. Akbal'ın dediği gibi: "Susuzlukla susadığınız hisleri buluyorsunuz. Yıllardır ulaşamadığınız ama sizin olan hisleri."

Yazar Susuzluk şiirinin içten ve başarılı bir şiir olduğunu anlatmak istiyor. Bunu inandırıcı kılmak için Akbal'ın da kendi fikrinde olduğunu bildiriyor, yani Akbal'ı tanık gösteriyor.

Tanık göstermede mutlaka başka birisinin sözünü doğrudan veya dolaylı aktarmak gerekmez. Yazar söz konusu bilirkişinin de kendi fikrinde olduğunu söylese yeter.


Örnek: Aşağıdaki örnek parçada yazar tanık göstermeyi fikrine sırtını yasladığı bilirkişinin sözünü aktarmadan sadece adını anarak gerçekleştirmiştir.

Şairlerin şiirleriyle yaşamaları arasında sıkı bir ilişki olduğu birçok kimse tarafından kabul edilen bir görüştür. Ben de buna inananlardanım. Eleştirmenler çoğunlukla şiirde anlatılanla şairin yaşam öyküsü arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaya çalışırlar. Onlara göre şiirdeki bir sözcük bile şairin yaşamındaki kara bir kesitin yansıması olabilir. Mehmet Kaplan da bu görüştedir. Hatta o, şairin çocukluk dönemine kadar inmeyi bile dener.

Bu parçada gördük ki yazar tanık gösterdi ama söz aktarmadı.

Tanık gösterme ile örneklendirme her zaman karıştırılır. Hâlbuki konu iyi öğrenilmişse karıştırmak için hiçbir sebep kalmaz. Onun için benzer iki örnek üzerinde biraz çalışma yapalım.

 

Örnek: Aşağıdaki parçada tanık gösterme değil örneklendirme kullanılmıştır.

Şairlerin ilk yayımlanan şiirlerinin, onların gelecekte kastedecekleri yol üzerine bir fikir verdiğini düşünürüm. Söz gelimi Cemal Süreyya'nın ilk yayımlanmış şiiri olan Şarkısı Beyaz'a bakalım. Altı dörtlük ve otuz altı mısradan oluşan bu şiirde şairin yaşamı boyunca yazacağı şiirlere göndermeler vardır.

Okuduğunuz parçada yazarın görüşü şairlerin ilk şiirlerinin, ilerideki şiirleri üzerine fikir yürütülebilecek nitelikte olduğudur. Yazar bu fikri desteklemek için Cemal Süreyya'nın ilk şiirini örnek veriyor. Böylece fikrini daha inandırıcı kılıyor.

 

Örnek: Aşağıdaki parça bir öncekine benzese de burada tanık gösterme kullanılmıştır. Dikkatlice okuyalım.

Şairlerin ilk yayımlanan şiirlerinin onların gelecekte kat edecekleri yol üzerine bir fikir verdiğini düşünürüm. Ece Ayhan, Cemal Süreyya incelemelerinin birinde şöyle der: "Süreyya'da olduğu gibi diğer şairlerde de ilk şiir, şiir yolunun ilk basamağıdır. Merdivenlerin basamaklarının birbirini hatırlattığı gibi ilk şiirler de sonrakilerin bir örneğidir.”


Okuduğunuz parçada da yazarın görüşü bir önceki parçada olduğu gibi şairlerin ilk şiirlerinin ilerideki şiirleri üzerine fikir yürütülebilecek nitelikte olduğudur. Yazar bu görüşü desteklemek için Ece Ayhan'ın sözlerine sırtını yaslıyor ve kendi düşüncesini inandırıcı kılıyor. Çünkü Ece Ayhan edebiyat incelemeleri dalında ünlü bir isimdir. Yani bir bilirkişidir.

 

Örnek: "Denemeci, bizim önümüze kendi beğenilerini, kendi kinlerini, kendi inançlarını, şeftaliden tutun da külbastıya kadar sevdiği meyveleri, yemekleri ortaya döken kişidir. Bu iç dökmelerde hiçbir şey bayağı, hiçbir şey gülünç görünmez. Denemecinin önemli özelliklerinden biri açık yürekli oluşudur. Suut Kemal Yetkin "Deneme, makale gibi belli bir fikri kesin bir sonuca bağlamaz; bir öğretinin boyunduruğu altında solumaz." der. Deneme yazarı kendini alabildiğine özgür hisseder, onun bir düşünceyi kanıtlama endişesi yoktur.

 

1 1 1