Cevaplar

2013-01-21T15:55:00+02:00

Ozon tabakasındaki delikten bahsedildiğini şu veya bu şekilde duymuşsunuzdur. Aslına bakarsanız ozon "deliği" terimi, ozon moleküllerinin tamamen yok olmasını değil onların büyük ölçüde ve hızla azalmasını ifade etmektedir. Sonuçta ozon tabakasında ciddi boyutlarda bir incelme söz konusudur. Bu yüzden dünyanın neresinde olursanız olun gerçek bir delik göremeyeceksinizdir.
1985 yılında İngiliz bilim adamları Antarktik Kıtası üzerindeki ozon tabakasındaki aşırı incelmeyi veya "deliği" keşfettiklerini açıklayarak herkesi şaşırttılar. Aynı grup Eylül ve Kasım ayı ortalarına kadar uzanan bir periyot için Halley Bay (Antarktika) üzerindeki ozon konsantrasyonunun 1980'lerdeki seviyesinden %40 daha az olduğunu buldular. Yine bilim adamlarının yoğun çalışmaları ve dikkatli ölçümleri neticesinde, incelmenin 1970'lerin sonlarında şekillenmeye başladığı sonucuna varıldı. Ozon tabakasındaki incelme giderek daha geniş bir alan üzerine yayılmaktadır, yani Antarktik Kıtası'ndan daha öteye Güney Amerika'nın ucuna dek erişmektedir. İlk keşfedildiğinde Eylül-Ekim olmak üzere iki aylık bir periyotta görülürken günümüzde deliğin (incelmenin) varlığının Eylül-Aralık ayları arasında daha uzun bir periyotta devam ettiği görülmektedir.


1 2 1
  • Eodev Kullanıcısı
2013-01-21T15:55:52+02:00

 

İSTANBUL - 2007 yılında yayınlanan Avrupa Uzay Ajansı (ESA) raporunda uzun yıllardır ilk defa küçüldüğü kaydedilen Ozon Tabakası deliği, bu yıl geçtiğimiz yılki kaybını geri kazanmış görünüyor. Güney Kutbu üzerinde bulunan Ozon Tabakası deliği, 2008 yılı raporunda geçtiğimiz yıl kaybettiği kanı hem hacimsel, hem de boyutsal olarak geri kazandı. Her ne kadar 2007 yılında kaybedilen değer kazanılmış olsa da, deliğin 2006 yılındaki genişliğine ulaşamadığı belirtiliyor.

Ozon gazı, üç oksijen molekülünün elektrik kıvılcımlarıyla oluşuyor ve Atmosferin üst kısımlarında, Yeryüzü’nden 25 kilometre yükseklikte bir tabaka oluşturuyor. Güneş ışınlarında bulunan ultraviyole radyasyonunu engelleyen Ozon gazından oluşan tabaka, bu şekilde denizlerdeki yaşamın korunmasını sağlıyor.

Kloroflorokarbon gibi uçucu halojen gazlar tarafından çözülen Ozon Tabakası’nı korumak amacıyla her ne kadar 1987’de Montrö Protokolü’yle bu gazların kullanımı büyük ölçüde yasaklanmış olsa da, bu gazlar on yıllardır atmosferde salındıklarından tabakanın sürekli çözünmesine neden oluyorlar. Tabakada bulunan delik içinden geçen ultraviyole ışınları, hem deniz yaşamını tehdit ediyor, hem de küresel ısınmada aktif rol oynuyorlar.

2 3 2