manda yönetimini benımsemeye 8. osmanlı devletının 1. dünya savasındakı amaclarından biri 20. yy da kaybedılen toprakları geri almaktı milli mücadele döneminde asağıdakı bölgelerden hangısıne yönelik politika türk tarafının 19. yy da kaybettığı toprakları da geri almayı amacladağını gosterr a)musul-kerkuk b)adana c)iskenderun d)kars,ardahan ve batum e) izmir

1

Cevaplar

2013-01-09T00:55:33+02:00

Manda Yönetimi
1917’de fiilen başlamış olan İngiliz
yönetimi 25 Nisan 1920’de yapılan San Remo Konferansı’nda Filistin
üzerinde İngiliz Mandası’nın kabul edilmesiyle garanti altına alınmış
oldu. İki yıl sonra da Filistin tamamen İngiliz yönetimine bırakıldı ve
Siyonist olduğu açıklanan Sir Herbert Samuel Filistin’e ilk İngiliz
Yüksek Komiseri olarak gönderildi. 
I. Dünya Savaşı’nın sona
ermesinin hemen ardından Balfour Deklarasyonu’ndan cesaret alan çok
sayıda Yahudi Avrupa’dan Filistin’e göç etti. 1920 Eylül'ünde 16.500
kişilik bir Yahudi grubunun Filistin'e göç etmesi kararı alındı. Bu da
Filistinler arasında Yahudi karşıtı söylemi güçlendirdi.
Bunun akabinde 1921 yılının Mayıs ayında Kudüs’te büyük bir
ayaklanma çıktı ve ayaklanma polis ve asker tarafından güçlükle
bastırılabildi. Bölgeye gönderilen Haycraft Araştırma Komisyonu’nun
raporuna göre Yahudi karşıtı Filistin hareketinin nedeni, Yahudilerin
göçü nedeniyle bölgede siyasi ve ekonomik dengelerin bozulması,
Filistinliler arasında işsizliğin artması ve buna bağlı olarak
Filistinlilerin geleceğe dair endişeleridir. 
Arap liderlerinden
oluşan delegasyon 21 Şubat 1922’de Londra’ya giderek Koloni
Bakanlığı’na Filistin halkının Balfour Deklarasyonu’nu veya manda
rejimini kabul etmediklerini ve ulusal bağımsızlık istediklerini
bildirdi. Bu gelişmenin ardından İngiliz hükümeti 1 Temmuz’da,
kendilerinin bütünüyle Yahudi bir Filistin yaratmak niyetinde
olmadığını belirtmekle birlikte göç yoluyla Filistin’de Yahudi
nüfusunun her geçen gün artmasına imkan veren Balfour Deklarasyonu’ndan
taviz verilemeyeceğini bildiren Churchill Beyaz Bildirisi
olarak nitelendirilen açıklamayı yayınladı. Bu bildiriyle eski Ürdün
Filistin’den ayrıldı. Aynı yıl 21 Temmuz’da da Filistin mandası,
Milletler Cemiyeti Konseyi tarafından onaylandı. İngiliz mandasının
onaylanmasının ardından, 1923-1929 yılları arasında Filistin, nispeten
sakin bir dönem geçirdi. Bu dönemde her iki toplum da, manda rejiminin
sonunda Filistin’in geleceğinin halkların nüfuslarına ve sahip
oldukları toprak oranlarına göre belirleneceğini anlamış oldu. Bu
nedenle Filistinliler Yahudi göçünü haklı olarak engellemeye, Yahudiler
de göç yoluyla buradaki nüfuslarının ve topraklarının artmasını
sağlamaya yönelik faaliyetlere giriştiler. 
1928 yılının ikinci
yarısında ekonomik krizin de etkisiyle Filistinliler ve Yahudiler
arasındaki düşmanlık yeniden canlanmaya başladı. Bunda hiç şüphesiz
manda yönetiminin kuvvetli bir etkisi bulunmaktaydı. Manda, görünürde
İngilizlerin Araplara ve Yahudilere karşı yükümlülükleri olduğu
anlamına gelse de yönetimin belirlenmesinde Arap tarafın hiçbir dahli
olmamış, İngilizler bu işi Yahudilerle halletme yoluna gitmişti.
Aslında bu tavırla Filistin’deki Müslümanların varlıklarının bile kabul
edilmediği açık bir şekilde ifade ediliyordu. 
15 Ağustos 1929’da
Ağlama Duvarı’nda Yahudiler bir gösteri düzenlediler ve Filistinliler
de hemen ertesi gün bir gösteri düzenleyerek buna cevap verdiler.
1928-1929 olayları bölgede gerginliği artırdı. Bölgeye Mart 1930’da
Walter Shaw liderliğinde gönderilen Araştırma Komisyonu Ekim ayında
yayınladığı Beyaz Bildiri olarak adlandırılan raporda,
gösterilerin nedeni; Filistinlilerin siyasi ve ulusal amaçları ile
Yahudilerin çıkarlarının çatışması ve Filistinlilerin geleceğe dair
duydukları ekonomik endişe olarak açıklandı. Siyonist hareket bunu
Yahudi göçüne sınırlama getiren ve Filistinliler lehine görünen 1922
tarihli Churchill Beyaz Bildirisi’ne dönüş olarak
yorumlamadı. Ancak bildirinin aksine, Almanya’da 1930’lardan itibaren
Yahudi karşıtı hareketlerin gelişmesine paralel olarak, Filistin’e göç
eden Yahudi sayısında önemli oranda artış oldu. Filistin’e göç eden
Yahudi sayısı 1934’te 40.000 iken, 1935’te 62.000 oldu. 

0