Cevaplar

2013-04-15T17:27:56+03:00

Osmanlı topraklarında çalışan ilk matbaadan 234 yıl sonra Osmanlı’nın İslam tebaasından olan İbrahim Müteferrika matbaayı kurdu. Lale Devri olarak bilinen bir dönemde, 1727 yılında matbaayı kuran Müteferrika, ilk kitap olarak Kitab-ı Lügat-ı Vankulu (Vankulu Sözlüğü)’nü bastı. Müteferrika, yaşamı boyunca 23 cilt halinde 17 eser bıraktı. Ancak, kitapların maliyetlerinin ve buna bağlı olarak fiyatlarının çok yüksek olması nedeniyle matbaacılığın gelişmesi durdu. Müteferrika’nın ölümünden sonra zaman zaman atıl kalan matbaa yine de çalışmaya devam etti. Matbaanın başına 1754 yılında İbrahim ve Ahmet Efendiler, 1783 yılından sonra Beylikçi Raşid Mehmed Efendi ve Vakanüvis Vasıf Efendi geçti. 1769 yılında Abdurrahman Efendi, Mühendishane Matbaası’nı kurdu. Daha sonra Üsküdar Matbaası (1802) ve sonra da Takvimhane-i Amire adında bir matbaa (1831) daha açıldı. Bu arada, Mısır’da Kavalalı Mehmet Ali Paşa da Bulak Matbaası’nı kurdu. (1822). 1860 yıllarından sonra basımcılıkta hızlı bir gelişme görüldü. Encümen-i Dâniş (Bilim Akademisi), Cemiyet-i İslamiye-i Osmaniye, Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye gibi yayın çalışması da olan kurumların, yeni okulların açılmasıyla ders kitabı gereksiniminin artmasının ve Tercüman-ı Ahval, Tasvir-i Efkâr, Mecmua-i Fünun gibi kendi özel basımevlerini kuran gazete ve dergilerin bu gelişmede belirgin etkisi olduğu gözlendi. Ancak, basımcılık hızla gelişirken devlet denetiminin de arttığı görüldü. Önceleri izne bağlı olmaksızın açılan özel basımevlerinin daha sonra izne tâbi olmaları istendi. 1846’da çıkarılan bir yasayla, bastıkları kitapları Takvimhane Nezareti’ne bildirmeleri ve gelirleri üzerinden vergi ödemeleri hükme bağlandı. 26 Ocak 1888’de çıkarılan Matbaa Nizamnamesi’yle basımcılık üzerindeki sansürü korundu. Basımevlerinin ve basımcılığın hızla gelişmeye başlaması, devlet denetimini de birlikte getirdi.

0