Cevaplar

2016-12-05T19:48:48+02:00
Yıldırım Beyazid Döneminde Osmanlı-Karaman İlişkileriÖzlem DOĞANGİRİŞ            Karamanoğulları Beyliği, Anadolu Türk tarihi içerisinde yer almış ve kendilerini Anadolu Selçuklularının mirasçısı olarak kabul etmişlerdir. Karamanoğulları 1262 yılında resmen bir uç beyi haline gelerek uçlarda çeşitli faaliyetler göstermişler zaman içerisinde bağımsızlık mücadelelerini sürdürme çabası içine girmişlerdir.            1362 yılında Karamanlı tahtına geçen Alâeddin Bey döneminde Karamanlı Beyliği’nin sınırları her yönde genişlemiştir. Karamanlı-Osmanlı münasebetleri XIV.yüzyılın son çeyreğinde dostluk duyguları içinde başlamış Alâeddin Bey I. Murad’ın kızı Nefise Sultanla (Melek Hatun) evlenmiştir. Osmanlı Hükümdarı I. Murad’ın Germiyan ve Hamid arazilerini satın alma yoluyla kendi topraklarına katması Karamanlıları Osmanlılara komşu haline getirmiştir.            Osmanlı-Karaman ilişkileri I. Murad döneminde başlayarak uzun yıllar sürmüş böylece Karamanoğulları Osmanlılar’ın münasebette bulunduğu beyliklerden birisi olmuştur.  BİRİNCİ BÖLÜM1. KARAMANOĞULLARINA GENEL BİR BAKIŞ1.1. Karamanoğulları’nın Menşei ve Ortaya Çıkışı            Yazıcıoğlu Ali’ye göre Karamanoğulları Oğuzlar’ın Afzar boyuna mensuptur. Hanedanın dayandığı başlıca oymaklar Turgutlu, Bayburtlu, Oğuzhanlı, Hoca Yunuslu, Hoyratlı, Bozkırlı, Bozdoğan, Bulgarlı, Şikâri’ye göre muhtemelen Azerbaycan ve Arnân’da oturmakta olan Karamanoğulları’nın ataları Moğol istilası üzerine Sivas yöresine gelmişler, Baba İshak’ın isyanına katıldıktan sonra Ermenek-Mut yöresine yerleşmişlerdir. Bu yöre ile Silifke, Gülnar ve Anamur bölgesi, I. Alâeddin Keykubad zamanında Kamerüddin Bey tarafından ele geçirilmiştir. Selçukluların Moğollar karşısında Aksaray civarında ikinci defa mağlup olması, ülkenin II. İzzeddin Keykâvus ile IV. Kılıçarslan arasında taksim edilmesi ve daha sonra iki kardeş arasındaki taht mücadeleleri, sınır bölgelerinde yaşayan Türkmenlere kayda değer serbestlik ve önem kazandırmış, beyliğe adını veren Karaman Bey de bu durumdan yararlanarak siyasi sahnede görünmüş ve beyliğin temellerini atmıştır. Karaman Bey’in dedesi Oğuz beylerinden Sâdedin Bey, babası da Nûre Sûfi diye anılan Nureddin Bey’dir.[1]            O, 1231’de ortaya çıkan Şeyh Baba İlyas’ın yanında yer almış, Selçuklularla karşı çarpışmıştır. Babailerin mağlubiyeti üzerine Konya ve Ermenek civarına çekilen Nure Sûfî’nin ölüm tarihi bilinmiyor. Onun, Karaman Zeyn el-Hâc, Bonsuz, Oğuz Han ve Timur Han adında dört oğlu daha olduğu anlaşılıyor.            Karaman Bey Toroslar’da elde ettiği odun kömürünü Larende’ye getirip satarak geçinen bir kömürcü idi. 1262 yılında resmen bir uç beyi olan Karaman Bey, uçlardaki faaliyetine devam etmiş, bazı yerleri de ele geçirmiş, ancak Monyâ Kalesinde yenilgiye uğrayarak aldığı yaraların tesiriyle bir süre sonra ölmüştür. Sultan Rükneddin’in ölümü üzerine, Karaman Bey’in çocukları Muineddin Pervane, tarafından serbest bırakıldı. Karaman aşiretinin başına ailenin kararıyla Karaman Bey’in büyük oğlu Şemseddin Mehmed Bey geçti. O da babası gibi bağımsızlık mücadelesini devam ettirdi.