Cevaplar

2013-01-07T17:46:53+02:00

Peygamberimiz 20 Nisan 571 yılında Mekke'de doğdu. Doğduğu gece cihan nur ile doldu. Kisra'nın sarayının direkleri sarsıldı, ateşe tapanların tapındıkları ateş söndü. Bunlar battim yıkılacağına, dalalet bulutlarının paramparça olacağına işaretti. Peygamberimiz hem baba hem de anne tarafından faziletçe üstün bir sülaleden geliyordu. Soyu Hz. İbrahim'e dayanıyordu. Kendi ifadesine göre sevgili Peygamberimiz Ademoğulları soylarının en temizinden yaratılmıştı. Dört yıl kadar Sa'd kabilesinden Halime'nin yanında kalan Peygamberimiz oraya bereketin girmesine sebep olmuştu. Altı yaşında iken annesi Amine ile Medine'ye gitti, akrabaları ve babasının kabrini ziyaret etti. Dönüşte annesi de ölmüştü ve altı yaşında bulunan sevgili Peygamberimiz hem babadan hem de anadan yetim kalmıştı.Peygamberimiz (s.a.v.) annesi ve dedesinin ölümünden sonra 8 yaşından itibaren amcası Ebu Talib'in yanında kaldı ve çocukluk yıllarını Ebu Talib'in yanında geçirdi. Ev işlerinde ona yardım etti, amcasının keçilerini güttü. Ebu Talip ailesi, Peygamberimizi çok sevmişlerdi. 12-13 yaşmda iken Ebu Talip yeğenini de bir ticaret kervaniyle Suriye'ye doğru götürdü. Busra yakınlarında Rahip Bahira onlarla görüştü ve Hz. Muhammed'in heklenen Peygamber olduğunu anladı. Ebu Talib'e Efendimizi korumakta dikkatlı olmasını hatırlattı. Reygamberimiz 14 yaşmda iken Kureyş ile Hevazin kabileleri arasında cereyan eden Ficar savaşına Abdülmuttalip oğullarını temsilen katıldı. Ancak kendisi ok atmadı. Atılan okları toplayıp amcalarına verdi. 

Peygamberimiz ticaretle uğraşan bir ortamda ve bu işle meşgul olan bir aile çevresinde yetişmişti. Gençlik çağına geldiğinde akranları arasında dürüstlüğü ile temayüz etmiş ve dikkatleri üzerine çekmişti. Böylece ticaret alanında kolaylıkla iş bulabilmişti.

1 5 1
2013-01-07T17:46:56+02:00

- DOĞUMU: 

Hz. Muhammed (s.a.s.) Milâddan sonra 571 senesi, Fil Yılı’nda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) pazartesi gecesi sabaha karşı, Mekke’nin doğusunda bulunan “Hâşimoğulları Mahallesi”nde, babasından kendisine mirâs kalan evde doğdu. Arapların takvim başı olarak kullandıkları “Fil Vak’ası”, Peygamberimiz (s.a.s.)’in doğumundan 52 gün kadar önce olmuştu.(

Abdülmuttalib, torununun doğumu şerefine verdiği ziyâfette çocuğun adını soranlara:
“Muhammed adını verdim. Dilerim ki, gökte Hakk, yeryüzünde halk, O’nu hayırla yâdetsinler…” cevâbınıverdi.
Annesi de “Ahmed” dedi. (Muhammed, üstünlük ve meziyetleri anılarak çok çok övülüp senâ edilen; Ahmed de Cenab-ı Hakk’ı yüce sıfatları ile öven, hamdeden kimse demektir.(19) İslâm târihçileri, Peygamberimiz (s.a.s.)’in doğduğu gece bir takım olağanüstü olayların meydana geldiğini naklederler. O gece İran Kisrâsı (Hükümdarı)’nın Medâyin şehrindeki sarayının 14 sütûnu yıkılmış, mecûsîlerin İran’da Istahrâbat şehrinde bin yıldan beri yanmakta olan “ateşgede”leri sönmüş, Sâve (Taberiyye) gölü yere batmış, bin yıldan beri kurumuş olan Semâve deresi’nin suları taşmış, mecûsîlerin büyük bilgini Mûdibân korkunç bir rüya görmüş, Kâbe’deki putların yüz üstü devrildikleri görülmüştü. Gerçekten O’nun doğması ile bütün dünyada hüküm sürmekte olan cehâlet ve küfür ateşi sönmüş, putperestlik yıkılmış, zulmün baskısı son bulmuştur.

