Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-06T20:31:21+03:00

Herhangi bir ülkede eğitim siyaseti, o ülkede nasıl bir gençlik istendiği, gelecek kuşakların temel değerlerinin ne olması gerektiği, nasıl bir insan gücüne gereksinim duyulduğu konularında temel ilkeler belirlendikten sonra, bu temel ilkeler çerçevesinde saptanır.
 Osmanlı İmparatorluğunda medrese ağırlıklı eğitim göze çarpmaktadır. Medreseler temel eğitim kurumuydular. Vakıflar tarafından kurulup, idare edilirlerdi. İlk medrese Orhan Bey zamanında İznik’te açılmıştır. ll. Mehmet döneminde Sahn-ı Seman medresesi, Kanuni döneminde de Süleymaniye Medresesi açılmıştır.
 Medrese eğitimi ilk, orta ve yüksek olmak üzere üç kısımdı. Devlet, halkın eğitimiyle uğraşmazdı. 
 Yükselme döneminde medreselerde din derslerinin yanında müspet bilimler de okutulmuştur. Sahn-ı Seman ve Süleymaniye Medreselerinde fen dersleri okutulmuştur.
 Medreseler dışında en önemli yüksek öğretim kurumu olarak Enderun Mektepleri vardı. Devlet yöneticisi yetiştiren bu okullara devşirme öğrenciler alınırdı. Enderun, bir başka deyişle, İç Saray Eğitimi demekti.
 Osmanlı ülkesinde yaşayan azınlıkların kendi okulları vardı. Bir de ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya gibi devletlerin açtığı yabancı okullarda eğitim öğretim yapılıyordu. Bu okullar, devletin denetimi dışındaydı.
 Ülkemizde Tanzimatla beraber meydana gelen hareketlenme eğitim alanında da görülmüş ve izlenen eğitim politikaları sorgulanmaya başlanmıştır. 1916’da  Ziya GÖKALP, İttihat ve Terakki Kongresi’ne verdiği raporda; başka milletlerde en karakterli ve ahlaklı kimselerin iyi eğitim görmüş insanlar arasından çıktığını, fakat Türkiye’deki durumun bunun tam tersi olduğunu, vatan için en zararlı kimselerin medrese veya mektepte okumuş olanlar arasından çıktığını, Türkiye’deki medrese ve mekteplerin kişilerin ahlak ve karakterini bozduğunu söyler.  Bunun sebebinin, diğer milletlerin eğitim sistemlerinin “milli” olmasına rağmen,  bizim eğitim sistemimizin kozmopolit bir halde bulunmasına bağlar. Ve bu düşünceleriyle, çağın yetiştirdiği en büyük devrimci ve devlet adamı olan Mustafa Kemal’i etkileyerek yeni bir eğitim sisteminin oluşmasına kapı açar.
 Atatürk, eğitim ile ilgili düşüncelerini ve tasarladıklarını Kurtuluş Savaşı sırasında paylaşmaya başlamıştır.  Sivas Kongresi sırasında Amerikalı gazeteci Mr. Brown’la yaptığı görüşmede şunları söylemiştir: “ Türk halkı iyi bir eğitim görmeli ve iyi bir hükümete sahip olmalıdır. Eğitim, okul demektir. Türk köylüsünün pek azı okuryazardır. Ama bu köylüler öğrenmeye isteklidir, çocuklarının iyi bir eğitim almasını isterler.” 
 Atatürk, bu sözleriyle milletin içindeki öğrenme isteğini dile getirmiş ve eğitim alanındaki yapılacak yeniliklerin sinyalini vermiştir. Öyle ki bir savaş stratejisinin belirleneceği ve toplumu örgütlemek amacıyla toplanmış kongrede bile geleceği düşünerek eğitime de yer vermiştir.

