Soru

busekıyga kullanıcısının avatarı

el sanatları önemi ve el sanatlarını nasıl korumalıyız? ile ilgili yazı istiyorum lütfen çok acilllllllll saçma sapan şey yazanları şikayet

ederim....

gönderen Busekıyga

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu Busekıyga kullanıcısına sor...

Cevaplar

Cevaplar

2
Eylem00000 kullanıcısının avatarı
Eylem00000 cevapladı

Tarihı sanat eserleri, uygarlık alanındaki gelişmeleri günümüze taşıyan en somut belgelerdir. Medeniyetin akışını günümüze getiren bu belgeler daha çok mimarlık, heykeıtraşlık, resim ve el sanatları alanındaki çalışmalardır. Çağdaş bir ülke olmanın koşullarından biri de bu tarihi korumak, saklamak ve insanların yararlanabileceği şekilde sergilemektir. Milli ve manevı değerlerini beraberinde taşıyan atalarımızın bıraktığı tarihı eserlere sahip çıkmamız, onları onur ve gurur verici şekilde evrene sunmamız bir vatandaşlık görevidir. Ayrıca bu tarihı yapıtların etkinliğinden esinlenerek yapacağımız eserler, milli kimliği içinde çağdaş görüş ve tekniği de yansıtacaktır. 

Sanat eserlerinin korunması genelde iki şekilde olur. 
1.Eserlerin bakımı ve onarılması. 
2.Tarihı değer taşıyan eserlerin yurt dışına kaçırılmasının engellenmesi. 

Geçmiş yıllarda yapılan mimarı, heykeıtraşlık, resim ve ei sanatları ile ilgili bozulan eserlerin onarımı, bu konuda yetişmiş uzmanlarca yapılır. Yıllar önce yapılmış bir tablonun zamanla doğa şartları içinde renk değişimine uğraması, deforme olması mümkündür. işte bu türlü eserlerin bakımı, onarımı sergilenmesi müze ve galericilik alanına girer. Müzeler, devletin sahip çıktığı genelde Kültür Bakanlığına bağlı kurumlardır. Bu kurumlar, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğünce yönetilir. Resim galerileri, ressam ve heykeıtraşların eserlerini geçici bir süre için sergiledikleri ticarı amaçlı salonlardır. 

Tarihı değer taşıyan tablo, heykel ve benzeri eserleri özenle saklayan özel koleksiyoncular ve galericiler de vardır. Tarihı değer taşıyan eserlerin yurt dışına kaçırılmasını engelleme, devletin görevlerindendir. Taşınır ve taşınmaz tarihı eserlerin korunması ile ilgili 2863 nolu yasa, 22 Temmuz 1983 tarih ve 18113 nolu Resmı Gazete ile yayımlanmıştır. Bu yasaya göre ülkemizde bulunan tarihı eserleri yurt dışına kaçırmak suçtur. Herhangi bir sebeple kazı ve benzeri çalışma sonucu elde edilen tarihı nitelikteki eserler, en yakın resmı makama haber verilir ve devletce uygun bulunan ücret karşılığı teslim edilir. 

Vatandaş olarak bu konuda üzerimize düşen bazı görevler ve dikkat edeceğimiz hususlar vardır. Müze, sergi ve açık havada sunulan sanat eserlerini kurallarına uygun şekilde özenle izlemeliyiz. Bu yapıtlara merakla da olsa el sürmemeli, herhangi bir araçla tahrip edici davranışta bulunmamalıyız. Bu şekilde hareket edenler olursa da uyarmalıyız. Tarihı eserlerimizi yurt dışına kaçırma eğiliminde bulunan yerli ve yabancı kişilere rastlarsak en yakın emniyet teşkilatına haber vermeliyiz.

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (0)
  • oy ver

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...
bilal15987 kullanıcısının avatarı
Bilal15987 cevapladı

Sanat; insan zekasının doğayı işlemesi, kendi amaçlarına göre onu etkilemesidir. Tarihin her çağında insan, gereksinmelerini karşılayabilmek için doğayı değiştirmiş ve varlıklardan yararlanabilmek için zekasını kullanmıştır. İlk insanlar barınaklar yapmak, ateş yakmak, hayvanları evcilleştirmek, ekin ekmek gibi çalışmalarla işlenmemiş olarak bulduğu doğayı etkilemiş ve birçok sanatların doğmasına sebep olmuşlardır. İnsanın böyle yaşama kavgası yaptığı konuların yanı sıra, güzellik duygusunu tatmin için de zekasını kullandığı bir gerçektir. Çömlekler, sepetler yalnız yapılmakla kalmamış, güzel biçimlere sokulmuştur. ilk barınakları olan mağaraların duvarlarına türlü konularda resimler yaparak çizginin ve rengin kendine özgü güzelliğini duymuşlardır. Bu arada duyguların taşa, tahtaya kazılması ile resim, maddelerin şekillendirilmesi ile heykel ortaya çıkmış; duyguların seslerle belirtilmesi müziğe temel olmuş, çeşitli oyunlarla tiyatro, yazının bulunmasıyla edebiyat başlamıştır.

İnsanlarda, güzele karşı bir ilgi ve güzellik duygusu vardır. Sanat eğitimi almamış kişilerde de bunu ilkel olarak görebiliriz. Çorapla kravatın, şapka ile paltonun birbirine uygun seçilmesi, hanımların elbise ve eşyalarına motifler işlemesi, ev eşyalarının yakışan yerlere konması hep bu duygunun kıpırtılarıdır. İnsan, güzel duygu ve düşüncelere gereksinim duyar. Sanat ise insandaki güzel duygu ve düşünceleri ortaya çıkarır, onu günlük hayatın sıkıcı ve anlamsız yönlerinden uzaklaştırır. Yeni duygular, yeni düşünceler getirerek kişinin yaşamını güzelleştirir.

Eşyanın biçim, yüzey ve kütlenin belli ölçülere göre düzenlenmesi hoşa gider. Yol üzerinde bulunan bir çöp yığını, oturduğumuz odanın hoşa gitmeyen badanası , duvardaki sıva çatlağı ya da kirli perdeler, kişide sıkıntı yaratır. Sanat duygusunun gelişmesi ise güzele giden bağlantıların kurulmasını sağlar. Duygusal hayatın uyumunu gerçekleştiren bir dünya yaratır. Sanat karşılıksız algıya alıştırarak insanı bencilik çemberinden kurtarır ve ona yaşama sevinci verir. Fakat sanatın gerçek kapsamını gösteren ondaki yapıcı güçtür. Sanatçının eseri ondan bir parçadır ve sanatçı kendini tamamlamak için yaratır.

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (0)
  • oy ver

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...