Cevaplar

2013-01-11T12:20:33+02:00

Hz Âmine yerde halsiz bir şekilde yatıyordu
Bir ara, Peygamberimiz (sav) kendini toparlayarak, 
"Nasılsın anneciğim" diye sordu
Gönlü şefkat hazinesi anne, biricik yavrusunun üzülmesini istemiyordu Şiddetiyle kıvranıp durduğu hastalığının ağır olduğu hissini uyandırmamak için, 
"İyiyim canım oğlum, birşeyim yok" diye cevap verdi
Bu birkaç kelimelik konuşmadan sonra da kendinden geçti Artık hastalık, konuşacak takati dudaklarından çekip almıştı Bir ara, "Su" dediği işitildi Yaydan fırlayan ok hızıyla Peygamber Efendimiz, aziz annesine suyu yetiştirdi 
Hazret-i Âmine suyu içti Su kabı ile birlikte ciğerparesinin yumuşacık ellerini de tuttu Gözlerini açtı Peygamber Efendimizin nur saçan sîmasına doya doya baktı ve ellerini bir anne şefkatiyle okşadı Kâinatın Efendisi bir ara, annesini biraz doğrultup başını kucağına aldı Gözlerinden akan mübârek yaşlar, annesinin omuzlarına Nisan yağmuru gibi düşüyordu 
Hazret-i Âmine'nin ruh ve kalbinde feryadlar kopuyor, fırtınalar esiyordu Kocasını kaybediş ıztırabına, şimdi de oğluyla vedâlaşma hasretini mi ekleyecekti? Bu dayanılmaz bir ıztırap, çekilmez bir dertti Kendisini yakalayan hastalıktan daha çok bu ayrılık onu yakıp kavuruyordu Ama ne yapabilirdi, bu İlâhî kaderin değişmez hükmüydü
Hazret-i Âmine, kendisini yakalayan hastalıktan kurtulamayacağını artık anlamıştı Son olarak, güneş gibi parlayan nur yavrusunun yüzüne ayrılık ve hasretin verdiği duygu içinde baktı, ellerini doya doya kokladı ve dilinden şu cümleler döküldü:
"Ey dehşetli ölüm okundan Allah'ın yardım ve ihsanı ile yüz deve karşılığında kurtulan zâtın oğlu! 
Allah, seni aziz ve devamlı kılsın Eğer rüyâda gördüklerim doğru ise, sen celâl ve bol ikrâm sahibi olan Allah tarafından Âdemoğullarına helâl ve haramı bildirmek üzere peygamber gönderileceksin"
Sen, ceddin İbrâhim'in teslimiyet ve dinini tamamlamak için gönderileceksin"
Allah seni milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan, putperestlikten koruyacak ve alıkoyacaktır"
Her yaşayan ölür, her yeni eskir Yaşlanan herkes zevâl bulur Herşey fanidir, gider"
Evet, ben de öleceğim Fakat ismim ebedî yâdedilecektir Çünkü, ter temiz bir evlâd doğurmuş, arkamda hayırlı bir yâdedici bırakmış bulunuyorum"1
Acıklı ve âdetâ istikbalden haber veren bu sözlerinden sonra Hazret-i Âmine'nin gözleri kaydı ve ruhunu orada yüce Allah'a teslim etti Yer, Mekke ile Medine arasında bulunan Ebvâ Köyü; tarih, Milâdî 576

Hz Âmine'nin Defni
Sevgili Peygamberimiz (sav) ile Ümmü Eymen donakalmışlardı Âdetâ dilleri tutulmuştu Konuşan sadece Kâinatın Efendisinin gözyaşlarıydı 
Ümmü Eymen bir ara kendisini toparladı ve aziz yavrunun gözyaşlarını sildi Sonra da bağrına basarak teselliye çalıştı:
"Üzülme, ağlama, canım Muhammedim," dedi "İlâhî kadere karşı boynumuz kıldan incedir Can da Onun, mal da Hepsi bize emânet Emâneti nasıl vermişse, öyle de alır"
Sevgili Peygamberimiz (sav) derin bir iç çektikten sonra, 
"Ben de biliyorum Onun hükmüne her zaman boyun eğerim Fakat anne yüzü unutulmayacak bir yüzdür O yüzü tekrar göremem diye üzülüyorum" dedi Sonra da derhal kendini toparladı ve gözyaşlarını silerek Ümmü Eymen'e, 
"Haydi, o emâneti Sahibine teslim etti Biz de onun na'şını toprağa teslim edelim, rahat etsin" dedi
Dünyanın en bahtiyar annesi Hazret-i Âmine'nin cesedini orada toprağın bağrına tevdi ettiler Ruhu ise, Kâinatın Efendisini bağrından çıkardığı için, kimbilir, ne kadar yükseklerde meleklerle bayram ediyordu

