Cevaplar

2013-01-12T11:32:31+02:00

Ortaokul veya liseyi okuyan herkesin ismini mutlaka duyduğu, bütün bilgi yarışmalarında çıkan, kültürümüz için, tarihimiz ve dilimiz için en önemli insanların başında gelmektedir Kaşgarlı Mahmud. Belki de Türkçe’nin dönüm noktasıdır o! Kendi zamanında o zaman ki çok çok az bilginin yapabileceği birşeyi yapmış ve şuanda kullandığımız güzel dilimize değer üzerinde değer katmıştır. Bizde bu kadar önemli olan bir insanının kısaca hayatını anlatmak istedik. Bakalım bu köşe taşı insanımız nasıl bir hayat sürmüştür, en önemli eseri nedir ?

Kaşgarlı Mahmud, XI. yüzyılda yaşamış, asıl adı Mahmud bin Hüseyin bin Muhammed’dir. Divan-ı Lügati’t Türk’ün yazarıdır. Türk dil bilginidir. Karahanlılar soyundan bir aileden gelmiştir. Babası Barsgan’lı Hüseyin’dir. Kaşgarlı Mahmud’un yaşamı hakkında kesin ve ayrıntılı bilgi yoktur. Çeşitli kaynaklarda doğum tarihi olarak 1008 yılı ile 1025 yılı ifade edilmektedir. Ölüm tarihi ise tahminen 1090 yılı olarak belirtilmektedir.

Çok iyi bir eğitim gördüğü, İslami bilimlerini iyi bildiği, Türkçe ve Türkçe’nin çeşitli lehçe ve ağızlarını çok iyi bildiği gibi Arapça ve Farsça’yı da mükemmel bildiği tespit edilmiştir. Türkçe’nin gelişip serpilmesinde büyük hizmet ve çalışmalarda bulunmuştur. Kaşgarlı Mahmud’un iki eseri olduğu bilinmektedir. Divan-ı Lügati’t Türk (Türk Dili Lûgati) ve bazı kaynaklarda ikinci bir eseri olarak Kitabü Cevahir-ün-Nahv fi Lügat-it Türk (Türk Dilinin Dilbilgisi Cevherleri Sözlüğü) adlı kitabının var olduğu bilinmekle birlikte henüz ele geçmemiştir. Divan-ı Lügati-t Türk’te anlatıldığına göre 25 Ocak 1072′de Bağdad’ta yazılmaya başlandı; 10 Şubat 1074′de bitirdi. Kaşgarlı Mahmud bu değerli eserini Abbasi halifesi El-Muktedi Biemrullaha sundu.

Divan-ı Lügati-t Türk Araplara Türkçe’yi öğretmek ve Türkçe’nin zengin bir dil olduğunu göstermek amacıyla yazılmıştır. Eserine eklediği Dünya haritası üzerinde, Türklerin yerleştikleri bölgeler ve komşuları olan ülke ve milletlerin yerlerini göstermektedir. Ayrıca bu eserde 7500 civarında Türkçe kelimeyi Arapça olarak açıklamış, 400′e yakın dörtlüklerden oluşan şiir ve atasözleriyle örnekler vermiştir. Türkmen, Oğuz, Çiğli, Yağma, Kırgız ve Türk boylarının Türkçe’si konusunda bilgilere yer vermiştir. Bu eser Türk tarihi, coğrafyası, mitolojisi, folkloru ve halk edebiyatı konularında zengin bilgileri kapsayan ansiklopedik bir lügattır.

Divan-ı Lügati-t Türk, el yazmasının Dünyadaki tek kopyası Fatih Millet Kütüphanesinde 1910 yılında bulundu. 1915-1917 yıllarında öğretmen Kilisli Rifat Efendi tarafından üç cilt olarak basıldı. Besim Atalay tarafından Türkçe’ye çevirisi 1933-1943 tarihleri arasında tamamlanarak 5 cilt olarak Türk Dil Kurumu tarafından yayımlandı.
Divan-ı Lügati-t Türk, bütün Dünyada Türkolojiyle uğraşan araştırmacı bilim adamları için çok değerli bir kaynak eser olmuştur.

Dîvânü Lugati’t-Türk, Türk dilinde ilk ansiklopedi ve sözlük.