2- SOYU (NESEBİ) 
Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.)’in babası, Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah; annesi ise Vehb’in kızı Âmine’dir. Babası Abdullah, Kureyş Kabîlesinin Hâşimoğulları kolundan, annesi Âmine ise Zühreoğulları kolundandır. Her ikisinin soyu, bir kaç batın yukarıda, “Kilâb”da birleşmektedir. Her ikisi de Mekke’lidir.

Peygamber (s.a.s.) Efendimiz, Hz.İbrâhim’in büyük oğlu Hz. İsmâil’in neslindendir. Soyu Adnân’a kadar kesintisiz bellidir.(20) Adnân ile Hz.İsmâil arasındaki batınların sayısında neseb bilginleri ihtilâf etmişlerdir.
Peygamber (s.a.s.) Efendimizin soyu, çok temiz ve çok şerefli bir neseb zinciridir. Bir hadisi şerifte Rasûl-i Ekrem 
Efendimiz:


“Ben devirden devire, (nesilden nesile, âileden âileye) seçilerek intikal eden Âdemoğulları soylarının en temizinden naklolundum, sonunda içinde bulunduğum ‘Hâşimoğulları’ âilesinden neş’et ettim”, buyurmuştur.

Diğer bir hadisi şerifte bu seçilme işi şöyle anlatılmıştır.
“Allah, Hz İbrâhim’in oğullarından Hz. İsmâil’i, İsmâiloğullarından Kinâneoğullarını, Kinâneoğullarından Kureyşi, Kureyşden Hâşimoğul-larını, Hâşimoğullarından da beni seçmiştir.” 

Bir başka hadis-i şerifinde de Rasûli Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Allah beni, dâima helâl babaların sulbünden, temiz anaların rahmine naklederek, sonunda babamlaannemden ızhâr etti. Âdem’den, anne-babama gelinceye kadarki nesebim içinde nikâhsız birleşen olmamıştır”. 

Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğumundan iki ay kadar önce babası Abdullah, Suriye seyâhatinden dönerken Yesrib (Medine)’de hastalanarak 25 yaşında vefât etmiş ve orada defnedilmişti. Peygamberimiz (s.a.s.)’e,babasından mirâs olarak beş deve, bir sürü koyun, doğduğu ev ve künyesi Ümmü Eymen olan Habeşli Bereke adlı bir câriye kalmıştır.

3- HZ. MUHAMMED (S.A.S.) SÜT ANNE YANINDA 
Başlangıçta çocuğu (3 veya 7 gün) annesi Âmine emzirdi. Sütü yetmediği için, daha sonra amcası Ebû Leheb’in azatlı câriyesi Süveybe tarafından emzirildi.

Fakat Hz. Muhammed (s.a.s.)’in devamlı süt annesi Hevâzin Kabîlesinin Sa’doğlulları kolundan Halîme oldu.
Mekke’nin havası ağır olduğu için, Mekkeliler yeni doğan çocuklarını çölden gelen süt annelere verirlerdi. Çöl ikliminde çocuklar hem daha gürbüz yetişiyor, hem de bozulmamış (fasih) Arapça öğreniyorlardı. Hz. Muhammed (s.a.s.)’de bu âdete göre süt annesi Halîme’ye verildi. Halîme, yetim bir çocuğu emzirmenin kârlı bir iş olmayacağı düşüncesiyle, başlangıçta tereddüt göstermişse de, daha sonra bu çocuğun evlerine uğur ve bereket getirdiğini görmüş ve O’nu öz çocuklarından daha çok sevmiştir. Süt kardeşi Şeyma da bakımında annesine yardımcı olmuştur.(
Hz.Muhammed (s.a.s.) süt annesi ve süt kardeşleri ile sonraki yıllarda dâima ilgilenmiştir. Halîme kendisini ziyârete geldiği zaman onu “anacığım” diyerek karşılamış, altına elbisesini yayarak, saygı göstermiştir.

2 1 2