Cevaplar

2013-01-17T19:40:25+02:00

Ahmet Cemil orta halli bir ailenin çocuğudur. Mülkiyenin son sınıfında babasını kaybeder. Annesi ve kız kardeşini geçindirmek zorunda olduğu için,okul bitince çalışmak zorunda kalır. İyi derecede yabancı dil bilmesine ve şiir yazma becerisine sahip olmanın dışında,elinden başka bir iş gelmemektedir. Şiir onun için her şeydir. Bütün çalışmalarını şiir üzerinde yoğunlaştırmak ister,ve mai bir gecede Tepebaşı bahçesinde otururken,bir hayale dalar:eserini bitirecek,bastıracak büyük bir şöhret ve servet kazanacaktır. Zengin bir aile çocuğu olan arkadaşı Hüseyin Nazmi ‘nin kız kardeşi Lamia ile evlenecektir. Ali Şekip, Hüseyin Nazmi gibi arkadaşlarıyla şiir ve edebiyat üzerine tartışır. Ahmet Cemil’in hayatındaki başlıca zevklerinden birisi budur. Raci gibi kendisini kıskanan birisine rağmen şiirde bir şeyler yapacağına inanmıştır. Diğer yandan Ahmet Cemil, Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşi Lamia’yı sevmektedir. Başlıca gayesi onunla evlenmek, ona layık bir yuva kurmaktı. Mektebi bitirdikten sonra Ahmet Cemil, son derece sıkıntılı bir devre geçirir. Özel dersler vermek üzere evlerine gittiği öğrencilerin yaramazlıklarına katlanmak zorunda kalır. Böyle kişilerden para almak, ona pek zor gelmektedir. Dayanamayacağı bir duruma girince, bu sefer kitapçılara polis ve macera romanları tercüme etmeye başlar. Fakat kazandığı para ihtiyaçlarını karşılamaya yetmez. Geceler boyu uykusundan feda ederek yaptığı tercümelere hiç denecek kadar az para verirler.Bir gün arkadaşları ile Taksim bahçesinde otururlarken ileriye ait tasarladıklarını hatırlar. O hayallerden geriye hiç bir şey kalmamıştır. Şimdi o da bir vazife alıp uzaklara gidecektir. Kendisine kırgınlıktan başka hiçbir şey vermeyen bu İstanbul dan kaçacaktır. Yemen de bir kaza kaymakamlığını görevini kabul eder. Dertli annesini de alarak vapurla yola çıkar. O gece Hüseyin Nazmi de Paris’e hareket etmektedir. Gece karanlığında son defa İstanbul’u, Cihangiri seyreder. Deniz ve şehir yoğun bir karanlığa gömülmüştür. Vaktiyle Tepebaşı’nda, gözlerine bir elmas yağmuru gibi görünen ışıklar sanki sönmüştür. Şimdi her taraf simsiyahtır. Ahmet Cemil <> diye düşünür. Artık o, hayatın biçareliği ile alay eden ışıklardan kaçacak, belki de gittiği uzaklarda saadeti bulabileceklerdi.....

1 5 1