Kitabu Cevahirü’n – Nahv fi Lugati’t-Türkî (Türk Dili’nin Nahiv (*) Cevherleri), Türk dilinin ilk gramer kitabı. (Bu eseri daha kaleme aldığı biliniyor. Nerede-nasıl kaybolduğu belirlenemeyen bu eser, günümüze ulaşmamıştır)

1 5 1
  • Eodev Kullanıcısı
2013-01-12T11:32:42+02:00

KAŞGARLI MAHMUD’UN HAYATI

Kaşgarlı Mahmud’un hayatı hakkındaki bilgilerimiz eserinin önsözünde belirttiklerinden öteye geçemiyor. Babası ve dedesi Barsganlı olmasına rağmen Mahmud Kaşgar’da doğmuştur. Babasının buraya daha sonraları göç ettiği anlaşılıyor. Onun ne zaman doğup, ne zaman öldüğü ise kesin olarak belli değildir. Bununla beraber bazı varsayımlar yaparak; mesela eserin yazılış ve halifeye sunuluş tarihini esas alarak (464-466/1072-1074) onun 11. yüzyılın birinci yarısında dünyaya gelip, ikinci yarısında vefat ettiğini söyleyebiliriz. Ama bu bir varsayım olmaktan öteye geçemez. Eserinin önsözünde belirttiğine göre adının Mahmud, babasının adının Hüseyin, dedesinin adının ise Mehmed olduğunu anlıyoruz.Yine eserinde belirttiğine göre soylu bir aileden gelmekte, iyi silah kullanmakta ve dilin gramerini iyi bilmektedir. Sözlerinden öyle anlaşılıyor ki, eserini yazmak için iyi bir hazırlık devresi geçirmiş ondan sonra eserini yazmaya başlamıştır. 
Onun böyle bir eser yazdığına bakılırsa; iyi bir eğitim aldığı, Arapça’yı ve Türkçe’yi en ince detaylarına kadar -bir sözlük yazabilecek kadar- bildiği söylenebilir.
Kaşgarlı Mahmud’un ne zaman ve nerede öldüğü kesin olarak bilinmemektedir.


ESERLERİ


Kaşgarlının günümüze kadar ulaşan eserinin adı Divânü Lügâti’t-Türk’tür. O, bir eseri daha olduğunu divanında söylemekle beraber bu eser henüz bulunamamıştır. Bulunamayan bu eserin adı Kitâbı Cevâhir el-Nahvi fî Lügâti’t-Türk’tür. Kaşgarlı Divânü Lügâti’t-Türk’ü yazış amacını eserinin önsözünde şöyle belirtiyor: “Türk dili ile Arap dilinin at başı beraber yürüdükleri bilinsin diye...” yani o eserini yabancılara, özellikle de Araplar’a Türkçe’nin üstün bir dil olduğunu ve diğer dillerle yarışabilecek seviyede olduğunu belirtmek için yazmıştır. Eserini yazmak için Türklerin bir çok şehrini gezmiş, dolaşmış ve birçok not aldıktan sonra eserini yazmaya koyulmuştur. İyi bir hazırlanma ve çalışma neticesinde ortaya çıkan bu eser bize XI. yüzyıldaki Türklerin tarihi, coğrafyası, kültürü, folkloru, yaşayışı, edebiyatı, belli başlı yerleri, belli başlı kişileri, günlük hayatta sık sık kullanılan kelimeleri vb. birçok özelliğini yansıtmaktadır. Bu yönüyle eser, Türk tarihinde bir “hazine” sayılmaktadır. Yazar, yukarıda saydığımız özellikleri lügatine seçmiş olduğu kelimeleri örneklerken kullanmıştır ve bunda da çok başarılı olmuştur. Normalde eser bir sözlük olmasına rağmen seçtiği örneklere baktığımızda gerek savlar (atasözleri), sagular (ağıt), beyitler, çeşitli şiir parçaları, deyimler ve gerekse de çeşitli yer adlarına ve kişi adlarına rastlamaktayız. 
Bizim konumuz divanda geçen savlar, halk edebiyatı unsurları, beyitler ve çeşitli şiirlerdir. Kaşgarlı lügatine almış olduğu sözcükleri açıkladıktan sonra onları daha anlaşılır kılabilmek için sözcükleri cümle içerisinde örnekleme yoluna gitmiştir. Bu yola başvurduğunda ise örnek olarak da sıradan cümleler değil, o zaman halk arasında kullanılmakta olan savlar (atasözü), sagular (ağıt), destanlar, beyitler, dörtlükler, koşuklar, deyimler veya çeşitli edebî cümleleri almıştır. Bu yolla sözcüklerin daha kolay anlaşılmasını ve aynı zamanda akılda daha çok kalmasını sağlamıştır. 


1 1 1