Cevaplar

2013-01-16T14:25:15+02:00

Hani bazen sorarsınız kendinize hangi kitabı okusam diye. Bir sürü kitap varken “hangisi daha faydalı acaba?” dersiniz. Seçeneklerin çok olması, yığınla kitabın bulunması sizi tereddüte düşürebilir. Bu yüzden sizi okumaktan alıkoyabilir kitaplar ya da birinden başlayıp, kitap âleminin efsununa kapılırsınız. İşte Nazmi Eroğlu yol gösterici bir kitap hazırlamış. Okundukça Büyüyen Kitap, seçilmiş kitaplar üzerine düşüncelerden mütevellit.

İsim, kitabın tam merkezine usulca yerleşiyor. Bundan daha manalı bir kitap ismi olamaz. Kitabın arka kapağından yapacağım alıntılarda da bunlardan farklı bir şey anlatmıyor:

“… Bir kitabı almadan önce -özellikle akademik kitaplar söz konusu olduğunda- epeyce düşünürüz, tam da bu noktada ‘ne okumalıyız’ ya da ‘okumalı mıyız’ takılır aklımıza, ‘Okundukça Büyüyen Kitap’ sıkıştığımız böyle bir durumda bize yardımcı oluyor; ön okuma kitabı olarak da nitelendirilebilir. Nazmi Eroğlu zengin ve kapsamlı kütüphanesinden seçtiği birbirinden değerli kitapları kritik ederek bizleri zor okumalara hazırlıyor.”

Yazarımız bir dönem tarih öğretmenliği yapmış. Medeniyetlerin Ruhu ve 1908’den Günümüze Milli İradenin Kuşatılması adlı yayımlanmış iki kitabı daha bulunmaktadır.

Yazar kelimeleri titiz kullanmasıyla dikkat çekmektedir. Sadece hüsnükabul kelimesi yerli yerine uymuyor. Yazarın kelime hazinesinin geniş olduğunu kurduğu cümle yapısından anlıyoruz.

Okundukça Büyüyen Kitap’ın farklı kitapları içinde barındırması ve sadece özet mahiyetinde değil, eleştiri mahiyetinde de olması okurların ilgisini çekecektir.

Bu kitap tam da benim ileride çıkarmak istediğim kitaba benzemektedir. Sanki tam bir kopyasıdır. Deneme Yazıları sitesinden bana aşina olanlar, malum kitabı okuduklarında kitabın içeriğinin yazılarıma benzediğini hemen fark edeceklerdir.

Kitaptan yazarın bilgi birikimini epey ileriye götürdüğünü anlıyorsunuz. Dolayısıyla eserin hem tezleri hem de antitezleri barındırması bakımından didaktik bir eser olma niteliğine haiz olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz.

Eserde yazmak istediğim konulara değinilmesi benim esere olan ilgimi artırdı. Mesela, “İslamî terör kavramının dışında hiçbir zaman Hıristiyan terörü diye bir mefhumu duymadığımı” düşünerek Batı’nın yanlı tutumuna dikkat çekmek için bir yazı kaleme almak istiyordum; aynı şekilde insanların dinsiz yapamayacağı konusuna da değinmek istiyordum. Bu iki konuyu bu kitaptan iktibas ederek, yazılarıma en kısa zamanda başlayacağım.

Yazar tarihî konulardan başlayarak, dünyanın İslam’a bakış açısını yansıtan kitaplara yer vermektedir. Burada daha çok İslam dinini öven ve bu din hakkında eksik bilgiye sahip olan kişilerin kitaplarını tahkik etmektedir. Değişik konulara da parmak basmaktadır. Mesela Tolstoy’un “Sanat Nedir?”, Thomas Paine’in “İnsan Hakları”, Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun “Sağlıklı ve Dengeli Bir Çevrede Yaşama Hakkı”, Albert Bayet’in “Bilim Ahlakı” kitaplarını da kritik etmektedir. Dolayısıyla okuyucuya aynı konular okutulmayıp ya da bir atasözünün tabiriyle “temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp öne sürülmeyip”, farklı konular hakkında farklı bakış açıları sunulmaktadır. Okur değişik kitaplar hakkında yazılanları okudukça, okuyacağı kitaplara farklı bir gözle bakacaktır.

Hâsılı, Nazmi Eroğlu’nun kitabını okuduğuma pişman değilim. İyi okumalar sevgili cancağızlarım…

0