Cevaplar

2013-01-15T17:19:34+02:00

Ortadoğu’nun merkezinde göç yolları üzerinde yer alan ve verimli toprakları nedeniyle içinde pek çok halkın barındığı Mezopotamya, aynı zamanda birçok uygarlığa ev sahipliği yaptı.

Mezopotamya’ya ilk olarak M.Ö. IV. Binyıla doğru Sümerler geldi. O sırada topraklar henüz çoraktı. Kökenleri tam olarak bilinmeyen ama doğudan geldikleri düşünülen Sümerler, Mezopotamya’ya geldiklerinde ırmak kenarlarındaki bataklık bölgelerini kuruttular ve verimli bahçeler yaptılar.

Mezopotamya uygarlığına en çok Sümer halkının katkısı oldu. Tarım işlerinde çok usta olan Sümerlerin, buğday, arpa gibi tahılların tarımını ve tereyağını yapan ilk halk olduğu sanılıyor.

 Kanallar açmayı, kentler kurmayı çok iyi bilen Sümerler, çalışma tekniklerini diğer Mezopotamya halklarına da öğreterek tekniklerinin günden güne gelişmesini sağladılar.

Hatta bir çok Asur anıtında kullanılan tonozun da (*) Sümerlere dayanan bir buluş olduğu sanılır. 

Sümerlerden önce bölgeye yerleşmiş topluluklar gibi Sümerler de bölgede zengin, bağımsız siteler kurdu. Ur, Layoş, Uruk vb. sitelerin hepsinin bir yöneticisi ve koruyucu tanrısı vardı.

Siteler, yönetim, ticaret alışverişlerinin gerekleri nedeniyle tarihin en önemli buluşlarından birini yaptı: Çivi yazısı.
1 5 1
2013-01-15T17:21:19+02:00



Halk;hürler,korunanlar ve köleler olarak üçe ayrılırdı.

Hürler: Bütün haklara sahip kimselerden oluşuyordu.Bunlar rahipler,asiller,memurlar,askerler ve tüccarlardı.

Korunanlar: Hür olan insanların haklarının ancak bir kısmına sahip insanlardı.,

Köleler: Hiçbir hakkı olmayan insanlardı ve bu kişiler eşya gibi alınır satılırdı.

Mezopotamya’da ekonominin temelini tarım teşkil ediyordu.Ayrıca hayvancılık ve balıkçılıkta gelişmişti.Tarımda toprak tanrının malı sayılıyordu ve ürünün büyük bir kısmı mabetlere veriliyordu.
Ayrıca ekonominin gelişmesinde ticaret de büyük rol oynamıştır.Suriye ve Anadolu’dan kereste ve maden,Hindistan’dan ise fildişi getiriliyordu.
Bütün ticari faaliyetler takas esasına dayanıyordu.Daha sonra para olarak gümüş külçeler kullanılmıştır.Ölçü birimleri de sistemleştirilmiştir.

SÜMERLER:

Dünyanın bilinen ilk uygarlığıdır.
M.Ö. 4.binde Mezopotamya’ya gelmiş ve M.Ö. 3.binde ilk şehir devletlerini(siteleri) kurmuşlardır.
Sitelerin başında Patesi adı verilen ve aynı zamanda rahip olan krallar bulunurdu.
Bilinen en önemli siteleri Ur,Uruk,Lagaş,Eridu,Umma ve Kaş idi.Başkenti Ur idi.
M.Ö. 2200 yıllarında Sümer egemenliğine Elamlılar tarafından son verildi.
İlk defa yazıyı(çivi yazısını) kullanarak tarihsel çağları başlattılar.
Mabetlere getirilen ürünleri tespit amacıyla ilk defa rahipler tarafından kullanılan Sümer yazısı kil tabletler üzerine üçgen uçlu bir çubukla yazılırdı.
İlk yazılı kanunlar Sümer kralı Urukagina tarafından yapılmıştır.
Urukagina tarafından çıkarılan kanunlardan kralın baskı ve zulme son vererek özgürlüğü getirdiği anlaşılmıştır.
III. Ur krallarından Ur-Nammu çıkardığı kanunlarla haksızlığı,hırsızlığı,büyücülüğü ve askerlikten kaçmayı önlemiştir.
Köleler dışında tüm erkekler askere giderdi.
III.Ur krallarından Şulgi hafif piyade birliğini kurmuştur.
Çok tanrılı bir dinsel inançları vardı.Tanrılar kuvvet ve kudretin,düzen ve ahlakın temsilcileriydi.Her sitede kendi tanrılarının yanında,komşu ve galip sitenin tanrılarına da tapılmaktaydı.
En büyük tanrıları;gök tanrısı Anu,hava ve yeryüzü tanrısı Enlil,yer altı ve okyanus tanrısı Enki, güneş tanrısı Samas ve ay tanrısı Sin idi.
Öldükten sonra yaşam olduğu inancı yoktu.(Bu yüzden mezarların bir şey koymazlardı.)
Sümerler bilim alanında da oldukça gelişmişlerdi.
Dört işlemi kullanmışlar sayıları bulmuşlar ve çemberi 360 dereceye bölmüşlerdir.Çarpma ve bölme cetvellerini hazırlamışlardır.
Aritmetik ve geometrinin temelini atmışlardır. Sümerler ay ve güneş tutulmalarını hesaplamışlardır.
Ay takvimini kullanmışlardır.(bu takvimde 1 yıl=360 gün)
Burçları bulmuşlar,gece-gündüzü 12şer saatlik iki kısma ayırmışlar ve yılı da 12 aya bölmüşlerdir.
Sümerlerde,sanat alanındakabartmacılık,oymacılık,kuyumculuk ve heykeltraşçılık önemli yer tutmuştur.
İlk tarihsel anıt olan Akbabalar dikilitaşı bu dönemden kalmıştır.