0
2012-10-06T20:32:46+03:00

Atatürk eğitimin çok önemli olduğunu düşündüğünden derslere girmiş okulların modernleşmesi için çalışmalar yapmıştır tevhidi tedrisat kanunu çıkarmış üniversitelerde modern dil ve eğitim aldırılması için çalışmalar yaptırmıştır
 Herhangi bir ülkede eğitim siyaseti, o ülkede nasıl bir gençlik istendiği, gelecek kuşakların temel değerlerinin ne olması gerektiği, nasıl bir insan gücüne gereksinim duyulduğu konularında temel ilkeler belirlendikten sonra, bu temel ilkeler çerçevesinde saptanır.
 Osmanlı İmparatorluğunda medrese ağırlıklı eğitim göze çarpmaktadır. Medreseler temel eğitim kurumuydular. Vakıflar tarafından kurulup, idare edilirlerdi. İlk medrese Orhan Bey zamanında İznik’te açılmıştır. ll. Mehmet döneminde Sahn-ı Seman medresesi, Kanuni döneminde de Süleymaniye Medresesi açılmıştır.
 Medrese eğitimi ilk, orta ve yüksek olmak üzere üç kısımdı. Devlet, halkın eğitimiyle uğraşmazdı. 
 Yükselme döneminde medreselerde din derslerinin yanında müspet bilimler de okutulmuştur. Sahn-ı Seman ve Süleymaniye Medreselerinde fen dersleri okutulmuştur.
 Medreseler dışında en önemli yüksek öğretim kurumu olarak Enderun Mektepleri vardı. Devlet yöneticisi yetiştiren bu okullara devşirme öğrenciler alınırdı. Enderun, bir başka deyişle, İç Saray Eğitimi demekti.
 Osmanlı ülkesinde yaşayan azınlıkların kendi okulları vardı. Bir de ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya gibi devletlerin açtığı yabancı okullarda eğitim öğretim yapılıyordu. Bu okullar, devletin denetimi dışındaydı.
 Ülkemizde Tanzimatla beraber meydana gelen hareketlenme eğitim alanında da görülmüş ve izlenen eğitim politikaları sorgulanmaya başlanmıştır. 1916’da  Ziya GÖKALP, İttihat ve Terakki Kongresi’ne verdiği raporda; başka milletlerde en karakterli ve ahlaklı kimselerin iyi eğitim görmüş insanlar arasından çıktığını, fakat Türkiye’deki durumun bunun tam tersi olduğunu, vatan için en zararlı kimselerin medrese veya mektepte okumuş olanlar arasından çıktığını, Türkiye’deki medrese ve mekteplerin kişilerin ahlak ve karakterini bozduğunu söyler.  Bunun sebebinin, diğer milletlerin eğitim sistemlerinin “milli” olmasına rağmen,  bizim eğitim sistemimizin kozmopolit bir halde bulunmasına bağlar. Ve bu düşünceleriyle, çağın yetiştirdiği en büyük devrimci ve devlet adamı olan Mustafa Kemal’i etkileyerek yeni bir eğitim sisteminin oluşmasına kapı açar.
 Atatürk, eğitim ile ilgili düşüncelerini ve tasarladıklarını Kurtuluş Savaşı sırasında paylaşmaya başlamıştır.  Sivas Kongresi sırasında Amerikalı gazeteci Mr. Brown’la yaptığı görüşmede şunları söylemiştir: “ Türk halkı iyi bir eğitim görmeli ve iyi bir hükümete sahip olmalıdır. Eğitim, okul demektir. Türk köylüsünün pek azı okuryazardır. Ama bu köylüler öğrenmeye isteklidir, çocuklarının iyi bir eğitim almasını isterler.” 
 Atatürk, bu sözleriyle milletin içindeki öğrenme isteğini dile getirmiş ve eğitim alanındaki yapılacak yeniliklerin sinyalini vermiştir. Öyle ki bir savaş stratejisinin belirleneceği ve toplumu örgütlemek amacıyla toplanmış kongrede bile geleceği düşünerek eğitime de yer vermiştir.

0