Cevaplar

En İyi Cevap!
2013-01-09T11:29:38+02:00
Demokrasinin Gelişimi ve Ülkemiz Cuma, 16 Mart 2012

M. Ali KAYA
Demokrasi, tüm üyelerin veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikalarını şekillendirmede eşit haklara sahip olduğu bir yönetim biçimidir. 
Genel olarak devlet yönetimi olarak değerlendirilirken işçi ve işveren organizasyonları, sivil kurum ve kuruluşları demokrasi ile yönetilebilirler. Demokrasinin toplumun gelişmesi ile beraber gelişen bir yapısı vardır. Bir zamanlar demokrasi çoğunluğun hâkimiyeti olarak görülüyordu. Ancak gelişen zaman süreci içinde hukukun öne çıkması ile çoğunluğun mutlak hâkimiyetini reddeden, azınlıkların da siyasal ve kültürel haklarının kabul edilmesi gerektiğini ve azınlığa da çoğunluk olabilme hakkının verilmesini savunan demokrasi anlayışı olarak “Nisbî/Temsilî Demokrasi” sistemi geliştirildi.

Çoğunluğun devlet yönetimindeki kararlarının mutlak olması, azınlık haklarının kısıtlanabileceği kaygısı çoğulcu demokrasiyi ortaya çıkarmıştır. Azınlıkta olanların ve muhalefetin korunması, düşünce ve fikir hürriyetinin kullanımı için çoğulcu demokrasi şarttır. Çoğulcu demokraside otoritenin dağıtılması devletin ve karar verenlerin aceleyle ve düşünmeden hareket etmesini engeller.

Çoğulcu demokraside “yürütme gücünün kuvvetli ve geniş partiler koalisyonu tarafından yapılması, kuvvetler ayrılığı ilkesi, iktidarın bölüşümü ilkesi, çok partili sistem, yazılı anayasa ile hükümet yetkilerinin kesin olarak sınırlandırılması ve iki meclisli parlamento modeli” gibi özellikler vardır.

Çoğulcu demokraside istikrar sistemin düzgün işleyişi ve kanun hâkimiyeti ile sağlanır. Tek parti iktidarı istikrardan ziyade sorumsuzluğu ve çoğunluğun baskısını doğurabilir. Bu sebeple çoğulcu demokraside uzlaşma kültürü ve diploması hâkimdir. Diplomasi ve uzlaşı kültürü demokrasinin gelişmiş olduğunun göstergesidir. Bu sebeple çoğulcu demokraside istikrar daha çok koalisyonlar ile daha iyi sağlanır. Bundan dolayı çoğulcu demokrasiye mutlak demokrasi denilmektedir. Yasalar, azınlık hakları, kuvvetler ayrılığı gibi etmenler alınan kararları sınırlar ve keyfi davranışları önler.

Kapitalizmin ortaya çıkardığı eşitsizlik ve adaletsizlikleri demokratik sistem içinde kabul edilebilir düzeye indirmeyi amaçlayan siyasi bir ideoloji olarak “Sosyal demokrasi” ortaya çıkmıştır. Avrupa’da ortaya çıkan Sosyal Demokrat Partiler daha sonra “Sosyalist Enternasyonal” çatısı altında bir araya gelmişlerdir. Sosyal demokratlar demokrasiyi özgürlük ve adalet, yardımlaşma ve dayanışma temellerine oturtmaya çalışmışlardır.

Sosyal demokrasi olgusu XIX. Yüzyılın ikinci yarısında emekçi sınıfların yürüttüğü sosyal ve siyasal mücadeleler ile egemen sınıfların verdikleri tavizler sonunda varılan uzlaşmanın ürünüdür. Demokrasinin bu gelişme sürecinde çoğulculuk korunmuş, bunlara ilaveten de sosyal adalet, sosyal devlet ve sosyal haklar gibi yeni değerlerle beslenmiştir.

Çoğulcu demokrasinin daha gelişme gösterdiği şekline “Liberal Demokrasi” diyebiliriz. Liberal demokrasi, toplumda kabul gören her türlü siyasi görüşün bir çatı altında uzlaşarak ülke menfaati için esnek bir yönetim politikası modelidir. Günümüz dünyasında ideal demokrasilerin başında “liberal” takısı bulunan demokrasi olduğunu söylemek daha gerçekçi olur.

Liberal demokrasinin tüm dünyada ortak uygulamalarına bakıldığı zaman “siyasi eşitlik ilkesine uygun yapılan düzenli seçimlerle iktidarın belirlenmesi, rekabete ve projeye dayanan siyasi çoğunluk, hoşgörü ve fikir özgürlüğünün olması, ekonomik hayatın serbest piyasa ekonomisine göre belirlenmesi ve devletten tamamen bağımsız olması, sivil toplum kuruluşları ve özerk grupların meşru kabul edilmesi” gibi kriterlerin esas alındığını görürüz.

Demokrasi, insanlığın, toplumun ve dünyanın gelişim süreci ile birlikte gelişmeye devam edecektir. Ancak ülkemizde henüz “demokrasi kültürünün” varlığı tartışılabilir. Günümüz iktidarı demokrasiyi savunur görünürken, demokrasiyi kullanarak demokratik olmayan her yolu denediği gözden kaçmamaktadır.

1 2 1