Ortadoğu'nun tahıl tarımının ve evcilleştirilmiş hayvanlarının insanlık tarihinde özel bir yeri vardır; çünkü ilk uygarlık onların yol açtığı yaşam biçiminden doğmuştur. Dünyanın en eski uygarlığı, Dicle ve Fırat ırmaklarının aşağı kıvrımları boyunca Basra Körfezi'ne kadar dayanan düz lığ (alüvyon) ovası üzerinde uzanan Sümer ülkesinde doğdu.

ELAMLILAR:

Orta Asya kökenli topluluklardır.Elamlıların tarihi M.Ö. 4.bine kadar dayanır.
Kerha ve Karun ırmakları arasında yaşamışlardır.
En önemli yerleşim merkezi ve başkenti Sus şehridir.(Ayrıca en önemli kültür ve uygarlık merkezi)
Sümer egemenliğine son vermişlerdir.(M.Ö.2200 yıllarında)
Seramik ve madencilikte gelişmişlerdir.

Elam, Mezopotamya'nın güney doğusuna verilen addır. Bu bölgede yaşayan Elamlılar'ın başkentleri Sus'tu. Bilim ve teknikte ileri olmamalarına rağmen, güzel sanatlar ve süsleme alanında gelişmişlerdir.

BABİLLİLER:

M.Ö. 3.binlerde Arap Yarımadasından göçe başlayan Samilerin Mezopotamya tarihinde önemli rolleri olmuştur.
Samilerin bir kolu olan Amurrular M.Ö. 2.binde Arabistan’dan Mezopotamya’ya geldiler ve Babil merkez olmak üzere bir devlet kurdular. Bundan sonra devletin adı Babil Devleti olarak anıldı.
Babilliler dünyada biline ilk mutlak monarşiyi kurdular.
Daimi bir ordu kuruldu ve ordu piyadeler ve arabalılar olmak üzere iki sınıfa ayrıldı.
Hammurabi zamanında I. Babil krallığının,Nabukodonosor zamanında II. Babil krallığının en parlak dönemi yaşanmıştır.
I. Babil krallığını Kassitler,II. Babil krallığını Persler yıkmıştır.
Hammurabi kendi adına kanunlar çıkarmıştır.Bunlar kişi ve toplum hukukunu birbirinden ayırarak, eski kanunları daha sistemli bir hale getirmiştir.(Babil kanunları genelliklekısasa kısas şeklindedir.)
Çok tanrılı dine inanmışlardır.En büyük tanrıları Marduk’tur.
Güçlerinin gökteki tanrılara değil,dünyevi bir kurum olan orduya dayanması dar anlamda laik devlet yönetimine kanıt sayılmıştır.
Ayrıca II. Babil krallığının hükümdarı Nabukodonosor Fırat kıyılarındaki Babil’de dünyanın yedi harikasından biri olan asma bahçeleri yaptırdı.Üst üste yedi kat olan bu asma bahçelerden her biri ,yüksekliği 25 m. olan kemerler üzerine oturtulmuştu.Kralın karısını memnun etmek için yaptırdığı bu bahçelerden bugün eser kalmamıştır.

Sami ırkından olan Babilliler, M.Ö.2050'ye doğru Babil ("Tanrının kapısı") kentine yerleşip, daha sonra Kaidelileri ve Sümerlerin dışındaki yerli halk ile Sami karışımından oluşan Asurluları egemenlikleri altına aldılar.




1 2 1