Cevaplar

2013-01-16T18:36:11+02:00
Hlas Suresi ve Meali   Arapça Yazılışı Okunuşu Türkçe Anlamı 1. قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ Kul hüvellâhü ehad. De ki: “O ALLAH, (eşsiz, benzersiz) bir tek’tir.” 2. اللَّهُ الصَّمَدُ Allâhüssamed. O Samed’dir (her şey O’na muhtaçtır, O hiçbir şeye muhtaç değildir). 3. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ Lem yelid ve lem yûled. “(O) doğurtmadı/doğurmadı (hiç kimsenin babası veya annesi değildir) ve doğmadı (hiç kimsenin çocuğu değildir).” 4. وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ Ve lem yekün lehû küfüven ehad. “Hiçbir şey O’na asla denk (ve benzer) değildir.”

Şimdi sûrenin veciz ifadelerini biraz açalım:

1. O Allah, Ehaddir: Bu ayette geçen ‘ehad’ ifadesi, O’nun bir ve tek oluşunu bize anlatmaktadır. Birliği bulunan birçok varlık, sayı olarak birse de, hepsi yaratıklar cümlesindendir. Allah ise, ‘yegane’ Bir’dir; ‘tek’ olan Bir’dir, ‘eşsiz’ olan Bir’dir, yaratıklar hakkında düşünülebilen, hayalde canlandırılabilen, tasavvur ve tevehhüm edilebilen her türlü özelliklerden uzak olan Bir’dir. Bütün mükemmel sıfatlara sahip olan Bir’dir. Bundan ötürü de ibadete lâyık olan Bir’dir.

2. O Allah Sameddir: Her şey O’na muhtaçtır, O ise, hiçbir şeye muhtaç değildir. Kâinatta harika bir düzen vardır ve bu düzenin kendiliğinden olması mümkün değildir. Canlı cansız her bir şey, gerek yokluktan varlık sahasına çıkma, gerekse, varlıklarını devam ettirmelerinde O’na muhtaçtırlar. O, kâinatı muhtaç olduğu için değil, kendini bildirmek, büyüklüğünü göstermek, ihsan ve lütufta bulunmak için yaratmıştır. Her şey O’nun sayesinde ayakta durur, ama O hiçbir şeye muhtaç değildir (sameddir), kendi kendine kaimdir/vardır.

3. Doğurmamıştır: Bu ayetle şirkin ve küfrün her çeşidi kökünden silinip süpürülmüştür. ‘Doğurmamıştır’ cümlesi, şirkle alâkalı birçok yanlış düşünceye cevaptır. Evvela bu ayetin akla gelen ilk anlamıyla, insanlara, ‘Allah’ın asla insanlar gibi çocuk ve eş sahibi bir varlık olmadığı bildirilir.’ İşarî olarak ise, varlığın/kâinatın, -bir kısım filozofların ileri sürdüğü gibi- O’ndan ayrılmış veya O’ndan taşmış bir şey olmadığı anlatılır. Böylece ‘doğuran, bölünen, taşan ve değişikliğe uğrayanlar’ın ilah olamayacakları hatırlatılır.

4. Doğrulmamıştır: Allah doğurmadığı gibi O’nu doğuran da yoktur. Daha genel bir ifadeyle, -varlık O’nun zatının bir parçası ve O’ndan sudur etmiş bir şey olmadığı gibi- O’nun varlığına sebep olan başka bir varlık, başka bir irade ve kudret de yoktur. Çünkü O Vacibu’l-Vücud’dur; varlığı kendindendir. O, sonradan doğrulmuş veya sonradan meydana getirilmiş bir varlık değildir. O’nun varlığı ezelidir. Olmadığı bir an yoktur.

5. Hiçbir şey de O’nun dengi değildir: Onun ne zatında, ne sıfatlarında ne de fiillerinde bir benzeri yoktur. Ne arkadaşı vardır, ne yardımcısı, ne eşi, ne dengi ne zıddı ne de benzeri vardır. Sonradan olanların hepsi O’nun eseridir ve bu eserler ne kadar mükemmel olurlarsa olsunlar, O’nun gibi olamazlar.




1 4 1
  • Eodev Kullanıcısı
2013-01-16T19:29:34+02:00

Allah inancı insanda fıtrî (yaratılıştan) olduğu için, normal şartlarda çevreden olumsuz bir şekilde etkilenmemiş bir kişinin Allah'ın varlığını ve birliğini kabullenmesi gerekir. Bu sebeple Kur'an-ı Kerîm'de Allah Teala'dan bahseden ayetlerin çoğu, O'nun sıfatlarını konu edinmiştir. Bu ayetlerde özellikle tevhid inancı üzerinde durularak Allah'ın ortağı ve benzeri olmadığı ısrarla vurgulanmıştır. Allah'ın var oluşu konusu, Kur'an'da insan için bilinmesi tabii, zorunlu ve apaçık bir gerçek olarak kabul edilmiştir. Selim yaratılışı bozulmamış insanın normal olarak yaratanını tanıyacağı belirtilmiştir.

Ancak her toplumda çeşitli sebeplerle inanmayanlar veya şüphede olanlar bulunabilecektir. İşte böyleleri için Allah'ın varlığının ispat edilmesi önem arz etmektedir. Bu da öncelikle Allah'ın varlığının ve birliğinin delillerinin öğrenilmesi ile mümkün olur.

İslam akaidine göre Allah birdir ve tektir. Bu bir oluş, sayı yönüyle bir "bir"lik değildir. Çünkü sayı bölünebilir ve katlanabilir. Allah böyle olmaktan yücedir. O'nun bir oluşu, zatında, sıfatlarında, isimlerinde ve fiillerinde, rab oluşunda ve hakimiyetinde eşi ve benzeri olmayışı yönündendir. İhlas süresinde Allah'ın bir olduğu, hiçbir şeye muhtaç olmadığı, doğurmadığı ve doğurulmadığı, O'nun hiçbir denginin bulunmadığı ifade edilirken, Kafirün süresinde de ibadetin ancak Allah'a yapılacağı, Hz. Peygamber'in, kafirlerin taptıklarına önceden tapmadığı gibi, sonra da tapmayacağı ısrarla vurgulanmaktadır. Kur'an-ı Kerîm'in pek çok süresinde Allah'ın birliğini, eşi ve benzerinin bulunmadığını vurgulayan pek çok ayet vardır: "Allah evlat edinmemiştir. O'nunla beraber hiçbir ilah da yoktur. Aksi takdirde her Tanrı kendi yarattığını sevk ve idare eder ve onlardan biri mutlaka diğerine üstünlük sağlardı. Allah onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir” (el-Mü'minün 23/91), "Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilahlar bulunsaydı yer ve gök kesinlikle bozulup gitmişti..." (el-Enbiya 21/22). Evrendeki düzen Allah'ın birliğinin en açık delilidir.

Mekke'de nazil olan Kur'an ayetlerinin birçoğu doğrudan tevhidi telkin etmekte, bir kısmı da şirki reddetmektedir. Allah'ı yegane ilah, Rab ve otorite olarak tanımak, birliğini ikrar etmek, her çeşit ortağı O'ndan uzak tutmakla gerçekleşen tevhid, İslam dininin en önemli özelliğidir. İslam, bu özelliğiyle hem Cahiliye putperestliğinden, hem Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi dinlerin sonradan bozulmaya uğramış şekillerinden, hem de Mecüsîlik'ten ayrılır.

1 4 1