Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2013-01-13T12:40:34+02:00

alıntı

Ben, Doğu Anadolu’nun bir dağ köyünde doğdum. Köyü­müz, başı karlı ve dumanlı bir dağın eteklerindedir. Kışlarımız hep karlı geçer; kısa süren yazımıza da doyum olmaz. Yazı dört gözle bekleriz… Korkunç kayalar bizim oyun yerlerimizdir, bazen keçiler gibi dağa tırmanır, yankı yapan kayalara sesleni­riz.. Seslerimiz, değişmiş, korkunçlaşmış bir halde uğuldayarak geri döner… Dağımızda mağara vardır, korka korka gireriz, ha­yaller kurarız. Defineler bulur, fakir fukaraya dağıtırız…
Babam inşaat işçisidir. Yazın ilçede çalışır, kışın evde oturur. Bize hep şekerler, elbiseler, daha neler alır getirir. Babamı herkes sever. Anam da çok iyidir. Bütün komşuların derdine koşar. Elin­den her iş gelir.
Babamın kerpiçten yaptığı üç göz odalı bir evde otururuz. İki ineğimiz, on beş-yirmi tavuğumuz var. Benim adım Mehmet. Kara Mehmet de derler. On bir yaşındayım, dördüncü sınıfa gidi­yorum. Kışın, evdekilere hep kitaplar okuyorum. Babam, bazen kitaplardaki kötü kişilere kızar, annem acıklı yerlerde ağlar.
Anlayacağınız mutluyduk hep birlikte.
Uzun sürmedi mutluluğumuz. Bir kış vakti, annem çok hasta olmuştu. İlçeden doktor getirmeye giden babam ise bir daha gel­medi. Ümitle hep yolunu bekledik. İlkbaharda çizmelerini getirdi­ler. Babamı, karakışta aç kurtlar parçalamışlardı. Ağladık, ağladık. O günden sonra doktor olmaya karar verdim.
Bir yıl geçmedi, anam yine çok hastalandı. Bu sefer, hiç ümi­di yoktu. Beni çağırdı ve vasiyet etti: “Oğlum, kardeşin sana emanet. Sandıkta kara günler için para biriktirmiştim, o parayı al, İstanbul’a dayının yanına git..” Anacığım Ölmüştü. Köyün imamı, öğrerme-

 

nim, bütün komşular bizim için ellerinden ne geliyorsa yaptılar. Acımızı paylaştılar. Bizi teselli ettiler.

devamı:

http://www.edebiyatsayfasi.com/yankili-kayalar/

0