Cevaplar

2012-10-07T17:26:22+03:00
Anadolu halkı İstanbul'a gidip de hiç dönmeyen veya zamanında dönmeyen sevdikleri için umarı türkülerde aramıştır hep. Bu tür türkülerin birçok örneği var. Gurbet türkülerinin çoğunda İstanbul adı geçmese bile gidilen yerin bu koca kent olduğu bilinir.

İstanbul para kazanılan yerdir. Çünkü çalışma alanı çok geniştir. Herkese ekmek vardır orada. Neredeyse taşı toprağı altındır. İstanbul'a gidip de geri gelenler ballandıra ballandıra anlatırlar. Ne kadar anlatsalar da bitiremezler.

Karadenizlinin denizde ustalığını gösterdiği yerdir. Deniz devam eder İstanbul'da; bitmez hatta. Marmara Denizi'yle Ege'ye, oradan Akdeniz'e ulaşır. Bununla da kalmaz okyanuslara açılır.

Orta Anadolu, Doğu ve Güneydoğu insanı için yapı işçiliği ve diğer işler için uygun kenttir. Çukurova insanı içinse bir eğlenme ve para harcama yeridir, İstanbul. Kapıcılıktan bahçıvanlığa, hizmetçilikten her türlü bekçiliğe ve seyyar satıcılığa varıncaya kadar sayısız iş alanı bulunur.

Osmanlı Devleti zamanında Kütahya'da görevli Ethem Paşa İstanbul'a bir görev için gitmiş ve uzun süre dönmemiş. Derler ki; yedi sene. Bize öyle geliyor ki Kütahya İstanbul'a yakın bir yer; bu nedenle de aralıklarla, gidip gelmeler biçiminde olmalı bu ayrılış. Ama türkü yakıcı veya anlatıcı yedinin simgesel çağrışımından dolayı yediyi kullanmış olmalı. Ethem Paşa'nın kültürlü eşi Esma Hanım'ın yazdığı söylenen şiir, zamanla türkü biçimine dönüşmüş ve Kütahya türkülerinin ustası Hisarlı Ahmet kanalıyla yayılmıştır.

Gerek söz ve gerekse ezgisel yapı bakımından kentsel mekanlardaki halk müziği örnekleri içinde özel bir yeri vardır.

0