Definden Sonra
Annesiz kalan Dürr-i Yetîmi Mekke'ye götürmek vazifesi dadısı Ümmü Eymen'e düştü
Ümmü Eymen, yol boyunca ona annesiz kaldığını hissettirmemek için elinden gelen gayreti gösterdi Onu öz evladıymış gibi bağrına bastı ve teselliye çalıştı Efendimiz de, âdetâ onu bir anne kabul ederek, "Anne, anne" diye çağırdı Daha sonraları da her gördüğünde, "Annemden sonra annem" diyerek iltifatta bulunuyordu2
Nur yüzlü Kâinatın Efendisi, artık babadan yetim, anneden öksüzdü Fakat, onun hakiki muhafızı ve hâmîsi vardı O Hafîz, onu ömrü boyunca kusursuz muhafazası ve eksiksiz murakabesi altında bulunduracak, her türlü tehlike ve sıkıntıdan kurtaracaktır
"Rabbin seni yetim bulup da barındırmadı mı?" 3 meâlindeki âyet-i kerîme, Peygamber Efendimizin bu hâlini hatırlatır Kâinatın Efendisi yıllar sonra, Hicret'in 6'ıncı yılında Hudeybiye Umresi sırasında, yine Ebvâ'dan geçecektir Allah'ın izniyle annesinin kabrini ziyaret edip, elleriyle düzeltecektir Sonra da teessüründen ağlayacaktır 
Onun mübârek gözlerinden tahassür gözyaşları akıttığını gören Sahabîler de ağlayacaklar ve 
"Yâ Resûlallah, niçin ağladınız?" diye soracaklardır
Resûl-i Ekrem, "Annemin, benim hakkımdaki şefkat ve merhametini düşündüm de ağladım" diye cevap verecektir4

1 İsfâhanî, Delâilü'n-Nübüvveh, s 119-120
2 Resûl-ü Ekrem Efendimiz hakkında, "Cennetlik bir kadınla evlenmek isteyen Ümmü Eymen'le evlensin" buyurduğu Ümmü Eymen'i daha sonra azâd ederek hürriyetine kavuşturmuştur Birinci kocasının ölümünden sonra da onu Zeyd bin Hârise ile evlendirdi Üsâme Hazretleri, işte bu evlilikten dünyaya geldi
3 Duhâ Sûresi, 6
4 Tabakât, 1/116-117


