Cevaplar

2013-01-18T20:44:24+02:00

Avf b Mâlik'in bildirdiğine göre Ebû Zer Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına oturdu Hadisin devamında şöyle denilmiştir:Ya Resûlallah Peygamberlerin ilki hangisiydi dedim Âdem buyurdu Nebî miydi o diye sordum Evet Allah'ın hitabına muhatap olan bir nebidir buyurdu Ey Allah'ın Resulü Peygamberlerin sayısı kaçtır diye sordum 124 bin buyurdu Bunların kaçı resuldür diye sordum 315'i Büyük kalabalık buyurdu (İshâk)

Bûsîrî demiştir ki: "Bunu İshâk, İbn Ebî Şeybe ve Sahih'inde İbn Hibbân rivayet etmiştir. Nitekim İlim kitabında geçmişti."(III, 41) Bkz. 3023,3314,3428 nolu hadisler.( İbn Hacer Askalani Metalib’ul-Aliyye (3442 )

Ebû Zer anlatmaktadır: Mescid'e girdim. Baktım Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) tek başına oturuyor. Ona bakmaya başladım. Ama o beni görmüyordu. Kendi kendime: "Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) bu şekilde hiç yalnız kalmazdı. Ya bir işi vardır. Ya da kendisine vahiy iniyordur" dedim. Sonra yanına gidip gitmeme konusunda gönlüme danıştım. Gönlüm gitmek dışında bir seçeneğe razı olmadı. Sonra yanına kadar gidip kendisine selam verdim. Sonra oturdum. Uzun müddet oturduğum halde ne bana dönüyor, ne de benimle konuşuyordu. Bunun üzerine kendi kendime herhalde Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına oturmamdan memnun kalmadı" dedim. Sonra bana dönerek: "Ebû Zer!" diye seslendi. "Buyur yâ Resûlallah. Emrine hazırım" dedim. "Bugün namaz kıldın mı?" diye sordu. "Hayır" dedim. "Öyleyse kalk, namaz kıl" buyurdu. Kalkıp Allah'ın dilediği kadar namaz kıldım. Sonra dönüp oturdum. Yine uzun müddet benimle konuşmadı. Ben yine "Herhalde Resûllullah (sallallahu aleyhi ve sellem) benim yanına oturmamdan memnun kalmadı" dedim. Sonra bana dönerek: "Ebû Zer!" diye seslendi. Ben: "Buyur yâ Resûlallah, emrine hazırım" dedim. "İnsanlar ve cinlerden olan şeytanların şerrinden Allah'a sığın " buyurdu. "Anam babam sana feda olsun insanların da şeytanları mı vardır?" diye sordum. "Aziz ve celil olan Allah Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık buyurmuyor mu?" dedi. Sonra-bana dönerek: "Ebû Zer!" diye seslendi. Ben yine: "Buyur ya Resûlallah" dedim. "Sana cennet hazinelerinden bir hazine olan bir söz Öğreteyim, mi? buyurdu. Ben de: "Anam babam sana feda olsun" dedim. Sonra şöyle buyurdu: "De ki: Güç ve kuvvet ancak Allah'a aittir (lâ havle ve kuvvete illâ billâh}" Sonra Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) sustu, hiç konuşmuyordu. Suskunluğu uzun sürünce ben söze başladım: "Ya Resûlallah! Sen bana namazı emrettin. Namaz nedir?" "En hayırlı iştir. Dileyen az yapar, dileyen çok" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Oruç nedir?" diye sordum. "Karşılığı (Allah tarafından) takdir edilen bir farzdır" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Sadaka nedir?" diye sordum. "Kat kat sevabı bulunan ve Allah katından daha fazlasını kazandıran bir ameldir" buyurdu. "Ya Resûlallah! Hangi amel daha faziletlidir?" diye sordum. "Allah'a iman etmek ve O'nun yolunda cihat etmek" buyurdu. "Ya Resûlallah! Hangi şehit daha üstündür?" diye sordum. "Kanı akıtılan ve atı dahi öldürülen şehit" buyurdu. "Ya Resûlallah! Hangi köleyi azat etmek daha faziletlidir?" diye sordum. "En pahalısını ve sahipleri nezdinde en değerlisini" buyurdu. "Ya Resûlallah! Hangi sadaka daha faziletlidir?" diye sordum. "Güç yetirilen ve fakire gizlice verilen" buyurdu. "Eğer sadaka verecek bir şey bulamazsam?" diye sordum. "İş bilene yardım edersin, ya da elinden bir şey gelmeyenin işini görürsün" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Eğer bunu da yapamazsam?" diye sordum. Diline işaret ederek: "Bunu korursun. Zira bu, kişinin kendisine vereceği güzel bir sadakadır" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Sana Kur'ân'da indirilen âyetlerin hangisi daha üstündür/yücedir?" diye sordum. "Sen Kürsi’ye göre göklerin ve yerin nispetini bilir misin?" buyurdu. "Hayır. Ancak Allah'ın sana öğrettiğinden bana öğretirsen bilirim" dedim. Bunun üzerine: "Kürsi’ye göre göklerin ve yerin misali engin çöle atılmış bir halkaya benzer. İşte Kürsi’nin gökler ve yere üstünlüğü çölün o halkaya üstünlüğü gibidir" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Peygamberlerin sayısı kaçtı?" diye sordum. "124 bin" buyurdu. "Ya Resûlallah! Hepsi resul müydü?" diye sordum. "Hayır. Onlardan yalnız 315'i resuldü" buyurdu. "Ya Resûlallah! İlki hangisi İdi" diye sordum. "İlkleri Âdem idi" buyurdu. "Âdem nebi miydi?" diye sordum. "Evet. Allah onun toprağını hazırladı. Sonra onu kendi eliyle yarattı. Ona kendi ruhundan üfürdü ve onunla alenî olarak konuştu" buyurdu. Sonra etrafında insanlar kalabalıklaşınca Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem): "Size insanların en cimrisini haber vereyim mi?" buyurdu. İnsanlar "Evet, yâ Resûlallah!" dediler. "Yanında ismim anıldığı halde bana salât okumayan" buyurdu. (Muhammed b. Ebî Ömer)

Bûsîrî demiştir ki: Bunu Tayâlisî, İbn Ebî Şeybe ve İbn Ebî Ömer rivayet etmiş olup ifade İbn Ebî Ömer'e aittir. Ayrıca İshâk b. Rahaveyh de rivayet etmiştir. Ancak o, "insanların en cimrisi" ifadesi yerine "insanların en sapkını" ifadesini kullanmıştır. Hadisi yine Ebû Ya'lâ ve Ahmed b. Hanbel rivayet etmişlerdir. Yine el-Hâris hadisi muhtasar olarak, İbn Hibbân ise oldukça uzun bir ifadeyle rivayet etmiştir. (I, 27) Bkz. Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 178; İbn Hibbân, Zevâid, s. 52. Hadisin kısımları 3314, 3428, 3453 ve 3454 nolu hadislerde tekrarlanmıştır.(İbn Hacer Askalani Metalib’ul-Aliyye no: 3023)

Nebilerin (Peygamberlerin) Sayısı 124 bindir Rasül’ler (elçiler) ise sadece 315 tanedir Onların ilki Adem ve sonuncusu Muhammed’dir İbn Hacer bu hadisin sahih olduğunu bildirmiştir (Fethul’Bari)

0