[2]1.2. Karamanoğulları’nın Gelişimi ve Osmanlı ile İlişkilerinin Başlaması            1361 yılında Karamanlı tahtına geçen Alâeddin Bey döneminde Karamanlı Beyliği’nin sınırları her yönde genişlemiştir. Memlük Sultanlığı’nın Ermeni Krallığı’na son vererek bütün Çukurova’yı kendi topraklarına katmasından ve Orta Anadolu’daki Eretna Devleti’nde karışıklıkların çıkmasından faydalanmak isteyen Alâeddin Bey, başta Konya (1366-1367 olmak üzere Niğde Karahisar (Yeşil hisar)). Aksaray, Akşehir, Ilgın, İshaklı ve Kayseri’yi Karamanlı topraklarına kattı. Fakat Kayseri, Eretnalılar tarafından kısa süre sonra geri alındı. Bu fetihler neticesinde Babuk (Niğde), Atabeg (İshaklı) Devletşah (Ilgın) vb. Moğol beyleri Karamanlı hizmetine girdiler. Moğol beyleri olan sahiplerinin ölümünden sonra Beyşehir ve Seydişehir de yine Alâeddin Bey geleneksel Memlük dostluğunu bırakarak Sultan Berkuk’a karşı bağımsızlık savaşı açan Ramazanoğulları’nı destekledi. Aynı şekilde Osmanlılar’a karşı tabii müttefiki olan Kadı Burhaneddin’e karşı da düşmanca bir siyaset güttü. Fakat Alâeddin Bey’in bu tutumu toprak kaybetmesine ve Mogol oymakları arasında itibarının zerelenmesine sebep oldu. Timur’u Osmanlılar ve Memluklar üzerine yürümeye teşvik etmesi de öç alma duygusundan kaynaklanmaktadır.782 yılında Karamanlı ülkesi Başşehir Lârende, Gülnar, Anamur, Silifke, Mut, Ermenek, Hâdim, Bozkır, Ereğli, Ulukışla, Niğde, Karahisar, Aksaray, Akşehir, Ilgın, Said-İli (Kadınhanı), Konya, Beyşehir ve Seydişehir gibi yerleşim birimlerini içine alıyordu.Karamanlı-Osmanlı münasebetleri XIV. Yüzyılın son çeyreğinde dostluk duyguları içinde başladı. Alâeddin Bey I. Murad’ın kızı Nefise Sultanla (Melek Hatun) evlendi.[3] Alâeddin Ali Bey, Hamid ve Germiyan arazilerine akınlarda bulundu. 1375’te Kayseri’ye hücum ederek Eretna Beyi Ali Bey’in Sivas’a kaçmasını sağladı. Bu durum onu Kadı Burhaneddin ile karşı karşıya getirdi. 1386’da Kadı Burhaneddin, Alâeddin Bey üzerine yürümüş. Alâeddin Bey karşı koymayarak geri çekilmiştir.[4]
İKİNCİ BÖLÜM1. OSMANLI-KARAMAN MÜNASEBETİ1.1. Yıldırım Beyazid Öncesi Osmanlı-Karaman İlişkisiOsmanlı hükümdarı I. Murad’ın Germiyan ve Hamid arazilerini satın alma yoluyla kendi topraklarına katması, Karamanlıları Osmanlılarla komşu haline getirmişti. Bu durum Karamanoğlu Alâeddin Ali Bey’i endişelendirmekteydi. I. Murad’ın rumeli’de bulunduğu sırada Beyşehir’i geri aldı ve civar şehir ve kasabalara yağla akınlarında bulundu. Böylece, Osmanlı-Karaman münasebetleri bozuldu.Osmanlı-Karaman münasebetlerinin bozulmasında, I. Murad’ın Hamidoğullarına ait Yalvaç ve Karaağaç ile bazı yerleri satın almasının önemli rolü vardır. Bunları kendisi ele geçirmek isteyen Alâeddin Bey, Murad Hüdavendigar Balkanlarda seferde iken Karaağaç, Eğridir ve Yalvaç’ı işgal etti. Osmanlı padişahı bunu savaş sebebi saydı ve damadın üzerine yürüdü.[5] I. Murad, 1387 yılında kuvvetli bir ordunun başında kütahya’ya geldi. Burada yanında Sırp despotunun gönderdiği yardımcı kuvvetler bulunan Rumeli Beylerbeyi Kara Timurtaş ile birleştikten sonra Konya Kalesi üzerine yürüdü. Bu sırada Kadı Burhaneddin de Larende üzerine hücum etmek istemiş, fakat Osmanlıların Konya’ya hareket ettiklerini öğrenince geri dönmüştür.Osmanlı-Karaman kuvvetleri Konya Kalesi önünde ilk kez karşı karşıya geldiler. Alâeddin Ali Bey, Karaman kuvvetlerinin kısa sürede bozulması üzerine Konya Kalesi’ne sığındı. Bunun üzerine Osmanlı kuvvetleri kaleyi kuşattılar. I. Murad, 12 gün devam eden kuşatma sırasında münadîler çıkararak, Osmanlı askerlerine ve yardımcı kuvvetlere yağmayı yasakladı. Bu emre uymayanlar şiddetle cezalandırıldı. Hatta yasağa uymayan bazı Sırp askerleri de idam edildi. Öte yandan Alâeddin Bey, Konyalıların ısrarı ile I. Murad’a bir elçi göndermiş, kabul edilmeyince, eşi Melek Hatun’u babasına gönderip af dilemek zorunda kaldı. Böylece iki taraf arasında yapılan anlaşmaya göre, Beyşehri’ni alan I. Murad Bursa’ya döndü.