Cevaplar

2012-10-07T14:48:45+03:00

Osmanlı Devleti’nin günümüze ulaşan ilk standart tarihleri, kuruluştan bir buçuk
asır sonra kaleme alındı. Başta Âşıkpaşazâde olmak üzere, daha sonraki tarihçilere
kaynaklık eden Yahşi Fakih’e ait Menâkıb-ı Âl-i Osman ilk Osmanlı tarihi sayılabilir.
XV. asrın ilk çeyreğinde Germiyanlı Ahmedî tarafından yazıldığı bilinen
İskendernâme’nin sonuna dercedilen Dâsitân-ı Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i Osman ise
günümüze ulaşan ilk yazılı kaynaktır. Bu durumda kuruluş devrinin ilk asrı olan XIV.
yüzyıldan günümüze orijinal bir Osmanlı tarihi intikal etmemiş olduğu söylenebilir. Bu
asrın tarihi Pachymeres, Nicephoros, Kantakuzenos ve İbn Battuta gibi çağdaş Bizans
ve Arap seyyah ve tarihçilerin eserleri ile bazı menâkıbnâmelere ve daha sonraki
kaynaklara dayanır. İlk orijinal Türk kaynakları olan Menâkıb-ı Âl-i Osman menkıbe;
Dâsitân-ı Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i Osman ise eski destan geleneğinin uzantısı
görünümündedirler. Kuruluş devrinin tarihçiliğinde şüphesiz Sultan II. Murad devrinin
müstesna bir yeri vardır. Özellikle Arapça ve Farsça’dan tercüme edilen eserler arasında
standart tarihler de vardır. Yazıcıoğlu Ali’nin İbn Bîbî’den geniş ilâvelerle yaptığı
Târih-i Âl-i Selçuk bunun güzel bir örneğidir.
Kuruluş devri tarih kaynakları arasında Takvimler de önemli yer tutar. Oldukça
eski bir geleneğe sahip olan İslâmî dönem astronomisinin son tipik örnekleri olan bu
eserler, müneccimler tarafından hazırlanır; burada önemli siyasî ve tabiî olayların
kronolojik listesi verilirdi. Bu yönüyle saray müneccimlerinin, ilk vak’anüvisler olduğu
düşünülebilir. En eskisi bu padişah döneminden kalan Takvim düzenlemesi II.Mehmed
zamanında sürmüş ve bunların bir kısmı günümüze ulaşmış ve yayımlanmıştır. Anonim
Tevârîh-i Âl-i Osman’lar da bu asrın vazgeçilmez tarih kaynaklarındandır. II. Murad
döneminde başlayan isimsiz Tevârîh Âl-i Osman yazma geleneği daha sonra da devam
etmiş ve bu tür eserlerden birçoğu günümüze ulaşmıştır. Bu eserler üzerinde ilk ciddî
çalışmayı yapan Friedrich Giese’nin hazırladığı Anonim Tevârîh-i Osman son yıllarda
yeni harflerle de yayımlanmıştır. II. Murad devrinin bir başka özelliği, gazânâme
türünün ilk örneklerinin de kaleme alındığı dönem olmasıdır. Anonim mensur Gazavât-ı
Sultan Murad b. Mehemmed adlı eser bu türe güzel bir örnektir.
İstanbul’un fethini müteakip tarih yazıcılığında canlanma olmuş; ilk standart
dünya ve Osmanlı tarihi yazma denemeleri bu dönemde yapılmıştır. Şükrullah’ın,
dünyanın yaratılışından başlattığı Farsça Behcetü’t-tevârîh’i Osmanlı döneminin ilk
umumi tarihi sayılabilir. Enverî’nin Türkçe Düsturnâme’sinin önemi ise Sâsânîler’den,
Moğollar’dan, Anadolu Beylikleri’nden, özellikle de Aydınoğulları’ndan bahseden bir
eser olmasıdır. Veziriâzam Karamanî Mehmed Paşa’nın Arapça Tevârîhü’s-selâtîni’lOsmâniyye’si kuruluştan başlayan ilk müstakil Osmanlı tarihidir. Doğrudan Fatih
devrinin tarihi olan Tursun Bey’in Târih-i Ebülfeth’i ise, monografik türünün ilki kabul
edilebilir.

1 4 1