Cevaplar

2013-01-17T10:14:35+02:00

cocuk yeni şeler öğrenmeye meraklı ana ve babanın oluşturduu bir gun okul bitecek diye kabndırılan unüforma ile suslenen cok meraklı duygusal ir varlıktır

1 4 1
2013-01-17T10:15:05+02:00

Çocuk, gönüllerin meyvesi, ruhların sevgilisi, yurdun-yuvanın nur yüzlü meleği, anne ve babanın ise göz nuru, gönül neşesidir.

Çocuğun en güzel tarifini, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle yapıyor: "Çocuklar yeryüzünde gezen çiğerlerimizdir."
(M. Arif, 1001 Hadis; 640 no'lu H.)

Çocuk Cenab-ı Hakk'ın kullarına nazlı bir hediyesi, güzide bir emaneti ve kudsi bir vediasıdır.

Çocuk, safiyetin sembolü, iyilikler, ihsanlar ve lütufların mazharıdır.

"Dünya, bizim ebedi âleme geçişimizi sağlayan bir köprüdür. Hayat, bir çok imtihanlarla doludur. İmtihan unsurlarından birisi sayılan çocukların ise, hayatımızda ayrı bir yeri vardır. Evet, insan için tamamen farklı bir nimet ve aynı zamanda tamamen farklı bir imtihandır çocuklar.

Çocuk kimin emanetidir?

Elbette ki çocuk, Allah'ın insana vermiş olduğu bir emanettir. Şayet ona iyi bakılır, terbiyesi iyi verilir ve faydalı bir insan olarak yetiştirilirse; imtihan kazanılmış olur. Ancak, insan, sadece nefsaniyeti adına ve kendisinden bir parça olması mülahazasıyla ona bakar ve bundan zevk duyarken de Allah'a sunması gereken sevgiyi tamamen çocuğa sevkederse; "bir kalpte iki Sultan olmaz" düsturunca, imtihan kaybetmiş sayılır.

Bir ayet-i kerimede, dünya malı da çocuklarla birlikte imtihan vesilesi olarak zikredilmiştir.

"Mallarınız ve çocuklarınız bir fitne (imtihan)'dır. Allah onlarla sizi imtihan etmektedir. Allah ise, işte büyük ödül O'nun yanındadır.(Kim Allah sevgisini mal ve evlat sevgisinden üstün tutarsa o, Allah'ın yanında mükafata erişir."
(Teğabün suresi, 64/15).

Bu ayetin ifade ettiği hakikate göre herşeyde Allah'ın rızasını aramak ve O'na yönelmek; diğer şeyleri de tali olarak kabullenmek icab etmektedir. Yalnız böyle bir davranış, dünyayı ve evlad-ü iyali tamamen terketme demek değildir. Bilakis bütün bunlara, onların sahibi adına, tam anlamıyla sahip çıkmak bir ibadettir. Bu açıdan insan, kendisini bir emanetçi gibi görebilir. Bu itibarla da, Allah'ın kendisine emanet olarak verdiği diğer nimetlerle birlikte evlad-ü iyale de sahip çıkmalı ve kendisine verilen bu emanete hiyanet etmemelidir." (28.01.1996; Akademi sayfas? / Zaman gazetesi).

Dünyanın her yerinde çocuklar birbirine benzer. Fakat anne ve babaları, yakınları, çevrenin kültürel farklılıkları onları birbirinden ayırır.

Çocuklar, doğdukları ve yetiştikleri çevreye göre farklı örf-adet, inanış, giyim, kuşam, iyi, kötü, doğru, yanlış, güzel, çirkin gibi değer yargılarına sahip olurlar.

Çocuk başıboş bırakılmamalı ve yanlış telkinlere terkedilmemelidir. Aksi halde iş işten geçmiş olabilir.

Fena terbiyeye maruz kalan bir çocuk, bu durumların tahripkâr tesirlerini ömrü boyunca hisseder.

Çocuk bugünün küçüğü, yarının büyüğüdür. Çocuk her milletin geleceğidir. Çocuk yarınların teminatıdır, güvencesidir.

Annelerin, babaların gelecekleri iyi ve faydalı çocuk yetiştirmeleri ile teminat altına alınır.

Ağacın nesli ve nev'inin devamı çekirdeği ve tohumu ile mümkün olduğu gibi, insanın neslinin ve türünün devamı da ancak çocuk ile mümkündür.

Milletlerin zeval bulmaması, çocuklarını yabancı ellere ve yabancı kültürlerle terketmemeğe ve onların özlerini korumaya bağlıdır.

Çocuklar asla küçük görülmemelidirler. Onlar katiyyetle hafife alınmamalıdırlar. Çünkü çocuklar millet hayatı için en mühim unsurdurlar.

1 5 1