Cevaplar

2013-01-13T17:03:25+02:00

Fransız halkı önceki döneme göre büyük bir evrim geçirmektedir. Halk bilinçlenmekte sarayın, kralın, seçkinlerin denetiminden çıkmaya başlamıştır. Şehirlerde yaşayan pek çok burjuva büyük bir atılım içinde bulunmaktadır. Kitaplar yaygınlaşmakta aileler çocuklarını üniversitelere göndererek sağlam bir gelecek kurma yolunu tutarak kültürel seviyeyi yükseltmekteydi. Bağımsız yayıncıların çıkarttıkları gazete, bildiri ve broşürler, kitlesel bilinçlenmeye yol açmaktadır. Bu koşullar da toplumsal değişim taleplerinin olgunlaşmasına yol açmıştır.

Toprak sahipleri ve soylular, ayrıcalıklarını korumaya çalışmakta; bu sebepte burjuvaların soylu tabakasına geçmesini engelleyecek barikatları yükselmekteydi. Soylular statülerini koruma hevesindeyken, burjuvalar da ekonomik olarak güçlenmelerine rağmen toplumsal halklarda söz sahibi olamamaktan şikâyetçiydi. Kırsal nüfus ise üzerindeki vergi yükünün hafiflemesini istemektedir.

Devrimci düşünce, ülkede köklü yapısal değişikliklere gitmek gerektiğine inanan katmanlar arasında yayılmaya başlamıştır. Merkezi otorite ülkenin içinde bulunduğu evrimsel süreci kavrayamamış ve eski yöntemlerle sorunları halletme yoluna yönelmek istemiştir. Oysa özellikle burjuva İngiliz devrimini etkisiyle geçici çözümle yetinmek değil kitlesel olarak İngiliz modelindeki gibi ‘parlamenter monarşi rejimi’ altında yönetime katılmayı arzulamaktaydı.

0
2013-01-13T17:03:29+02:00

1789 Devrimi tüm kıta Avrupası’nı derinden etkileyen ve bu yaşlı feodal kıtada çok önemli tarihsel değişiklikleri başlatan bir dönüm noktasıdır.

1789’da başlayıp esas itibarıyla 1848 devrimiyle son bulan Fransız burjuva demokratik devriminin, bu devrimin ortaya koyduğu değerler ve bu değerler etrafında dönen mücadele bakımından en yoğun geçen ilk altı yıllık dönemini, ülkemiz güncel kültürel ve politik yaşamının yol açtığı bazı çağrışımlar yönünden ele alıp bir kısım sonuçlar çıkarmak mümkün görünmektedir. Özellikle, 1789 atılımına ve sonrasına kitlelerin geniş katılımı ve devrimde aydınların oynadığı rol açısından bakıldığında, ülkemiz güncelliği içinde bazı ilginç tespitlere ulaşmak zor değildir. Günümüz toplumlarının üzerine oturduğu kültür mirası içinde 1789’la birlikte yükselen politik, hukuksal ve ahlaki değerlerin önemli payı vardır. Dolayısıyla çağdaş toplumsal kültür yapıları içindeki demokratik öğelerin yoğunluğunu ve bu arada toplumun aydın zümrelerinin genel politik ve kültürel tutumlarını o toplumların geçirmiş; bulundukları tarihsel demokratik süreçlerin karakterine, dolayısıyla bu süreçlerden en görkemlisi olan Fransız burjuva demokratik devrimiyle karşılaştırmasından çıkacak sonuçlara bağlayıp açıklamak hiç de yanlış olmayacaktır.

1789 Fransız burjuva demokratik devriminin, insanlık tarihinin bütünü açısından çok az rastlanan bir mücadele yoğunluğu içinde geçen ilk bir kaç yılı (1789-1795), tek bir toplumun ortaya koyduğu (bugün bile şu ya da bu nedenle geçerliliği olan) evrensel nitelikli değerlerin ve bu değerler uğruna verilen kıyasıya bir toplumsal mücadelenin en yalın ve çıplak biçimini yansıtır. Denebilir ki, bu devrim süreci içinde tarih bütün örtülerinden sıyrılır ve kendi mantığına sonuna kadar sadık kalmayı başarır; dahası da nesnel gerçeği az ya da çok perdelemekte olan bütün ekonomik, politik ve kurumsal illüzyonlar bir bir yıkılır.

Son bireyine kadar bütün bir toplumun devrimin sosyal unsuru haline geldiği, binlerce yıllık tarihsel birikimin baştan aşağıya pratik çözümlere tabi tutulduğu, tarihsel determinizmle insan iradesinin yan yana hükmedici olduğu, eski ile yeninin hiçbir uzlaşma noktası bulamadan birbirine karşı koyduğu 1789 devrimini, feodalizmden kapitalizme geçiş kapsamında bir “sosyal devrim”, ama bundan da öte, bu geçişin “bütün gereklerinin” zamanında ve “en tam” olarak yerine getirildiği bir “politik devrim” olarak (bu geçişin asıl belirleyicisi olarak) nitelendirmek doğru olur.

0