Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2013-01-08T21:28:22+02:00

 Kemosentez olayı başlangıç itibariyle bakterilerle inorganik maddelerin işbirliğine dayanarak mayalanma veya solunum işlemleri neticesinde ortaya çıkan organik madde üretim olayı olarak bilinmektedir.  Bir başka ifadeyle inorganik maddelerden organik maddeler yapılmasına kemosentez denmektedir. Madem bu olay mikroorganizma işbirliği çerçevesinde gerçekleşiyor,  o halde işbirliği yapılan bakteriler kimlerdir sorusu ister istemez aklımıza takılacaktır. Dolayısıyla kemosentez olayında rol oynayan mikroorganizmaları;

   “—Nitrit bakterileri,

    —Nitrat bakterileri,

    —Demir bakterileri,

    —Kalay bakterileri,

    —Hidrojen bakterileri

    —Metan bakterileri” diye tasnif edebiliriz.

        İşte bu söz konusu bakteriler sayesinde organik bileşikler mayalanma veya solunum kademelerinin her bir aşamasında parçalanması sonucu açığa çıkan enerji ile birlikte CO2 redükte edilip asimilasyon olayı meydana gelmektedir. Ayrıca bu olay biyoloji dilindeheterosentez olarak tarif edilmektedir. Mesela “Propiyonik asit bakteri”yaşadığı ortamda CO2’i asimile ederek gliserine ayrışması sonucunda serbest halde priyonik asidi oluşturduğu anlaşılmıştır. Şayet karbon redüksiyonu için gerekli olan enerji başka yollardan değilde bazı bileşikler kanalıyla kimyasal tepkimeler sonucu sağlanırsa bu sefer bu olaykemosentez olarak tarif edilir.

       Fotosistem I ve Fotosistem II

       Bilindiği üzere fotosentez hadisesi kemosentez olayının tam aksine ışık değerinin kimyasal enerji haline dönüştürülmesi şeklinde (ATP ve NADPH şeklinde) cerayan etmektedir. Dikkat ettiyseniz ışık için değer dedik. Çünkü ışığın hem kültürel anlamda hem de biyolojik hadiselere kaynak rol oynaması ona biçilen değeri çoktan hak ediyor bile. Zira Biyolojik sistemde ışık reaksiyonları uzun dalga boyu sistemi (Fotosistem I) ve kısa dalga boyu sistemi (Fotosistem II) diye iki tip reaksiyon vermektedirler.

        Elektronun uyarılmış tekli durumdan (yüksek enerji düzeyi durumu) uyarılmamış duruma dönüşmesi sonucunda absorbe edilmiş enerji dışarıya ışık enerjisi olarak verilir ki buna floresans olayı denmektedir. Anlaşılan o ki bir pigment molekülünün ışık yönünden uyarılmamış durumda ki elektron çiftleri daima ters yönde dönmekte olup, sistem içerisinde toplam döngüleri  ‘0’ olarak kalmaktadır. Ne zaman ki sistem sıfır noktada uyarılır, işte o zaman florerasans olayı devreye girecek demektir.

        Gerçekten fotosistem sıradan gelişen bir olay olmayıp, son derece planlı ve bir o kadar da biyolojik nizam-ı âlemin ışığı hükmünde bir sistem olarak karşımıza çıkmaktadır.  Şöyle ki; Fotosistem I çerçevesinde ışık enerjisini taşıyan fotonlar (paketçikler) bir noktada klorofilin elektronlarınca emilip daha yüksek enerji haline dönüşebilmektedirler. Hatta dönüşmekle kalmayıp elde edilen bu yüksek enerjili elektron ferrodoksine iletilmektedir. Ferrodoksin ise bu emaneti sitokrom-b6’ya devreder. Stokram b6’da elektronu stokrom f’ye aktarır. En nihayet tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkü dükkânı misali elektron zinciri tekrar başlangıçtaki konumuna, yani klorofil haline dönerek yeniden taze bir enerji kazanmış halde mevcut sistem dirilişe geçer.  Elbette ki gündelik hayatta sıkça kullandığımız taze güç, zinde hayat gibi kavramlar sadece bizlere mahsus bir olay değil. Görüyorsunuz fotosistem içerisinde bile elektronun devri sırasında açığa çıkan ADP moleküllerine ait yeni bir fosfat bağı bağlanmasıyla birlikte ATP taşıyıcı enerji imal edilmiş olup, adeta yeniden güç tazelenmekte ve böylece enerji bakımdan bir üst enerjiye geçiş tamamlanmaktadır.

         Şurası muhakkak uyarılmış tekli durumdan elektronun dönüş yönü her an değişebilir de. Bu durumda aynı yönde dönen elektron bir süre daha tekli durumda (uyarılmış) kalır ki buna uyarılmış triplet adı verilmektedir.  O halde triplet konumunda ki uyarılmış elektronun diğer elektronun yanına dönebilmesi için yine eski dönüş yönünü tekrardan kazanması gerekmektedir. Dolayısıyla enerji taşınımını sonucunda “reversibl oksidasyon-redüksiyon” olayları çerçevesinde serbest radikallar redüklenir ki, fotosentez olayında bunun karşılığı serbest radikal NADP+ olarak bilinmektedir. Hatta serbest radikal NADP+ olayı;

   Işık→ Pigment → Uyarılmış pigment → H2O + NADP+→ CO2  +  NADPH + H+ tarzında formüle edilebilir de. Hatta bu aradaünlü bir bilim adamıHill; izole edilen kloroplastların ortamda CO2 olmadan da oksijen üretebileceğini, çünkü yapraklarda doğal bir Hidrojen yakalayıcının bulunduğunu keşfetmiştir. Bugün kü bilgilerimize göre keşfedilen bu maddeler Ferrodoksin ve NADP’den başkası değildir. Dolayısıyla H2O + NADP → ½ O2+ NADPH + H+  şeklinde oluşan reaksiyona Hill reaksiyonu denmektedir.

0