[6] 1.2. Yıldırım Beyazid ile Alâeddin Bey İlişkisi            1354’te Ertenaoğullarına ait mühim bir iktisadi siyasi merkez olan Ankara’nın zaptı ile Osmanlılar ilk defa eski Selçuklu-Moğol sahasında bir yayılma hareketinde bulunuyordu. Başka ifade ile bu fetih, uçlardan İslâm hinterlandına doğru yayılışın başlangıcını teşkil ediyordu. Fakat bu genişleme Osmanlıları Anadolu’da Sivas emiri Ertena oğlu ile onun yakın müttefiki kuvvetli Karamanoğlu ile ciddi bir mücadeleye sürükledi. Güneyde Türkmen ve beylerinin en kudretlisi olup Moğollara karşı uzun bir mücadeleden sonra Selçuk sultanının esti pâyitahtı Konya’da kesin olarak yerleşen Karamanoğulları kendilerini saltanat-ı Rûm’un, yani Selçuklulara ait Anadolu hakimiyetinin varisi ve diğer ve beylerinin hâmisi sayıyorlardı. Rumeli’de gazâ başarıları ile fevkalâde kuvvetlenen Osmanlılar, Anadolu’da aynı iddialarla Karamanlıların karşısına çıktılar.[7]            1395 ve 1396 senelerinde Kadı Burhaneddin’le yaptıkları muharebelerde yenilmelerine ve Aksaray şehrini Kadı Burhaneddin’e kaptıracak kadar müşkül vaziyette bulunmalarına rağmen, Osmanlılara hücum endişeleri büyük bir hatâ idi.            Niğbolu galibi Sultan Beyazit, muazzam Haçlı ordusunu yendikten sonra elbette Karamanoğlu’na karşı kendisine güvenebilirdi. Onun için Alâeddin Ali Bey’in anlaşma teklifini reddedip Rumeli işlerini yoluna koyduktan sonra, Anadolu ve Rumeli’deki bütün kuvvetlerini toplayarak Karaman arazisine yürüdü.[8]Yunanistan seferesinden sonra Yıldırım, eniştesini kesin şekilde cezalandırmak azmiyle Bursa’ya geldi. Maksadı anlayan Alâeddin Bey, şiddetle mukavemet etti. 2 gün, g gece Konya önünde iki Türk ordusu çarpıştı. Açık sahrada tutunamayacağını anlayan Karamanoğlu, Konya Kalesine çekildi. 11 gün muhasaradan sonra şehir, Osmanlılar’a teslim oldu. Bu teslim, Konyalılar’ın Yıldırım’a Karamanoğlundan gizli olarak müracaatları üzerine vuku bulmuştur. Osmanlı askeri şehre girince de Alâeddin Bey mukavemet etmek istedi. Fakat altından düşkü ve esir edildi.Yıldırım, Konya’dan güneydoğu’ya indi. Karaman şehrine geldi. Burası, konya’dan küçük olmakla beraber, Karamanoulları’nın taht şehri idi. 1397 sonbaharında Göksu’ya kadar bütün Konya, Niğde, Aksaray, Develi-Karahisar, Osmanlılar’a geçti. Osmanlı hakimiyeti, Seyhun nehrine dayandı. Ermenek, Mut, Silifke, Anamur yani İçel ile Taşeli, Osmanlı tabiiyetinde olmak şartıyla Karamanoğulları’nın bir dalına verildi.[9]Öte yandan, kadı Burhaneddin baskısından bıkan Amasya Emiri Ahmed Bey, 795/1393’de Yıldırım Beyazid’e başcurarak Amasya’yı vermek istediğini, karşılığında kendisine bir Osmanlı Sancakbeyliği verilmesi arzusunu bildirmiş, böylece Amasya da Osmanlı ülkesine katılmıştı.