K-Alıntıdır

0
2013-01-11T12:22:35+02:00

Hz Âmine, Kâinatın Efendisi oğluyla Medine'de bir ay kaldıktan sonra, Mekke'ye dönmeye karar verdi Akrabalarıyla vedâlaşarak şehirden ayrıldılar
Çöl seccadesinde üç yolcu: Hz Âmine, Şanlı Evlâdı ve Ümmü Eymen Hepsinin de mânâ âleminde bir başkalık vardı Aziz anne ve şerefli evladının ruhlarını ayrılık ve hasret rüzgârı dalga dalga dövüyordu 
Henüz genç yaşta ve evliliklerinin ilk aylarında ebedî âleme yolcu ettiği kocasını hatırlayan Hz Âmine'nin gözleri oluk oluk su akıtan bir pınarı andırıyordu Peygamber Efendimiz de, aziz annesinin bu gözyaşlarına dayanamıyor, o da ışıl ışıl ağlıyordu Damla damla akan gözyaşları, rahmet yağmuru gibi elbisesini ıslatıyordu
Henüz yolu yarılamışlardı ki, Hazret-i Âmine âniden rahatsızlandı Peygamberimiz (sav) ve Ümmü Eymen'i bir telaş kapladı Gittikçe şiddetini arttıran hastalık karşısında ne yapabilirlerdi? 
Medine'nin 23 mil güneyinde Ebvâ Köyü yakınlarında bir ağacın gölgesinde konaklamaktan başka ellerinde çare yoktu Hazret-i Âmine'nin dizlerinden güç kuvvet çekilmişti ve kendisini tutamayarak âniden yere yıkılıverdi Üstünü örttüler Hz Âmine, hastalığın şiddeti içinde ter döküyor, Sevgili Peygamberimiz (sav) ise, onu kaybedeceği ve annesiz kalacağı endişesi içinde gözyaşı akıtıyordu Sanki herşey kendileriyle birlikte lâl kesilmişti Yerde ses yok, gökte sükût hâkimdi
Hz Âmine yerde halsiz bir şekilde yatıyordu
Bir ara, Peygamberimiz (sav) kendini toparlayarak, 
"Nasılsın anneciğim" diye sordu
Gönlü şefkat hazinesi anne, biricik yavrusunun üzülmesini istemiyordu Şiddetiyle kıvranıp durduğu hastalığının ağır olduğu hissini uyandırmamak için, 
"İyiyim canım oğlum, birşeyim yok" diye cevap verdi
Bu birkaç kelimelik konuşmadan sonra da kendinden geçti Artık hastalık, konuşacak takati dudaklarından çekip almıştı Bir ara, "Su" dediği işitildi Yaydan fırlayan ok hızıyla Peygamber Efendimiz, aziz annesine suyu yetiştirdi 
Hazret-i Âmine suyu içti Su kabı ile birlikte ciğerparesinin yumuşacık ellerini de tuttu Gözlerini açtı Peygamber Efendimizin nur saçan sîmasına doya doya baktı ve ellerini bir anne şefkatiyle okşadı Kâinatın Efendisi bir ara, annesini biraz doğrultup başını kucağına aldı Gözlerinden akan mübârek yaşlar, annesinin omuzlarına Nisan yağmuru gibi düşüyordu 
Hazret-i Âmine'nin ruh ve kalbinde feryadlar kopuyor, fırtınalar esiyordu Kocasını kaybediş ıztırabına, şimdi de oğluyla vedâlaşma hasretini mi ekleyecekti? Bu dayanılmaz bir ıztırap, çekilmez bir dertti Kendisini yakalayan hastalıktan daha çok bu ayrılık onu yakıp kavuruyordu Ama ne yapabilirdi, bu İlâhî kaderin değişmez hükmüydü
Hazret-i Âmine, kendisini yakalayan hastalıktan kurtulamayacağını artık anlamıştı Son olarak, güneş gibi parlayan nur yavrusunun yüzüne ayrılık ve hasretin verdiği duygu içinde baktı, ellerini doya doya kokladı ve dilinden şu cümleler döküldü:
"Ey dehşetli ölüm okundan Allah'ın yardım ve ihsanı ile yüz deve karşılığında kurtulan zâtın oğlu! 
Allah, seni aziz ve devamlı kılsın Eğer rüyâda gördüklerim doğru ise, sen celâl ve bol ikrâm sahibi olan Allah tarafından Âdemoğullarına helâl ve haramı bildirmek üzere peygamber gönderileceksin"
Sen, ceddin İbrâhim'in teslimiyet ve dinini tamamlamak için gönderileceksin"
Allah seni milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan, putperestlikten koruyacak ve alıkoyacaktır"
Her yaşayan ölür, her yeni eskir Yaşlanan herkes zevâl bulur Herşey fanidir, gider"
Evet, ben de öleceğim Fakat ismim ebedî yâdedilecektir Çünkü, ter temiz bir evlâd doğurmuş, arkamda hayırlı bir yâdedici bırakmış bulunuyorum"1
Acıklı ve âdetâ istikbalden haber veren bu sözlerinden sonra Hazret-i Âmine'nin gözleri kaydı ve ruhunu orada yüce Allah'a teslim etti Yer, Mekke ile Medine arasında bulunan Ebvâ Köyü; tarih, Milâdî 576

Hz Âmine'nin Defni
Sevgili Peygamberimiz (sav) ile Ümmü Eymen donakalmışlardı Âdetâ dilleri tutulmuştu Konuşan sadece Kâinatın Efendisinin gözyaşlarıydı 
Ümmü Eymen bir ara kendisini toparladı ve aziz yavrunun gözyaşlarını sildi Sonra da bağrına basarak teselliye çalıştı:
"Üzülme, ağlama, canım Muhammedim," dedi "İlâhî kadere karşı boynumuz kıldan incedir Can da Onun, mal da Hepsi bize emânet Emâneti nasıl vermişse, öyle de alır"
Sevgili Peygamberimiz (sav) derin bir iç çektikten sonra, 
"Ben de biliyorum Onun hükmüne her zaman boyun eğerim Fakat anne yüzü unutulmayacak bir yüzdür O yüzü tekrar göremem diye üzülüyorum" dedi Sonra da derhal kendini toparladı ve gözyaşlarını silerek Ümmü Eymen'e, 
"Haydi, o emâneti Sahibine teslim etti Biz de onun na'şını toprağa teslim edelim, rahat etsin" dedi
Dünyanın en bahtiyar annesi Hazret-i Âmine'nin cesedini orada toprağın bağrına tevdi ettiler Ruhu ise, Kâinatın Efendisini bağrından çıkardığı için, kimbilir, ne kadar yükseklerde meleklerle bayram ediyordu

 

http://www.forumlord.net/efendimiz-ile-ilgili-konu-anlatim-bolumu/70807-hz-muhammedin-annesi-ne-zaman-oldu.html

 

Alıntı


0