Cevaplar

2015-05-20T16:29:30+03:00
Tekke edebiyatının en büyük ismidir. Dünya çapında ün yapmıştır. Nerede, ne zaman yaşadığına dair kesin bir bilgi yoktur. Es­kişehir, Sivrihisar, Karaman dolaylarında yaşadığı kabul edilir. Eskişehir-Sarıköy'de Yunus'a ait olduğu düşünülen bir mezar vardır. Yunus Emre, halka halk diliyle seslenerek halkışairi olmayı bilmiştir. İlahileri yüz­yıllardır hem halkın belleğinde hem de elle çoğaltılan divanlarında yaşamış, günü­müzde düzenli basımları yapılmıştır. Tasavvufa özgü kimi terimler dışında Arapça ve Farsça sözcük kullanmamışşiirlerini arı, yalın sayılabilecek bir dille dile getir­miştir. Genellikle hece ölçüsünü, bazen de aruzu kullanmıştır. Beyit birimiyle yazıl­mışşiirleri, dize ortalarına yerleştirilen iç kafiyeler dolayısıyla dörtlükler hâline geti­rilmeye de uygundur. Duygulu ve coşkun bir dille ilahi aşkı ve tasavvuf inançlarını işlemiştir. İslam inançlarından kaynaklanan bir hümanizm (insanseverlik) düşünce­sine sahiptir. Şiirleri"Yunus Emre Divanı" adıyla bir araya getirilip yayımlanmıştır. Risaletü'n-Nushiye (öğütler kitabı) adlıöğretici eseri,mesnevi biçiminde, aruzla ya­zılmıştır.Mevlana: Mevlana Celallettin-i Rûmi, Anadolu'da yetişen mutasavvıf şair ve düşünürlerin en büyük iki isminden biridir. Mevlevi Tarikatı'nın yol açıcısıdır, ku­rucusu değildir; çünkü tarikat, oğlu Sultan Veled tarafından kurulmuştur. Mevlana'nm tümü Türkçeye çevrilip yayınlanmış beş eseri vardır: Mesnevi (26 bin beyittir.) Divan-ı Kebir (2073 gazel ve 1791 rubai içerir.) Mektubat (Kısa mektuplardan oluşur.) Mecalis-i Sab'a (Yedi vaazdan oluşur.) Fihi ma Fih (Bazı özel düşünce ve sözleri içerir.)Âşık Paşa (1272 - 1333): Horasan'dan gelme; beyliği bırakıp tasavvufa, bilime ve sanata yönelmiş bir ailenin mensubudur. Kırşehir'de yaşamıştır. Arapça ve Farsçayı çok iyi bildiği gibi Ermenice ve ibranice gibi bazı dillere de vakıf olduğu anlaşılan Âşık Paşa, bilinçli olarak Türkçeyi savunmuş ve eserlerini sade sayılabilecek bir dil­le yazmıştır.Hece ölçüsü ve dörtlük nazım birimiyle yazdıklarında olduğu gibi aruz­la ve beyitler hâlinde yazdıklarında da sade ve içten bir Türkçe dikkati çeker. Şiirle­rinde tasavvuf düşüncesini işlemiş; ahlaki, toplumsal nitelikli öğretici eserler vermiş­tir. En önemli eseri Garipnâme, 12.000 beyitlik bir mesnevidir. Bundan başka dört mesnevi daha yazmıştır.Şiirlerinin çoğunu aruzla yazdığı için Âşık Paşa, divan şa­iri de sayılabilir.Hacı Bektaş Veli (1209 - 1270):  Anadolu tasavvufunun kurucularından biri ola­rak bilinir. Horasan'dan geldiğine, Ahmet Yesevi'nin müridi olduğuna dair bilgiler vardır. Bektaşi Tarikatı'nın piri olarak bilinir. Hece vezniyle ilahi türüşiirler söylediği rivayet edilirse de ona ait olduğu kanıtlanmış bir manzume ortada yoktur. Makalâ(makaleler) adlı Arapça eserinin de aslı bulunamamış; biri düz yazı, diğeri manzum iki çevirisi üzerinde çalışmalar yapılmıştır.Hacı Bayram Veli (1352 - 1430): Ankara'da tarikat kurmuş bir bilgin ve şairdir. İlahi  ve şathiye tarzı birkaçşiiri günümüze kadar ulaşmıştır. Sade ve coşkun bir di­li vardır. Hece ölçüsünün yanında aruzu da kullanmıştır.Eşrefoğlu Rumî (1353 - 1469): Bursa, Ankara, Suriye gibi yerleri dolaştıktan sonra İznikte bir tekke kuran şair, HacıBayram Veli'nin etkisinde bir mutasavvıftır. Bir divan oluşturan şiirlerinden bir bölümü aruzla, bir bölümü ise sade halk diliyle ve dörtlükler hâlinde yazılmıştır. Müzekki'n Nüfus adlı düz yazılı, tasavvufla ilgili bir eseri vardır.Kaygusuz Abdal (15. yüzyıl): Efsaneye göre Alanya Beyi'nin oğlu iken tasav­vufu tercih etmiştir. Şiirlerinde Yunus Emre etkisi sezilir. Hece ölçüsüyle ve sade bir dille ilahiler, nefesler ve şathiyeler söylemiştir. Yergi özelliği de taşıyanşathiyeleri il­ginçtir.Kazak Abdal (16. yüzyıl): Romanya Türklerinden olduğu söylenir. Bektaşi Tarikatı'na bağlıdır. Taşlama özelliklişiirleriyle bilinir.Pir Sultan Abdal (16. yüzyıl): Sivas dolaylarında yetişmiş, bir isyana karıştı­ğı için idam edilmiştir. BazışiirlerindeKaracaoğlan gibi dünya güzelliklerini, bazıla­rında Köroğlu gibi cenk duygularını, bazılarında Yunus'un üslubuyla ilahi aşkıve ta­savvufla ilgili temaları işlemiştir. Bütüşiirleri hece ölçüsüyle ve duru bir halk diliy­le yazılmıştır. Koşma, semai, varsağı biçimlerini kullanmıştır.Hatayî (1486 - 1524): Safevi HükümdarıŞah İsmail'dir. Akkoyunlu Türkmenlerindendir. Azeri Türkçesiyle yazdığı"deme" ve "nefesleri" Anadolu'da da sevilmiştir. Farsçayla ve aruzla yazılmışşiirleri de vardır.
1 5 1