[10]Yıldırım Beyazid, babasının Karaman seferinde yaptığı gibi, “halkın ürünlerine kesinlikle el sürülmemesini” emretti. Dışarıda ürünleri alanlara güvence verilerek topladıkları ürünleri para karşılığında Osmanlı ordusuna satmaları sağlandı. Karamanoğlu Alâeddin Bey, Osmanlılara karşı Kastamonu Candarlı hükümdarı Süleyman Paşa’dan yardım istemişti; fakat bunu sağlayamayınca Sultandan barış istemek zorunda kaldı.[11]Yıldırım Beyazid, babasının Karaman seferinde yaptığı gibi, “halkın ürünlerine kesinlikle el sürülmemesini” emretti. Dışarıda ürünleri olanlara güvenve verilerek topladıkları ürünleri para karşılığında Osmanlı ordusuna satmaları sağlandı. Karamanoğlu Alâeddin Bey, Osmanlılara karşı Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmet ve Kastamonu Candarlı hükümdarı Süleyman Paşa’dan yardım istemişti; fakat bunu sağlamayınca sultandan barış istemek zorunda kaldı.[12] Karamanoğlu tilki gibi ine girerek yatmakla olmayacağını anlayınca hünkara elçi göndererek, türlü türlü yalvarmalar ve alçak gönüllülükler etti. Çarşamba suyundan ötesinin kendisinin, berisinin hünkarın olmasını kabul ederek “Tek sultanım suçumu affetsin” dedi. Hünkar da bu söze razı oldu. Köşk-Bükünden sınır tayin ederek, Karamanoğlu ile barış yaptılar.[13]Buraların yönetimi Sarı Tumurtaş Paşa’ya bırakıldı; böylece Anadolu seferinin ikinci evresi de tamamlanmış oldu. Bizans İmparatoru V. Yuannis, sultanın Anadolu harekatı ile güney sahili arasındaki yerlere gereği halinde oraya sığınmak amacıyla, sağlam bir kale haline getirmişti. Beyazit, seferden dönünce “Kalenin derhal yıkılmasını; yıkılmadığı takdirde yanında bulunan imparatorun saltana ortağı Manuel’il gözlerine mi çekileceğini” bildirdi. Bunun üzerine Yuannis, kaleyi yıkmak zorunda kaldı.[14]Karaman Beyliği’nin ortadan kaldırılması, Anadolu tarihi çapında çok mühim bir hadise idi. Sivas’taki Kadı Burhaneddin, Osmanlılarla burun buruna gelmişti. Bir Osmanlı taarruzuna mukavemet etmesi ise imkansızdı. Bütün gururuna ve Memlükler’le olan bütün geçmişine rağmen, Memlük İmparatorluğuna tabi oldu. Fakat bu tabiiyet nazari olduğu gibi, Memlüklerin Kadı Burhaneddin’i Osmanlılar’a karşı savunmak için harbi göze almaları, az muhtemel olan bir keyfiyetti.[15] SONUÇ            Karamanoğulları Beyliği, takriben bir buçuk asır boyunca önce Selçuklu, sonra Osmanlı Devleti ile iç içe geçen siyasi hayatı ile Anadolu Türk tarihi içinde önemli bir yer işgal eder. Siyaseten kendilerini Anadolu Selçuklularının mirasçısı kabul eden Karamanlılar, öteki Türk Beylikleri üzerinde de etkin olmak istemişlerdir. Osmanlı Devleti’nin büyümesi karşısında zaman zaman Memluklara dayanarak ya da Venedik, Rodos gibi batılı devletlerle ilişkiler yoluyla, kimi kez de Osmanlı Devleti karşısında yer alan Trabzon Rum Devleti ve Akkoyunlu Devleti ile işbirliği yoluna giderek varlıklarını korumaya çalışmışlardır.            Karamanoğulları varlıklarını devam ettirdikleri süre içerisinde birçok Osmanlı padişahı ile karşı karşıya gelmuş, bu ilişkiler iki mücadelelerle olduğu kadar anlaşmalarla da kendini göstermiştir. Yıldırım Beyazid, Karamanoğlu Alâeddin Bey ile karşı karşıya gelmiş iki ordunun çarpışması Yıldırım Beyazid’in galibiyeti ile sonuçlanmıştır. Karamanoğulları Osmanlı münasebeti II. Beyazid dönemine kadar devam etmiy, 1476 tarihinde kesin olarak Osmanlı topraklarına katıldı. Kasım Bey’in ölümü ile Karamanoğulları toprakları 1483 yılında merkez Konya olmak üzere Kadaman eyaleti haline getirilmiştir
0