Cevaplar

2013-01-07T17:12:26+02:00

Arabamız köyün meydanında durduğu za­man, hemen dikkatimizi çeken büyük ve heybetli çınar ağacına baktık ve altında oturan köylülere kaç yaşında olduğunu sorduk. Sözü yaşlı bir amcaya bıraktılar: “Onu bu meydana diktikleri zaman ben daha çocuktum. Birlikte büyüdük sayılır. Biz baktıkça öyle büyüdü ki, heybetinden ürker hale gelmiştik. Derken ne oldu, nasıl oldu bilemiyoruz, bir kış dallarından biri kütürdeyerek göçtü. Bir fırtınada birkaç dalı daha koptu. Bir bahar san sarı küfler kabuğunu sardı. İçinde, nereden geldiği bilinmez haşereler türemişti. Aklı erenler, ‘gövdeye ba­kın, gövde çürümemişse önemli değil’ dediler. Hemen temizliğe başladık. Dalları budadık.
“Çınar dediğin devlet gibidir. Sen köke bak, gövdeyi ayakta tut. Eğer kökünü kemiren kurtlan ayıklar, toprağını eller, suyunu zamanın­da verirsen, gövdeye balta vurmaz, küflerden, mantarlardan temizlersen; daha açığını söyleyeyim mi? Gözün gibi bakar, seversen, sen seversen her çaresini bulursun çınarı ayakta tutmanın ve yüceltmenin; sevmez­sen, sahip çıkmazsan, sen de bir balta vurur çürütürsün. Gün gelir kütüğünü gözler önünde alev alev yakarlar da seyrine bakarlar. Diyece­ğim şu ki, iş senin elinde, sana bağlı.”
Doğru söylüyordu ihtiyar. Koca çınarda devletimizi görü­yorduk.

1 3 1